Haber Detayı
AK Parti Sözcüsü Çelik, MKYK toplantısına ilişkin açıklamalarda bulundu Açıklaması
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik, "İran, haksız ve hukuksuz bir saldırıyla karşı karşıya.
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik, "İran, haksız ve hukuksuz bir saldırıyla karşı karşıya.
Bu saldırının, İran halkının daha fazla acı çekeceği sonuçlar doğurmamasını, bir an evvel masa kurulması konusundaki inisiyatifin yeniden ortaya çıkmasını ve sahici bir şekilde bu sürecin yürütülmesi gerektiğini ifade ediyoruz." dedi.Çelik, Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığındaki Merkez Karar ve Yönetim Kurulu (MKYK) toplantısına ilişkin parti genel merkezinde açıklamalarda bulundu.Dünyadaki gelişmeler çerçevesinde gündemlerinin, İran ve yapılan saldırıyla ortaya çıkan tablonun olduğunu belirten Çelik, Meclis çalışmalarını da değerlendirdiklerini söyledi.Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın toplantının açılış konuşmasında İran konusunda bir değerlendirmede bulunduğunu aktaran Çelik, Erdoğan'ın hangi ilkeler çerçevesinde duruma yaklaşıldığını kapsamlı bir şekilde paylaştığını, "Terörsüz Türkiye" ve Meclis çalışmalarıyla ilgili MKYK ve genel merkez birimlerine talimatlarda bulunduğunu anlattı.Uzun zamandır İran'la ilgili tansiyonu yakın bir şekilde takip ettiklerini belirten Çelik, "Esasında yıllar evvel Sayın Cumhurbaşkanımız Başbakan iken, P5+1 nükleer müzakereler konusunda ilerleme sağlayamayınca, Türkiye-Brezilya beraberce İran'da bir inisiyatif ortaya koymuştu.
O zaman Brezilya'da Cumhurbaşkanı Lula'ydı, İran'da Ahmedinejad'dı.
Belki de devrimden sonra ilk defa bir anlaşmaya imza attı İran.
Aslında o anlaşma devam etseydi, bugün karşı karşıya kalan sorunlar olmayacaktı." diye konuştu.Çelik, Batılı ülkelerin anlaşmayı devam ettirme konusunda çok istekli olmadıklarını, daha sonra da anlaşmanın ortadan kaldırıldığını söyledi."ABD ve İsrail tarafından gerçekleştirilen saldırı hukuksuzdur"Bugün gelinen noktada, İran'a yapılan saldırının hiçbir meşruiyeti olmadığını vurgulayan Çelik, "Komşumuz İran'a ABD ve İsrail tarafından gerçekleştirilen saldırı hukuksuzdur.
Uluslararası hukuka aykırıdır.
Hakkaniyetsizdir, hukuki meşruiyetten yoksundur.
Üstelik nükleer konular ve diğer konularla ilgili müzakereler devam ederken böyle bir saldırının yapılması, diplomasinin, masa kurarak çözüm üretme stratejisinin tamamen berhava olduğu bir döneme girildiğini gösteriyor.
Diplomasi, daha önceden karar verilmiş bir saldırının taktik örtüsü ya da oyalayıcısı olamaz." ifadelerini kullandı.Daha öncesinde Umman ve Cenevre'de görüşmeler yapıldığını, bir sonraki turun Viyana'da gerçekleşmesinin planlandığını anımsatan Çelik, arabulucu Umman adına Dışişleri Bakanı'nın da iyi bir noktaya doğru ilerlendiğine dair birtakım açıklamalarda bulunduğunu hatırlattı.Buna rağmen saldırının gerçekleştirildiğine dikkati çeken Çelik, şunları kaydetti:"Cumhurbaşkanımız özellikle böyle bir masanın kurulması konusunda yoğun bir enerji, gayret ortaya koyarak, bunun gerçekleşmesi için Başkan Trump'la, Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan'la ve diğer taraflarla görüşmeler gerçekleştirdi.
