Haber Detayı
Güvenlik kaynakları değerlendirdi: ABD’nin İran hesabı tutmadı!
Ankara'daki üst düzey güvenlik kaynaklarının basına yansıyan değerlendirmelerine göre, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik stratejik hesaplamaları beklenen sonucu vermedi. Hamaney’in şehit edilmesinin ardından İran içinde büyük bir halk hareketi öngören Washington’ın bu beklentisi boşa çıktı.
Batı Asya’da ABD ve İsrail’in İran’a saldırılarının ardından tırmanan gerilim, Türkiye’nin jeopolitik duruşunu ve bölgedeki askeri varlıkların statüsünü yeniden gündeme taşıdı.
Güvenlik kaynaklarından edinilen bilgilere göre, Türkiye bu gergin ortamda vazgeçilmez bir arabulucu olarak konumlanıyor.
Kaynaklar, bölgedeki çatışmaların kısa sürede sona ermeyeceğini öngörürken, Türkiye'nin barışın tesisi için diplomatik kanalları sonuna kadar zorladığını vurguluyor.
ANKARA’DAN NET MESAJ: ‘İNCİRLİK BİR TÜRK ÜSSÜDÜR’ Güvenlik kaynaklarının değerlendirmelerinde en dikkat çeken noktalardan biri, kamuoyunda sıkça tartışılan üsler meselesi oldu.
Adana’daki İncirlik Üssü’nün tamamen Türkiye’ye ait olduğu ve komutanının bir Türk subayı olduğu hatırlatılan analizlerde, buradaki yabancı unsurların sadece ABD ile sınırlı olmadığı belirtildi.
İncirlik’te Polonya, İspanya ve Katar gibi farklı NATO ülkelerinden askerlerin de görev yaptığı ifade edilirken, 15 Temmuz süreci sonrasında ABD’ye ait ağır silahların büyük bir kısmının buradan çıkarıldığı ve üssün kullanım yetkisinin tamamen Türkiye’de olduğu kaydedildi.
Benzer şekilde Kürecik Radar Üssü’nün de sadece NATO çerçevesinde faaliyet gösterdiği ve İsrail’e doğrudan bilgi aktarımı yapıldığı iddialarının gerçeği yansıtmadığı dile getirildi.
ABD’NİN SOSYAL PATLAMA BEKLENTİSİ GERÇEKLEŞMEDİ Güvenlik kaynaklarına göre, ABD’nin İran stratejisindeki temel taşlardan biri olan "iç karışıklık" planı sahada karşılık bulmadı.
İran lideri Ayetullah Hamaney’in şehadetinden sonra İran halkının geniş çaplı bir isyan başlatacağı yönündeki Amerikan öngörülerinin aksine, Tahran yönetiminin çok daha dirençli bir tutum sergilediği gözlemlendi.
Bu durumun çatışmayı uzatabileceği ve savaşın uzamasının uzun vadede ABD ile İsrail’in aleyhine bir tablo oluşturacağı değerlendiriliyor.
Avrupa Birliği’nin henüz ortak bir karara varamamış olması ve İngiltere’nin tek taraflı desteği ise Batı blokundaki koordinasyon eksikliğini gözler önüne seriyor.
İSRAİL-İRAN EKSENİNDE TÜRKİYE’NİN DENGE POLİTİKASI Analizlerde Türkiye’nin "dokunulmazlığı" ve "arabuluculuğu" üzerinde de duruldu.
Türkiye’nin bir NATO üyesi olması ve NATO’nun 5. maddesinin sağladığı güvence nedeniyle İran’ın Türkiye’ye doğrudan bir saldırı gerçekleştirmesinin beklenmediği ifade edildi.
Böyle bir durumun İran’ı 32 ülkeyle birden karşı karşıya getireceği gerçeği, caydırıcı bir unsur olarak görülüyor.
Ayrıca Türkiye’nin geçmişteki İstanbul görüşmelerinde olduğu gibi barışçıl bir aktör olması, Tahran yönetiminin de Ankara ile olan bu kritik diplomasi kanalını kaybetmek istememesine yol açıyor.
Güvenlik kaynakları, Türkiye'nin barış için devrede kalmaya devam edeceğinin altını çiziyor.