Haber Detayı
İngiliz basınından flaş iddia: Suudi Veliaht Prens Selman, İran için Trump’ı ‘gizlice’ ikna mı etti?
Londra merkezli The Telegraph’ın özel haberine göre Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, ABD Başkanı Donald Trump ile yaptığı gizli telefon görüşmelerinde İran’a karşı bir askeri saldırı düzenlenmesi yönünde baskı yaptı. Haberde, bu görüşmelerin Trump’ın İran’a yönelik geniş çaplı saldırı kararı almasında belirleyici bir rol oynadığı iddia edildi.
Londra merkezli The Telegraph’ın özel haberine göre Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, ABD Başkanı Donald Trump ile yaptığı gizli telefon görüşmelerinde İran’a karşı bir askeri saldırı düzenlenmesi yönünde baskı yaptı.
Haberde, bu görüşmelerin Trump’ın İran’a yönelik geniş çaplı saldırı kararı almasında belirleyici bir rol oynadığı iddia edildi.
Telegraph'ın aktardığı iddialara göre Suudi Veliaht Prens bin Selman ve İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu, Trump'ı İran'a karşı bir askeri operasyon başlatması için haftalar boyunca baskı altında tuttu.
Bu baskının sonucunda Trump, İran'ı hedef alan ortak ABD–İsrail saldırısını onayladı.
VELİAHT PRENS'TEN İKİLİ DİPLOMASİ Mİ?
Telegraph'ın haberine göre, bin Selman kamuoyu önünde diplomatik çözümlerden yana olduğunu söylemesine rağmen, Trump ile yaptığı özel görüşmelerde İran'a saldırı yapılması gerektiğini savundu.
Haberde, Veliaht Prens'in Trump'a İran'ın bölgesel güç haline geleceğini ve daha tehlikeli bir hale dönüşeceğini söylediği, bu nedenle 'ABD'nin şimdi saldırması gerektiği' yönünde ısrar ettiği iddia edildi.
NETANYAHU'NUN UZUN SÜREDİR TRUMP'A BASKISI Telegraph'a göre bin Selman'ın girişimlerine paralel olarak Benjamin Netanyahu da Trump üzerinde uzun süredir devam eden baskısını sürdürdü.
Netanyahu'nun İsrail'in güvenliği için İran'a askeri müdahale gerektiğini savunan kampanyası, Trump'ın karar sürecini etkileyen diğer bir faktör olarak gösterildi.
TRUMP'IN KARARI: BASKI VE SALDIRI ARASINDAKİ ÇİZGİ Telegraph'ın aktardığına göre, Trump'ın İran'a saldırma kararı sadece askeri değerlendirmelerle alınmadı.
Trump'ın İran'ın doğrudan ABD topraklarına bir tehdit oluşturmadığı yönündeki istihbarat değerlendirmelerine rağmen, Suudi ve İsrail liderlerin yoğun lobi faaliyetleri kararı etkiledi.
Telegraph'ın haberinde, Trump'ın son kararı verirken son birkaç hafta içinde bin Selman ve Netanyahu ile birkaç kez doğrudan temas kurduğu ve bu görüşmelerde saldırının 'koşulların uygun olduğu' yönünde ikna edici bir anlatı sundukları öne sürüldü.
İRAN'IN TEPKİ VE SALDIRILARI Telegraph'ın aktardığı iddialar, İran'ın misilleme saldırılarının da bölgeye nasıl yayıldığını gözler önüne seriyor.
İran, ABD–İsrail saldırılarının ardından balistik füzeler ve insansız hava araçlarıyla İsrail'in yanı sıra ABD'nin bölgedeki askeri üslerini ve komşu ülkeleri hedef aldı.
Bu saldırılar, Katar'dan Bahreyn'e, Birleşik Arap Emirlikleri'nden Suudi Arabistan'a uzanan geniş bir coğrafyada etkiler yarattı.
KÖRFEZ'DE ARTAN GERİLİM VE GÜÇ DENGESİ Telegraph'ın haberinde, Suudi Arabistan ve BAE gibi Körfez ülkelerinin İran'ı bölgesel bir tehdit olarak gördüğü ve bu nedenle Tahran'a karşı ABD ile birlikte hareket etme eğiliminde olduğu belirtiliyor.
Haberde bu ülkelerin, İran'ın saldırılarından sonra ABD ile koordinasyonlarını artırdığı ve bölgesel güvenlik perspektiflerini yeniden değerlendirdikleri öne sürülüyor.