Haber Detayı

Hiçbir ülke kendi filmini yapmadan gelişemez
Yazarlar hurriyet.com.tr
01/03/2026 08:10 (6 saat önce)

Hiçbir ülke kendi filmini yapmadan gelişemez

Politik gerilim türündeki “Gizli Ajan” (The Secret Agent), Brezilya sinemasının son dönemdeki en güçlü uluslararası çıkışlarından biri oldu. Kleber Mendonça Filho imzalı film, 2025 Cannes Film Festivali’nde ‘en iyi yönetmen’ ödülünü kazanırken, başrol oyuncusu Wagner Moura’ya da ‘en iyi erkek oyuncu’ ödülünü getirdi. Yapım, 2026 Altın Küre’de ‘yabancı dilde en iyi film’ ödülüne layık görülürken, Wagner Moura da drama kategorisinde ‘en iyi erkek oyuncu’ seçilerek bu kategoride ödül alan ilk Brezilyalı oyuncu oldu. Oscar yarışında da iddiasını sürdüren “Gizli Ajan”, ‘en iyi film’, ‘en iyi uluslararası film’ ve ‘en iyi oyuncu’ adaylıkları elde etti. Oscar’da en iyi erkek oyuncu ödülüne aday gösterilen ilk Brezilyalı oyuncu olan Wagner Moura ile Los Angeles’ta bir araya geldik.

◊ Brezilya, sadece sporcularını değil, sanatçılarını da aynı coşku ve gururla alkışlıyor.

Ülkenin sizi yalnızca başarılı bir oyuncu olarak değil, Brezilya’yı dünya sahnesinde temsil eden bir isim gibi sahiplenmesi size nasıl hissettiriyor?- Harika bir duygu.

Çünkü Brezilya’da kültür uzun zamandır büyük bir mücadele veriyor.

Aşırı sağın kültüre yapılan yatırımlara ve devlet desteğine karşı çıkması ve bu konuda yalanlar yayması gerçekten çok üzücü.

Oysa hiçbir ülke kendi kültürü olmadan, kendini sanatında görmeden gelişemez.

Bu yüzden burada Brezilya filmiyle yer almak benim için çok anlamlı.Özellikle Brezilya’nın kuzeydoğusunun insanını ve ruhunu yansıtan bir hikâyeyle dünyaya çıkmak çok değerli.

Dünyanın farklı yerlerinden insanların bu kültürü keşfetmesini görmek beni mutlu ediyor.

Ama bundan da önemlisi, Brezilyalıların sanat aracılığıyla kendilerine bakabilmesi.

Tiyatro, kitaplar ve sinema bize bir ayna tutuyor, kim olduğumuzu, nasıl bir toplum olduğumuzu anlamamıza yardımcı oluyor.

Buna gerçekten ihtiyacımız var.Burada kendimi asla yalnız hissetmiyorum.

Çünkü burada sadece biz yokuz; arkamızda kültürüyle tüm dünyada tanınan bir ülke var.

Güney Amerika’da Portekizce konuşan tek ülke olan Brezilya, dünyanın dört bir yanından insanları bir araya getiren, kültürünü ve sanatçılarını yürekten sahiplenen çok özel bir ülke.

Bunu hissetmek gerçekten çok güzel.KENDİMİ ‘OZ BÜYÜCÜSÜ’NDEKİ DOROTHY GİBİ HİSSETTİM◊ Siz başroldesiniz ama filmde çok geniş bir oyuncu kadrosu var ve kısa bir süre için bile olsa oynayan herkes önemli.

Bu kadar çok karakterle dolu bir senaryo üzerinde çalışmak nasıl bir deneyimdi?- Harika bir deneyimdi.

Gerçekten harikaydı.

Kendimi adeta “Oz Büyücüsü”ndeki Dorothy gibi hissettim; yolculuğum boyunca birbirinden renkli karakterlerle karşılaşıyordum.

Ayrıca Brezilya’nın kuzeydoğusundan, Paraíba, Pernambuco, Alagoas ve Bahia’dan gelen pek çok oyuncuyla çalışmak benim için çok özeldi.

Hepsi birbirinden güçlü oyunculardı.15 yaşımdan beri oyunculuk yapıyorum ve beni hâlâ bu mesleğe heyecanla bağlayan şey, karşımdaki oyuncuya bakıp onunla birlikte bilinmeze atlayabilmek.

Belki klişe gelebilir ama oyunculukta en sevdiğim duygu bu.

Karşınızdaki oyuncuyla sahneye başladığınız anda, her şeyin bambaşka bir yere gidebileceğini hissetmek...

Bence en canlı ve en gerçek anlar orada doğuyor.

