Haber Detayı
Deva Partisi Genel Başkanı Babacan, Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Erbakan'ı Ziyaret Ett
DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Fatih Erbakan’ı ziyaret etti. Ziyaretin ardından konuşan Babacan, "Kimse Türkiye’yi başka ülkelerle kıyaslamasın. Bu coğrafyadaki gücümüz, başka hiçbir ülkeyle mukayese edilemez. Kimsenin Türkiye’nin gücünü test etmeye cüreti yoktur" dedi. Erbakan ise ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarına ilişkin Türkiye’nin hava sahasının bu saldırılarda kullanılmamasına dikkati çekerek, "Malatya Kürecik radar üssünün mutlaka el konulması ve yine İncirlik üssünün de Türk Silahlı Kuvvetleri'nin denetimine geçmesi son derece önemli" ifadelerini kullandı.
(ANKARA) - DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Fatih Erbakan'ı ziyaret etti.
Ziyaretin ardından konuşan Babacan, "Kimse Türkiye'yi başka ülkelerle kıyaslamasın.
Bu coğrafyadaki gücümüz, başka hiçbir ülkeyle mukayese edilemez.
Kimsenin Türkiye'nin gücünü test etmeye cüreti yoktur" dedi.
Erbakan ise ABD ve İsrail'in İran'a yönelik saldırılarına ilişkin Türkiye'nin hava sahasının bu saldırılarda kullanılmamasına dikkati çekerek, "Malatya Kürecik radar üssünün mutlaka el konulması ve yine İncirlik üssünün de Türk Silahlı Kuvvetleri'nin denetimine geçmesi son derece önemli" ifadelerini kullandı.DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Fatih Erbakan'ı Yeniden Refah Partisi Genel Merkezi'nde ziyaret etti.
Yaklaşık 1,5 saat süren görüşmenin ardından Babacan ve Erbakan ortak basın açıklaması düzenledi.Babacan, ABD ve İsrail'in İran'a yönelik operasyonlarına ilişkin değerlendirmede bulundu.
Saldırıların sadece belli coğrafyaları değil, her yeri etkilediğini dile getiren Babacan, saldırıların hukuksuz bir şekilde gerçekleştirildiğini söyledi.
Saldırıyı kınadıklarını belirten Babacan, Türkiye'nin çok dikkatli olması gerektiğini ve Türkiye'nin savaşın dışında kalması gerektiğine dikkati çekti.Savaşta Türkiye hava sahasının kullanılmasına izin verilmemesinin doğru bir yaklaşım olduğunu dile getiren Babacan, bu kararın devam ettirilmesi gerektiğini ifade etti.
Savaşın orta ve uzun vadede Türkiye'yi etkileyebileceğine ilişkin yorumlara yanıt veren Babacan, "Kimse Türkiye'yi başka ülkelerle kıyaslamasın.
Bu coğrafyadaki gücümüz, başka hiçbir ülkeyle mukayese edilemez.
Kim olursa olsun nasıl zamanında rahmetli Erbakan hocamız tüm dünyaya meydan okuyarak Kıbrıs'ı savunduysa bugün de yarın da bu dirayetli tutum devam eder ve Türkiye'nin gücünü kimse test etmeye, ettirmeye çalışmasın.
Dikkatli olacağız, gelişmeleri takip edeceğiz.
Kimsenin Türkiye'nin gücünü test etmeye cüreti yoktur" dedi.
Erbakan: Kürecik radar üssü ve İncirlik üssünün de Türk Silahlı Kuvvetleri'nin denetimine geçmesi son derece önemli Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Fatih Erbakan, ABD ve İsrail'in İran'a yönelik saldırılarına ilişkin yaptığı açıklamada, saldırıları "hukuksuz", "haksız" ve "vahşi" olarak nitelendirerek tepki gösterdi.
Erbakan, Yeniden Refah Partisi olarak saldırıları şiddetle kınadıklarını belirterek, "Saldırılar, Venezuela'da yapılan gibi aslında tabiri caizse bir haydutluk olduğunu ifade ediyoruz.
Hiçbir şekilde kabul edilebilmesi mümkün değildir" ifadelerini kullandı.Türkiye'nin hava sahasının bu saldırılarda kullanılmamasının önemine vurgu yapan Erbakan, "Ancak bununla beraber tabii ki bizim daha ileri bir adım olarak her zaman söylediğimiz bu Kürecik radar üssünün bir an evvel el konulması, İsrail'e İran füzelerine karşı istihbarat sağlayan ki bu İsrail medyasında da açık bir şekilde ifade edildi.
Malatya Kürecik radar üssünün mutlaka el konulması ve yine İncirlik üssünün de Türk Silahlı Kuvvetleri'nin denetimine geçmesi son derece önemli" diye konuştu.Erbakan, görüşmede iç siyasete ilişkin de değerlendirmelerde bulunulduğunu aktararak, "Özellikle yapılması muhtemel bir erken seçimle ilgili tabir yerindeyse simülasyonda bulunuldu.
