Haber Detayı
Terörle Mücadele Kahramanları Derneği: Rütbe ve Sınıf Temelli Maaş Farkları Kapatılsın, Sosyal Haklar Eşit...
Terörle Mücadele Kahramanları Derneği üyesi gaziler, rütbe ve sınıf temelli maaş farklarının kapatılmasını, sosyal hakların eşitlenmesini ve bürokratik engellerin kaldırılmasını talep etti. Gazi İlyas Akman, "Bu devleti koruyan biz, ölen biz, çatışan biz ama yok sayılan yine biz" diyerek sitem etti. Gazi İbrahim Atik de "Bu konuda destek istiyoruz. Maaş farkımız kapansın, özlük haklarımızı alalım" diye çağrıda bulundu.
(ANKARA) - Haber: Hilal ACAR / Kamera: Hakan KARADUMAN Terörle Mücadele Kahramanları Derneği üyesi gaziler, rütbe ve sınıf temelli maaş farklarının kapatılmasını, sosyal hakların eşitlenmesini ve bürokratik engellerin kaldırılmasını talep etti.
Gazi İlyas Akman, "Bu devleti koruyan biz, ölen biz, çatışan biz ama yok sayılan yine biz" diyerek sitem etti.
Gazi İbrahim Atik de "Bu konuda destek istiyoruz.
Maaş farkımız kapansın, özlük haklarımızı alalım" diye çağrıda bulundu.Terörle Mücadele Kahramanları Derneği üyesi gaziler, rütbe ve sınıf temelli maaş farklılıkları, sosyal hak eşitsizlikleri ve bürokratik engellerin kaldırılması istemiyle açıklama yaptı.Terörle Mücadele Kahramanları Dernek Başkanı Okan Özalp, yaşadıkları mağduriyeti şu şözlerle anlattı:"Terörle mücadele kapsamında bizler, kamu görevi icra ederek devlet ve millet adına can aldık, can verdik, düşmana karşı mücadele ettik.
Bu mücadelemiz, erlerin boynunda ve omuzlarında yücelen, Osman Pamukoğlu Paşamızın da dediği gibi, 'Devletimizin şerefi askerimin sırt çantasındadır' sözünün söylendiği yıllarda gerçekleşti.
Bu kapsamda, yaklaşık 32 yıldır şehit ve gazi olduktan sonra rütbe ve sınıf ayrımına uğradık.
Bu nedenle özlük haklarında geri kaldık.
Maaş olarak geri kaldık.
Son dönemlerde, bundan kaynaklı olarak gazilerimiz arasında intihar vakaları yaşanmaktadır.
Artık sesimizin duyulmasını istiyoruz.
Cumhurbaşkanımızın defalarca talimat vermiş olmasına rağmen, bürokratik engelleri aşamıyoruz.
Bir subay şehidimizin ailesi 140 bin lira maaş alırken, diğer şehitlerimizin aileleri 28 bin lira maaş almaktadır.
Bu durum doğal olarak vicdanları yaralamaktadır.
Astsubayda da değişiklik göstermekte, uzmanda da.
Bu bürokratik engelin temel sebebi, Milli Savunma Bakanlığımızın bize diri muamelesi yapmasıdır.
Bizler gaziler olarak yüzde 40 ve üzeri engelli hale gelerek, şehadete ramak kala hayatımıza devam ettik.
Bu nedenle iş gücü kaybına uğradığımız için doğal olarak gazilik maaşımızdan başka bir geçim kaynağımız olmadı.
Yine verilen iş hakları, sosyal devlet ilkesi gereği zaman içerisinde sağlandığından, bu haklarımızı da değerlendiremedik.
Bu nedenle gaziler olarak, şehit ailelerindeki maaş farkında olduğu gibi aramızda da 3–4 kat fark bulunmaktadır.
Bu mağduriyet devam etmektedir." Güzel: "Kendi ülkemde ikinci sınıf vatandaş gibi hissetmek çok zoruma gidiyor" 1996 yılında mayına basarak gazi olduğunu söyleyen Savaş Güzel de 30 yıldır mağdur olduğunu belirterek, şunları söyledi:"Yaşadığımız dönemde haklar arasında çok büyük farklar var.
Bir er ile bir subay maaşı arasında 2–3 kata kadar fark bulunmakta.
Bir kesim 50 bin lira alırken, bir kesim 140 bin liraya kadar maaş almakta.
Örnek vereyim, gazi eşine maaşının yüzde 70'i bağlanıyor.
Ancak bir subay, astsubay ya da uzman çavuşun şehit olması ya da yaralanması durumunda, ölüm halinde maaşının tamamı 140 bin lira ise 140 bin lira bağlanıyor.
Orada bile haksızlık yaşıyoruz.
Size bir örnek vermek isterim.
Geçen eczaneye gittiğimde, benden önce gelen Suriyeli hiçbir ilaç farkı ödemezken ben 200 lira ilaç farkı ödedim.