Esasında masa çalışırken böyle bir saldırının gerçekleşmesi son derece yanlış, son derece sıkıntılı sonuçlar doğuracak girişimdir.
Halen devam eden bu saldırının neticesinde İran halkının büyük kayıpları oldu.
İlk günde bir kız ilkokulu bombalandı.
Pek çok öğrenci hayatını kaybetti, sivil kayıplar oldu.
Dini lider ve üst düzey askeri, siyasi yetkililer hayatını kaybetti.
Tüm bu kayıplar için İran halkına taziyelerimizi sunuyoruz.
Bu zor zamanda kardeş İran halkının yanında olduğumuzu ifade etmek istiyoruz.
İran, haksız ve hukuksuz bir saldırıyla karşı karşıya.
Bu saldırının, İran halkının daha fazla acı çekeceği sonuçlar doğurmamasını, bir an evvel masa kurulması konusundaki inisiyatifin yeniden ortaya çıkmasını ve sahici bir şekilde bu sürecin yürütülmesi gerektiğini ifade ediyoruz.""Bir ülkeye saldırı için o ülkenin rejimi bahane edilemez"Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın bugün Almanya Şansölyesi Friedrich Merz ile görüştüğünü belirten Çelik, "Cumhurbaşkanımızın verdiği mesaj, İran konusundaki ilkeleri ortaya koyduktan sonra bir an evvel çatışmanın durması ve bu çerçevede tekrar çözümün masada aranması gerektiğine dairdir." dedi."Egemen ve Birleşmiş Milletler (BM) üyesi bir ülkeye dönük olarak bu şekildeki müdahalelerin hukuki bir temeli yok." ifadesini kullanan Çelik, sözlerini şöyle sürdürdü:""Bunlar herhangi bir şekilde, hiçbir şekilde mazur gösterilemez.
BM üyesi egemen bir ülkenin toprak bütünlüğüne, devlet aygıtına ve yöneticilerine saldırılması, uluslararası düzen açısından bambaşka bir aşamaya geçildiğini gösteriyor ki bu düzenin ortadan kalkması demektir.
Özellikle de bir ülkeye saldırı için o ülkenin rejimi bahane edilemez.
Yani bir ülkenin rejiminin bahane edilmesi demek, son derece subjektif kriterlerle her isteyenin önüne gelen ülkeye müdahale etmek için elinde güç varsa bir bahane üretmesi ve bir girişimde bulunması demektir."Dolayısıyla rejim değişikliği gibi konuların ne kadar büyük facialara yol açtığı çeşitli ülke örneklerinde de görülmüştür ve bu yanlışın ısrarla tekrar edilmesi, savaşların bitirilmesinden bahsedilirken, bütün bölgeyi kapsayacak, hatta küresel düzeye sıçrayacak bir savaş mekaniğinin çalıştırılması son derece yanlış bir yaklaşım olmuştur.
Müzakere süreçleri sürerken böyle bir saldırı gerçekleşmesi...
Bundan sonra kim müzakere yapacak?
Kim masa kuracak, hangi sorunun çözümü için?
Yani resmen şu söylenmiş oluyor 'müzakere masasının kurulması demek aslında sizin kafanıza düşecek bomba ya da ülkenize yapılacak saldırı konusunda teyakkuz durumundan uzaklaşmanız için bir taktiktir' gibi bir manaya gelebilecektir.
Saldırının haksızlığı ve hukuksuzluğu, herhangi bir meşruiyete sahip olmadığı ortadadır.