Nasıl bir tabloyla karşılaşılabilir?
Biz partilerimiz olarak neler yapabiliriz?
Özellikle yapılacak olan bu seçimde millete umut olabilecek, ümit verebilecek, sinerji oluşturabilecek bir çalışmayı nasıl ortaya koyabiliriz?
Bununla ilgili fikir alışverişinde bulunuldu.
Çok verimli ve samimi ortamda gerçekleşen bir ziyaret oldu" ifadelerini kullandı.
Babacan: Savaşın en yoğun yaşandığı dönemlerde bile diplomasi mutlaka çalışmalı Babacan, saldırıların hedefinin İran'ın nükleer teknoloji kapasitesi ve balistik füze kapasitesi olduğunu belirterek, "Şu anda İsrail'le Amerika'nın açıkça ifade ettiği hedef İran'ın nükleer teknoloji kapasitesi ve İran'ın balistik füze kapasitesi.
Yani iki ayrı hedef üzerinde bu saldırılar yoğunlaşıyor.
İran'la ilgili o ilk nükleer anlaşma yapıldığında savaş bir 15 sene ötelenmiş oldu.
Benim Dışişleri Bakanlığı dönemimdi.
Bana da hep soruyorlardı.
Ben hep şunu söylüyordum: 'Egemen her ülkenin, bağımsız her ülkenin nükleer teknolojiye sahip olma hakkı vardır'.
Ama nükleer teknolojiyi silaha çevirmek o ayrı bir aşamadır" ifadelerini kullandı.Türkiye ve İslam ülkelerine çağrıda bulunan Babacan, "Çok dikkat etmemiz lazım.
İslam ülkeleri olarak da gerçekten safları çok sıkı tutmamız lazım.
Bu coğrafyada Türkiye, Suudi Arabistan, Mısır ve İran bu dört ülke artı diğer ülkelerle beraber safları sımsıkı tuttuktan sonra ne İsrail İngiliz'miş, ne Amerikalı'mış, hiçbir şey yapamazlar.
Ama bu ülkeler arasında çatlaklar varsa, ayrılıklar varsa o ayrılıklardan girip maalesef bu kötülüğü, bu saldırganlığı, bu pervasızlığı bu ülkeler yapar.
Burada önemli olan samimi bir işbirliğidir.
Samimi olarak safları bir arada tutup tutamama meselesidir" diye konuştu.Altının yeniden değer aracı haline gelmesini eleştiren Babacan, "Altın fiyatı ile döviz kurları arasında bir denge oluştu maalesef.
Bundan 5 bin sene önceki para birimi altın 5 bin sene sonra hala o ilkel dönemlerin değer birimi haline geldi.
Güven ortamını bozunca, dünyadaki güven iklimini sarsınca bütün dünyada insanlar dönüyor, dolaşıyor. 'Ya 5 bin sene önce altın vardı gene altın var', 'Bari altın alayım' diyor.
Bu aslında ilkel bir döneme dönüştür.
Bunun da tek müsebbibi Amerika'nın iş bilmezliğidir.
Yönetim beceriksizliğidir" dedi.Petrol fiyatlarının Türkiye'ye enflasyon baskısı oluşturabileceğini belirten Babacan, "Petrol fiyatlarından bize gelecek enflasyon baskısı bunların hepsi muhtemel riskler içerisinde.
Ama bu çatışmanın ne kadar süreceği önemlidir.
Günlerle ya da haftalarla ifade edilen bir sürede eğer gerçekten bu iş biterse, çatışmalar durursa o zaman çok hızlı bir şekilde piyasalar normale döner.
Ama süre aylarla ölçülmeye başlayacak bir şekilde sürüklenirse o zaman ekonomik etkisinin ve hasarın sadece Türkiye'de değil, bütün dünyada daha da ağırlaşacağını hep beraber görürüz" değerlendirmesinde bulundu.Ali Babacan, bölgesel ve küresel gerilimlere de değinerek, "Riskler var ama aklıselimle de çözülemeyecek hiçbir sorun yok.
Savaş var ama savaşın en hızlı olduğu, en yoğun yaşandığı dönemlerde bile diplomasi mutlaka çalışmalı.
Diplomatik kanallar mutlaka açık tutulmalıdır.
Nihayetinde savaşları önlemenin ve durdurmanın yolu da diplomasidir.
Barışçıl bir perspektiftir.
Umarız ki barışçıl perspektif nihayetinde hakim olur" diye konuştu. "Sabit gelirlinin, esnafın, çiftçinin kan ağladığı Türkiye'de ekonomi yönetimi diye bir şeyden bahsetmek mümkün değil" Babacan, TÜİK'in bugün açıkladığı 2025 yılına ilişkin Gayrisafi Yurtiçi Hasıla (GSYH) verilerine ilişkin de değerlendirmelerde bulundu.
Babacan, TÜİK'in verilerini örnek göstererek, şunları kaydetti:"Aynı TÜİK'in yaptığı bir başka açıklamaya bakarsanız, Hane Halkı Gelir Araştırması'yla beraber son 5 yılda Türkiye'deki hanelerin sadece yüzde 5'inin geliri reel olarak artmış.
