Haber Detayı

Savaş emri veren 21. yüzyıl canavarları
Memduh bayraktaroğlu nefes.com.tr
02/03/2026 05:00 (1 saat önce)

Savaş emri veren 21. yüzyıl canavarları

Ne yazık ki canlarım savaşın dili, doğurganlık metaforlarıyla süslüdür zira iki taraf da savaşa giderken kendini; tarihin ebeveyni, karşı...

Ne yazık ki canlarım savaşın dili, doğurganlık metaforlarıyla süslüdür zira iki taraf da savaşa giderken kendini; tarihin ebeveyni, karşı tarafı ise doğacak çocuğun düşmanı ilân eder:“Gelecek nesiller için… Şehitlerimizin kanından bir millet filizlenecek, bir vahşetin kökü kazınacak…”Ve ne tuhaftır ki; gelecek nesiller için yola çıkanlar, önce o nesilleri toprağa verirler…Oysa gerçekte doğan; yetimlik, yoksulluk, travma ve en çok da: nesiller boyu sürecek kin, nefret ve intikam duygusudur…***Demek istemem o ki; savaş, çocuk üretme vaadiyle meşrulaştırılır ancak çocukların geleceğini tüketerek ilerler…Bir taraf “çocuklarımız özgür olsun” der, diğer taraf “çocuklarımız güvende olsun” diye karşılık verir… Yani, iki taraf da haklılık iddiasını çocukların masumiyeti üzerinden kurar, kendi iktidar hesaplarını “gelecek kuşakların istikbali” diye paketler...***Hâsılı canlarım, “bu acı, yeni bir hayatın doğum sancısıdır” hamaseti, savaşın en büyük yalanıdır zira bu bir doğum değil; bu, bir hayatın kürtajıdır...Halbuki gerçek cesaret, çocuk sayısını arttırmak yerine, çocukların yaşayacağı barışı çoğaltmaktır…Çünkü savaş, hiçbir zaman gelecek üretmez, geçmişten gelen acıları büyütür...

Kolaycılık ya da vicdansızlık Sodom ve Gomora, kutsal iki kitapta (Eski Ahit ve Kur’an) halkı günahkâr oldukları için Tanrı’nın gazabıyla yok edilen kentlerdir…Oysa metinlere dikkatle bakıldığında mesele yalnızca bireysel günah değil; kamusal çürümedir...Bu iki şehirde güç hoyratlaşmış, yabancıya düşmanlık sıradanlaşmış, uyarılar alaya alınmış, eleştiri tehdit sayılmıştır…***Bu tablo, tarih boyunca birçok rejimde tekrar etmiş; devletler doğal felâketlerle değil, kurumsal zayıflıklarla çökmüştür...Deprem her coğrafyada olur; ama hukuk güçlü ise sistem ayakta kalır...Hukuk çökmüşse küçük bir sarsıntı bile yıkım getirir...Sodom ve Gomora sahiden yaşanmışsa, son altı ayı, mutlaka bir kibir dönemidir...İktidarın kendini dokunulmaz gördüğü, eleştiriyi düşmanlık saydığı, gerçekliğin filtrelendiği dönem…***Unutmayınız lütfen, her çöküş “bize bir şey olmaz” cümlesiyle başlar…Bu iki kentin hikâyesi bence gökten gelen ateşin değil; içeride sönen adaletin hikâyesidir...Ve her toplum için asıl soru şudur: Yangın gökten mi gelir, yoksa bizler mi onu içeride tutuştururuz?..Sözümün özü: Komşuda başlatılan savaşta sadece tek tarafı suçlamak, kolaycılık ya da vicdansızlıktır…

İlgili Sitenin Haberleri