Çok büyük bir para değil belki ama kendi ülkemde ikinci sınıf vatandaş gibi hissetmek çok zoruma gidiyor.
Cumhurbaşkanımız defalarca Milli Savunma Bakanlığı'na, Çalışma Bakanlığı'na, Aile Bakanlığı'na talimat vermesine rağmen bu konu geciktirildi.
Maddi ve manevi hakların eşitlenmesi gerekiyor.
Anayasa'nın 61. ve 10. maddelerinde yer alan haklara uygun olmadığı gibi, pozitif bir ayrımcılık kapsamında da değiliz.
Bu da çok yanlış bir yaklaşım.
Bir erin bacağı ayrı, subayın bacağı ayrı, uzmanın bacağı ayrı diye bir şey olmaz.
Mayına basan bacak da kurşunla yaralanan da aynıdır.
Emek aynıdır ama haklar farklıdır.
Kızdığımız noktalardan biri budur.
Cumhurbaşkanının genel talimatı olmasına rağmen orduevlerine alınmıyoruz.
Oysa ben Milli Savunma Bakanlığı'na bağlı bir personelim." Atik: "İstediğimiz, özlük haklarımızın verilmesidir" Gazi İbrahim Atik, 1993 yılında Bingöl Elazığ yolunda 33 askerin şehit edildiği olayda gazi olduğunu ve iki gün boyunca işkence gördüğünü söyleyerek, şöyle konuştu:"İstediğimiz, özlük haklarımızın verilmesidir.
Zaten bunu Cumhurbaşkanımız söylemişti ama hala bürokrasiyi aşamadık.
Bu konuda destek istiyoruz.
Maaş farkımız kapansın, özlük haklarımızı alalım.
Orduevlerine zaten giremiyoruz, o bizi aşıyor.
Ayrıca kimlik kartlarımızda da sıkıntılarımız var.
Terörle mücadele kapsamında, terörle birebir çatışmada yaralanmamış kişiler bile vazife malulü sayılabiliyor.
Biz mezara girdiğimiz zaman zaten arkadaşlarımızla aynıyız.
Sadece bu hakların verilmesini istiyoruz."Gazi kimlik kartını gösteren Atik, "Bu kimlik kartını ücretsiz ulaşımda sadece otobüslerde kullanabiliyoruz.
Burada siz nasıl görüyorsunuz bilmiyorum ama kartta şehit yakını, gazi, gazi yakını gibi ibareler yer alıyor.
Oysa burada yalnızca benim gazi olduğumu belirten bir ibare olması gerekiyor.
Bizim girebildiğimiz yerler askeri alanlar, askeri er gazinoları ve yeni yapılan gazi uyumevi gibi yerlere girebiliyoruz" dedi.
Akman: "Bu devleti koruyan biz, ölen biz, çatışan biz ama yok sayılan yine biz" Gazi İlyas Akman, 2016 Kayseri otobüs patlamasında gazi olduğunu söyleyerek, "Şöyle söyleyeyim; uzmanlarımız gümüş, astsubaylarımız altın, subaylarımız elmas; yani devletimizin gözünde durum bu.
Ancak teröristler kimin ne olduğuna bakmıyor. 'Sen subaysın, sana iki kurşun sıkayım; ersin, sana bir kurşun sıkayım' demiyor.
Hepimiz aynı şekilde yaralanıyoruz.
Özlük haklarımız farklı, girdiğimiz yerler farklı.
Orduevlerine biz giremiyoruz ama onlar bizim girdiğimiz yerlere girebiliyor.
Biz ise onların girdiği birçok yere giremiyoruz" diye sitem etti.15 Ocak'da intihar eden gazi Ferdi Çatal'ın yayımladığı videodaki söylemlerine değinen Akman, şöyle devam etti: . "Ferdi Çatal da intihar etmeden önce yayımladığı videoda gördüğünüz gibi haksızlıktan bahsediyor. 'Neden ben şunu aldım da benimle aynı şekilde yaralanan bir arkadaşım bu hakka sahip?' diye soruyor.
Ben 10 yaşımda devlet terbiyesini ve devlet adabını babamdan öğrendim.
Biz devlet için öldürürüz ve ölürüz.
Ferdi, vefat etmeden önce ailesini devlet babaya değil, mafya babasına emanet etti"Ben er gazisiyim, 5. derecedeyim, 41,5 bin lira alıyorum.
Yeni gazi olan biri uzman 85–100 bin lira alıyor, subay onun bir üstü.
Yaralamalara bakınca hepimiz aynıyız, özlük haklarına bakarsanız hiçbirimiz aynı değiliz.
Biz 20 yıl önce bu devlet tarafından savaşa gönderiliyorduk, intikale gönderiliyorduk, her şeye biz gönderiliyorduk.
Şimdi yok sayılmaya başladık.
Neden? 80–100 senedir bu devleti koruyan biz, ölen biz, çatışan biz ama yok sayılan yine biz."