Ama bir de müzakere süreçleri devam ederken bunun gerçekleşmesi tüm dünya açısından gerçekten olumsuz sonuçları olabilecek bir tablo ortaya çıkarmıştır."Yakın zamanda, özellikle son gelişmelerle beraber İkinci Dünya Savaşı sonrası düzenin sona erdiğinin, dünya üzerinde yeni bir düzen arayışının ortaya çıktığının söylendiğini anımsatan Çelik, şimdi ise düzen kavramı diye bir şeyin kalmayacağının görüldüğünü vurguladı.Çelik, tek taraflı inisiyatiflerle ülkelerin hedef alınmasının, özellikle İsrail'in güvenliği bahane edilerek ya da İsrail'in fanatik dış politika ajandasına destek amacıyla bu şekilde yapılan müdahalelerin, bütün bir bölgeyi istikrarsızlaştırıcı sonuçlar ortaya çıkardığını ifade etti."Suikast düzenlemekle övünen bir ülkeyle karşı karşıyayız"Düzenin tamamen ortadan kalktığı bir tabloyla karşı karşıya olunduğuna işaret eden Çelik, şunları kaydetti:"BM üyesi bir ülkenin yöneticilerine, siyasetçilerine, dini liderine, askeri heyetine suikastlar düzenlenmesi şeklinde İsrail'e has bu yöntemin burada da uygulanıyor olması, meşru bir devletin yöneticilerine bir başka devlet tarafından suikast düzenleniyor olması, her bakımdan gayrimeşru olduğu gibi aynı zamanda hukuka, uluslararası hukuka, uluslararası düzene dönük olarak da onu tahrip eden bir girişimdir, yaklaşımdır.
Böylesi bir tablo ortaya çıktığı zaman kim hukuktan, kim kurallara dayalı uluslararası düzenden, kim müzakereden bahsedecek, kim uluslararası birtakım girişimlerin ve davranışların hangi meşruiyete sahip olması gerektiğinden bahsedecek.
Şimdi resmen başka ülkelerin liderlerine suikast düzenlemekle övünen bir ülkeyle karşı karşıyayız.
ABD ve İsrail'in saldırısı, hukuka dayanmayan, hukuksuz bir girişim olmasının yanı sıra meşru, BM üyesi bir ülkenin yöneticilerinin bu şekilde hedef alınması tamamen uluslararası meşruiyet kavramıyla da karşı karşıya gelmektir."Uzun zamandır bu rejim değişikliği meselesinin konuşulduğunu anımsatan Çelik, dünyada farklı rejimlere sahip Avrupa Birliği ya da ABD gibi birçok ülke olduğunu dile getirdi."Kimsenin rejim değişikliği dayatma hakkı yoktur"Dünyadaki bütün ülkelerin aynı rejime sahip olması gerektiğini iddia etmenin gerçekçi ve doğru bir yaklaşım olmadığına işaret eden Çelik, "Nerede rejim değişikliğine gidilmişse, rejim değişikliği için bir girişim başlatılmışsa, o ülkelerde iç savaş çıkmıştır.
O ülkeler istikrarsızlaşmıştır ve bölgesel savaşa dönüşecek sonuçlar doğmuştur.
Yani bir operasyonun kodu, hedefi, rejim değişikliği olduğu zaman, bunun sonuçlarının o ülkenin halkı için, uluslararası düzen için ve bölgesel istikrar için bir facia olduğu defalarca görülmüştür." ifadelerini kullandı.Çelik, bir ülkenin sadece askeri kapasitesini değil, topyekun devlet mimarisinin hedef alınmasının aslında büyük bir kaosun amaçlanması anlamına geldiğini söyledi.Ayaklanma çağrılarına değinen Çelik, "Bir ülkenin devlet mimarisini çökertmek üzere hareketlenmek ya da İsrailli yetkililerin, Netanyahu'nun kabine üyelerinin ifade ettiği şekilde devlet mimarisini, o toplumu ayaklanmaya çağırarak, o toplum içerisinde iç savaş çıkartmaya çağırarak çökertmeye çalışmak çok daha büyük faciaların tetikleyicisidir.
Esasında bu başlı başına bir suçtur.
Dolayısıyla herhangi bir şekilde kimsenin hiçbir ülkeye rejim değişikliği dayatma gibi bir hakkı yoktur.
Hele o ülkelerin devlet mimarisinin hedef alınması çok büyük facialara davetiye çıkarmak anlamına gelecektir." diye konuştu.(Sürecek)