Haber Detayı

İran müdahalesi neden farklı: Perde arkasında hangi strateji var?
Dünya hurriyet.com.tr
02/03/2026 10:26 (2 saat önce)

İran müdahalesi neden farklı: Perde arkasında hangi strateji var?

Haftalardır İran’a operasyon sinyali veren Trump yönetimi, İsrail ile birlikte İran'a operasyon başlattı. Başta Hamaney olmak üzere üst düzey isimlere ve kilit kurumlara düzenlenen saldırılar, İran'da dengeleri alt üst etti. Cumartesi günü başlayan bu saldırılar, ABD hükümetlerinin başka ülkelerin rejimine ilk müdahalesi değil. Irak ve Venezuela'da da rejime baskı yapan ABD'nin İran müdahalesi ise bu iki ülkeden ayrılıyor.

Amerika Birleşik Devletleri’nin İsrail ile birlikte İran’a düzenlediği saldırılar, hem İran’da hem bölgede dengeleri altüst etti.

İran’ın lideri Ayetullah Hamaney’in İsrail’in düzenlediği bombardımanda hayatını kaybetmesi ise İran’daki rejimin geleceği başta olmak üzere birçok soru işareti doğurdu.

ABD’nin son 20 yıldır dünyanın çeşitli noktalarında rejimlere müdahale ettiği herkesin malumu.

Bu müdahalelerin en barizi 2003’te Irak yönetimine ve geçen ay Venezuela’da Maduro yönetimine düzenlenen operasyonlar.

Tarihçilere ve uluslararası ilişkiler uzmanlarına göre, Trump’ın İran’a müdahalesi diğer rejim devirme stratejilerinden farklılık gösteriyor.

Peki nasıl?İran ile yürütülen nükleer müzakerelerin başarısızlıkla sonuçlanması, ABD-İran ilişkilerinde tansiyonun iyice yükselmesine neden olmuştu.

Haftalardır İran’a operasyon sinyali veren Trump yönetimi, ABD’nin Körfez Savaşı’ndan bu yana en büyük yığınağını başlattı ve donanmasının yüzde 41’ini Orta Doğu’ya getirdi.

Artan tansiyon önceki gün İran’a başlatılan bombardımanla bir savaşa dönüştü.İran halkına da seslenen ABD Başkanı, “Bu, İran halkının ülkesini geri alması için tek ve en büyük şanstır” yorumunda bulundu.

İran Devrim Muhafızları Ordusu'nun ve diğer güvenlik güçlerinin çoğunun “artık savaşmak istemediğini” savunan Trump, Şimdi dokunulmazlık elde edebilirler, ama sonra onları sadece ölüm bekliyor mesajını paylaştı.

Hamaney'in öldürülmesinin ardından Tahran'da düzenlenen gösterilerden bir görüntü.

Fotoğraf: APTarihçilere göre, ABD’nin İran’a düzenlediği saldırılar ve İran halkına açıktan yaptığı ayaklanma çağrıları, ABD’nin Irak ve Venezuale’da yönetime uyguladığı baskı yaklaşımlarından farklı.

ABD’nin riskli hamlesi, önümüzdeki dönemde dış politikasının daha öngörülemez bir seyir izleyeceğinin sinyalini veriyor.

ABD’nin Irak ve Venezuela’daki girişimlerde ise hedefleri çok belirgindi.

Gözden Kaçmasın İran’ın kaderini belirleyen lider: HAMANEY!

Ülkeyi nasıl şekillendirdi?

Şimdi ne olacak?

Evlerin balkonlarından ‘özgürlük’ sloganları… Haberi görüntüle Kültür Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof.

Dr.

Hasan Köni, hem Venezuela hem de İran operasyonlarının uluslararası hukuka aykırı olduğunu vurgulayarak, “Şu açıdan aykırı; bir kere gidip bir ülkenin başkanını terörist diye alıp, kendi ülkende yargılamaya götürme diye bir uygulama yok.