Hane halkının yüzde 95'inde gelir düşmüş ya da sabit kalmış.
Büyüme var diye ifade edilen rakamlara baktığınızda, aslında sadece yüzde 5'lik bir kesimin halinin, vaktinin yerinde olduğunu, onların mutlu olduğunu, onların gelirinin arttığını, yüzde 95'in ise gelirinin düştüğünü ya da değişmediğini görüyoruz.
Ekonomi yönetimi demek, milletin topyekün zenginleşmesi demek."İktidara yakın olan ya da elinde parası olup faize yatıran ya da kur korumalı mevduata para yatıran bir avuç insanın para kazandığı, yüzünün güldüğü, ama asgari ücretli, emekli, sabit gelirli herkesin, esnafın, çiftçinin kan ağladığı bir Türkiye'de ekonomi yönetimi diye bir şeyden bahsetmek mümkün değil.
İktidara yakın olan bir avuç menfaat şebekesinin istifade ettiği, milyonların ise ıstırap içinde olduğu bir Türkiye, şu anda burası maalesef." Erbakan: Birlik beraberliğimizi İslam alemi olarak tesis etmemiz ve korumamız önem arz ediyor Erbakan, İsrail'in Amerikan Büyükelçisinin sözlerini hatırlatarak, "Tel Aviv'deki Amerikan Büyükelçisi Hakkı Bi'nin de geçtiğimiz günlerde ifade ettiği gibi Nil ve Fırat arasındaki toprakların alınarak büyük İsrail'in kurulması… Hem kurulmuş olan İsrail'in güvenliğinin tesis edilebilmesi, varlığını devam ettirecek noktada olması hem de ikinci aşama olarak da ki artık bunu hızlandırdılar.
Bizim birlik beraberliğimizi İslam alemi olarak tesis etmemiz ve korumamız, sağlamamız burada çok büyük önem arz ediyor.
D8 organizasyonuna çok büyük görev düşüyor" ifadelerini kullandı.Ekonomik etkiler konusunda da değerlendirmelerde bulunan Erbakan, petrol ve altın fiyatlarındaki artışa işaret ederek, şöyle konuştu:"İslam ülkelerinin ortak hareket etmesi, ortak karar alması, sahip oldukları doğal kaynakları, stratejik kaynakları bir yaptırım gücü olarak kullanmaları son derece büyük önem arz ediyor.
Bu noktaya gelinebilmesi de Türkiye'nin öncülük etmesine bağlıdır.
Petrol fiyatları üzerinde bu çatışmaların, bu savaşın bir etkisi olacağı aşikar.
Petrol fiyatının artması da doğal olarak bize de bir enflasyon olarak, dünyadaki bölgedeki ülkelere de bir enflasyon olarak yansıması söz konusu." "Bu büyümeden payı ve binlerce dolarlık gelirleri küçük bir imtiyazlı kesim almaktadır" TÜİK'in bugün açıkladığı 2025 yılına ilişkin Gayrisafi Yurtiçi Hasıla (GSYH) verileri hakkında konuşan Erbakan, "Aralık ayında enflasyonu aylık bazda 0,89–0,9 bulup, bir ay sonra Ocak ayında aylık enflasyonu yüzde 4–5 oranında bulan bir istatistik kurumundan bahsediyoruz.
Neden?
Çünkü Aralık'ta emekçinin maaşları, maaş zamları belirlenecek.
Bunları düşük tutabilmek adına aylık enflasyonu düşük hesaplayalım, sonrasında normal enflasyon şeklinde hesaplayalım diyebilecek bir noktaya maalesef gelinmiş durumda.
Bu nedenle, verilerinin de ne kadar güvenilir ve sağlıklı olduğuna ilişkin endişelerimiz var" diye konuştu.Fatih Erbakan, büyüme rakamlarının tek başına yeterli olmadığını vurgulayarak, "Diğer taraftan, evet bir büyüme söz konusu olsa bile, Sayın Genel Başkan'ın da ifade ettiği gibi burada asıl mesele gelir dağılımında adaletsizliktir.
Siz, gelir dağılımında adaleti tesis etmeden, gerçekten kişi başına düşen geliri bu seviyeye getirmeden, yani 1 trilyon dolar, 1,5 trilyon dolar milli gelirimiz oldu, iyi tamam, bunu da 85 milyona bölelim.
Böldük.
Kişi başına 18 bin dolar düşüyor.
Gençlerin popüler tabirinde olduğu gibi böyle bir dünya yok maalesef.
Özellikle yüzde 80'lik yoksul kesim için, kişi başına düşen gelir ortadadır.
Ancak bu büyümeden payı ve bu binlerce dolarlık aylık gelirleri de maalesef küçük bir imtiyazlı kesim almaktadır.
Asıl derdimiz, büyümeden ziyade gelir dağılımındaki adaletsizliktir" ifadelerini kullandı.