Her şeyi plana sıkı sıkıya bağlayan, sürprize izin vermeyen oyunculuk bazen o özgürlüğü kısıtlıyor.

Kleber’in en sevdiğim yönlerinden biri de bu; sahne doğal olarak başka bir yöne akmak istediğinde buna alan açıyor, hatta bazen sahnenin ortasında bize yeni replikler atarak bizi daha da özgürleştiriyor.

Bu nedenle o oyuncu kadrosuyla çalışmak gerçekten olağanüstüydü.

Bu deneyimi tarif etmek için evet, en doğru benzetme Dorothy ve “Oz Büyücüsü”.ARKAMIZDA BREZİLYALILARIN ÇOK GÜÇLÜ DESTEĞİ VAR◊ Harika bir filminiz var, siz de çok sevilen ve tanınan bir isimsiniz.

Ama özellikle Amerika’daki tanıtım süreci oldukça başarılıydı.

Brezilya’dan gelen büyük toplu destek, kampanyaya nasıl yansıyor?- Gerçekten harika bir şey, değil mi?

Desteğe bayılıyorum.

Çünkü burada sadece ben yokum, arkamızda Brezilyalıların çok güçlü desteği var.

Mesela Governors Awards sırasında fotoğrafım paylaşıldığında, Brezilyalıların o gönderiye inanılmaz bir şekilde sahip çıktığını görmek beni çok etkiledi.

Beğeni ve destek anlamında neredeyse herkesi geride bırakan büyük bir ilgi vardı.

Geçen yıl Fernanda Torres’te de benzer bir şey yaşanmıştı.

Bunu çok değerli buluyorum, çünkü Brezilya’daki aşırı sağ, uzun zamandır dezenformasyonla insanları kültürün devlet tarafından desteklenmemesi gerektiğine inandırmaya çalışıyor.

Oysa bu çok büyük bir hata.

Hiçbir ülke, kendi kültürel kimliği olmadan; kendi filmlerini yapmadan, tiyatrosunda oyun sergilemeden, kitaplar yazmadan gerçek anlamda gelişemez.Brezilya çok güçlü, çok özgün bir kültüre sahip bir ülke.

Bu nedenle Brezilyalıların kendilerini sanatçılarımızda ve sanatımızda görmesi ve bizim onları bir şekilde temsil ettiğimizi hissetmesi benim için gerçekten çok anlamlı.Kampanya tarafına gelince, kendimizi çok iyi ellerde hissediyoruz.

Çünkü Neon gerçekten olağanüstü bir iş çıkarıyor.

Şu ana kadar yaşanan süreçten de çok memnunuz.O SAHNEDE ZAMAN DUYGUMU KAYBETTİM ◊ Sizin için filmde en özel sahne hangisiydi?- Cinema São Luiz sahnesi çok özeldi.

O sahnede bir oyuncu olarak yaşayabileceğim en güzel duygulardan birini hissettim.

Sahne bittiğinde “Az önce burada ne oldu?” dedim.

Zamanın nasıl geçtiğini anlamadım.

O sahnede zaman duygumu tamamen kaybettim.

Bir oyuncu için bundan daha büyüleyici bir his yok.

DEMOKRASİMİZ KIRILGAN DEĞİL, GÜÇLÜ ◊ Amerika’nın Latin Amerika’ya bakışını ve bugün bölgedeki siyasi atmosferi nasıl değerlendiriyorsunuz?- Bize büyürken hep Brezilya demokrasisinin genç, kırılgan ve savunmasız olduğu söylendi.

Ama bugün geldiğimiz noktada, demokrasimizin aslında düşündüğümüzden daha güçlü olduğunu görüyoruz.

Bolsonaro’nun da (Brezilya’nın eski devlet başkanı) yargılanıp ceza alması, Brezilya demokrasisinin gücünü çok net biçimde ortaya koydu.

Bu noktada Amerika’yla yapılan paralellik de kaçınılmaz.

Çünkü seçim sonuçlarını reddedenlerin başkente saldırısı, ABD’de nasıl yaşandıysa Brezilya’da da neredeyse aynı şekilde yaşandı.

Ama bizim farklı yaptığımız bir şey oldu.

Ve bence bunun nedeni hafıza; tam da filmimizin merkezindeki mesele.Brezilyalılar diktatörlüğün ne demek olduğunu biliyor ve bunun yeniden yaşanmasını istemiyor.

Bolsonaro’nun yargılanması ve hapse gitmesi, bu tarihsel hafızayı daha da güçlendirdi.

Sanırım bundan sonra insanlar, “Brezilya demokrasisi kırılgan” ya da “Henüz çok genç” derken iki kez düşünecek.

Yaşananlar, demokrasimizin sandığımızdan daha dirençli olduğunu gösterdi.

İlgili Sitenin Haberleri