Böyle bir anlaşma da yok” dedi.Bir devletin kendisine saldırmadan, ona birtakım kurallar empoze etmek için oraya saldırmak gibi bir husus da olmadığını belirten Köni, İran ile savaşın gerekçesinin uluslararası kurallara neden uymadığını şu sözlerle anlattı:“İsrail'in İran'la sorunları var.

İsrail, ‘Çevreliyor beni, nükleer silah yapıyor, füzeleri de var.

Bana karşı kullanabilir; önleyici meşru müdafaa yapıyorum’ diyor. ‘Önleyici meşru müdafaa’ diye bir kural yok.

Bunu Amerika ve İsrail ortaya çıkarttı.

Bir de ‘önalıcı meşru müdafaa’ dediler.

Yani tahminen bu bana saldırabilir; ben şimdiden bunu önleyeyim’ diyor.

Bunu iç hukukta düşünebiliyor musunuz?

Yani sevmediğiniz biri tabanca aldı, ‘İleride kapışabiliriz, ben şimdiden vurayım onu’ denilebilir mi?

Bütün hukuk temelini sarsan davranışlar bunlar.”Köni, söz konusu uygulamaya yönelik, “Uluslararası hukuku kabul etmiyorum, kendi çıkarıma göre davranırım’ tutumu bu” değerlendirmesini yaparak, Rusya ve Çin’in de bundan sonra uluslararası hukuka uyacağını söylediğini vurguladı ve ekledi:“Çünkü o zaman orta boy devletlerin kendilerini savunacakları hiçbir boyut kalmaz.

Ama hukuksuzluk sistemin içine girerse, Rusya, Çin ve Amerika'nın dışında hiçbir devlet kendisini koruyamaz.

En büyük fark da burada.

ABD kendisine saldırmayan bir devlete saldırı düzenliyor.” İran lideri Hamaney’in ölümünün ardından Kum’da düzenlenen gösteriden.

Fotoğraf: AAVenezuela’da ABD, Maduro yönetiminin narkoterörü desteklediğini ileri sürmüş ve Maduro’yu yakaladıktan sonra yargılamak üzere ABD’ye götürmüştü.Köni, “İran’da yargılayacak bir durum yok ki.

ABD kendi ülkesi için bir strateji geliştirdi.

İran’da uluslararası alanda suç oluşturacak bir şey yok.

Venezuela’da narkotik suçların arkasında olduğu gerekçesiyle ‘Suçludur, narkotik suçu var’ demişti.

Şimdi İran’da devlet ilişkileri içinde ‘Fazla silahlanıyor, bana saldırabilir, önalıcı meşru müdafaa yapıyorum’ diyor.

Venezuela konusu uluslararası ceza hukukuna giriyor, İran devletler hukukuna giriyor” şeklinde konuştu.

Gözden Kaçmasın Hürmüz Boğazı bilmecesi!

Küresel anlamda önemi ne?

Türkiye’yi nasıl etkiler? ‘Çok katmanlı bir kriz niteliği ortaya çıkabilir’ Haberi görüntüle Her ne kadar İran’da yönetim kadrolarının yerine kimlerin geleceği önceden belirli olsa da Hamaney’in öldürülmesinin ve İran üst yönetiminin etkisiz hale getirilmesinin ülkenin geleceğini bir belirsizliğe sürüklediği aşikar.TRUMP İRAN’DA NE YAPMAYI DÜŞÜNÜYOR?Trump, Axios’a yaptığı açıklamada, öngördüğü çıkış yollarını şöyle anlattı:“Uzun vadeli bir strateji izleyip her şeyi ele geçirebilirim ya da 2-3 gün içinde meseleyi sonlandırıp, İranlılar’a ‘Nükleer ve füze programlarınızı yeniden başlatırsanız birkaç seneye yine görüşürüz” diyebilirim.”Trump’ın bu tutumu, 2003’te George W.

Bush yönetimindeki Amerikan ordusunun Irak’ı işgalinden ve geçen ay Maduro’nun yakalanmasıyla sonuçlanan operasyondan farklı.

Çünkü bu iki örnekte de ABD söz konusu ülkelerin iktidar yapısını ortadan kaldırmak konusunda daha doğrudan bir rol üstlenmişti.

Ohia State University’de askeri tarih çalışmaları yürüten Emekli Albay Peter Mansoor, İran’ın iki çatışmadan farklı olduğuna işaret ederek, iki müdahalenin de gelecekteki hükümet altyapıları düşünülerek yapıldığını ve İran müdahalesinin şimdiye kadar bu öngörüden yoksun olduğunu dile getirdi.ABD’nin 2003’te Irak’ta yürüttüğü rejim değişikliği operasyonu, uzun süreli istikrarsızlık ve iç savaşla sonuçlanmıştı.

Bush yönetimi, Mart 2003’te Irak’a başlattığı tam ölçekli işgalde 200 bin Amerikan piyadesini bölgede konuşlandırmıştı.

Bağdat birkaç hafta içinde düşmüş, Saddam Hüseyin ise Aralık 2003’te yakalanmıştı.

ABD koalisyonunun o dönem belirli bir hedefi vardı: Saddam Hüseyin’i görevden almak ve iddia edilen kitle imha silahlarını ortadan kaldırmak.Columbus State Üniversitesi'nde askeri tarih çalışmaları yürüten David Kieran ise Axios'a verdiği demeçte, Irak Savaşı'nın başka bir ülkenin siyasi liderliğinin hızlı ve kolay bir şekilde değiştirilebileceği fikrine dayanan hatalı varsayımlara” örnek teşkil ettiğini söylüyor.

Diğer yandan, Trump, ABD'nin İran’da hükümeti kontrol etmesini veya ülkeye kara birlikleri gönderilmesini önermiyor.

Şimdiye kadar yaptığı öneriler, İranlıların kendi başlarına kontrolü ele geçirmeleri yönünde.

Zaten İran’ın 90 milyonu aşan nüfusu, yaklaşık 600 bin kişilik askeri gücü ve geniş coğrafyası, olası bir kara harekâtını son derece maliyetli ve zor kılıyor.

Askeri analistler ve uluslararası ilişkiler uzmanları, İran’da tam ölçekli bir işgalin başarıya ulaşması için çok sayıda askere ihtiyaç duyulabileceğini ve böyle bir operasyonun çok uzun sürebileceğini belirtiyor.

Gözden Kaçmasın İran’ın yeni lideri kim olacak?

Hamaney’in ölümü rejim değişikliğini kolaylaştırır mı? ‘Bu denk bir mücadele değil’ Haberi görüntüle Ayrıca, Venezuela’ya düzenlenen müdahalede de kara kuvvetleri ülkeye sevk edilmişti.

Beyaz Saray yetkililerinin Venezuela’da da spesifik bir hedefi vardı: Maduro’nun görevden alınması.Kieran, ABD’nin Maduro'yu Özel Kuvvetler’in düzenlediği bir baskınla devirdiğini ancak Venezuela hükümetini büyük ölçüde olduğu gibi bıraktığını dile getirdi.Trump, Venezuela’da hükümet geçişi ve seçimleri takip edeceğini söylemiş ve bunun aylar süreceğini belirtmişti.

ABD ayrıca, dünyanın en büyük ham petrol rezervlerine sahip olan Venezuela'da petrol üretiminin fiili kontrolünü de ele geçirdi.İşler bu noktada İran’daki rejim değiştirme müdahalesinden ayrılıyor.

Çünkü Amerikan Başkanı Trump, henüz İran’da yönetimin kontrolünü kazanma gibi bir niyetleri olduğunu belirtmedi.

İlgili Sitenin Haberleri