Haber Detayı

Dünya sarsılırken Türkiye neden daha kritik hale geldi
Yazarlar hurriyet.com.tr
03/03/2026 05:59 (2 saat önce)

Dünya sarsılırken Türkiye neden daha kritik hale geldi

ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırıları yalnızca yeni bir askeri gerilim başlatmadı.

Ortadoğu’da dengelerin yeniden kurulacağı uzun bir dönemin kapısını araladı.Bu süreç kısa sürmeyebilir.

Bölgesel istikrarsızlığın dalga dalga yayılması, enerji piyasalarından göç hareketlerine kadar birçok alanı etkileyecek gibi görünüyor.Ancak yaşanan gelişmeler bir gerçeği yeniden hatırlattı.Türkiye artık bu coğrafyada sıradan bir ülke değil.Uzun yıllar Türkiye ya Avrupa’nın dışında kalan bir aday ülke ya da Ortadoğu’nun sorunlarıyla anılan bir aktör gibi değerlendirildi.

Oysa Türkiye iki dünyanın kesişiminde duran bir merkez ülke.NATO üyesi olarak batı güvenliğinin doğu hattını taşıyor.Aynı zamanda bölgenin sosyolojisini içeriden tanıyor.Bu nedenle Türkiye bir köprü değil; bir eksen.Karadeniz’den Doğu Akdeniz’e, Kafkasya’dan Ortadoğu’ya uzanan hat üzerinde güvenlikten enerjiye, ticaretten göçe kadar birçok başlık Ankara’nın istikrarıyla doğrudan bağlantılı.İran merkezli gerilim uzadıkça bu gerçek daha görünür hale gelecek.Çünkü bölge kriz üretirken Türkiye denge üretebilen nadir ülkelerden biri.Tam da bu noktada Türkiye’nin iç barışı stratejik bir anlam kazanıyor.

Terörsüz Türkiye hedefi artık yalnızca iç politika meselesi değil; bölgesel istikrarın anahtarı haline geldi.Toplumsal uzlaşmasını güçlendirmiş bir Türkiye; sınır güvenliğini daha sağlam kurabilir.

Suriye ve Irak hattında istikrar sağlayabilir.

Batı ile İslam dünyası arasında güven köprüsü kurabilir.Bugün dünya yeni bir jeopolitik döneme giriyor.

Güç sadece askeri kapasiteyle değil, iç bütünlükle ölçülüyor.Ortadoğu yeniden şekillenirken Türkiye’nin önünde iki seçenek var.Ya gelişmeleri izleyen bir ülke olacak ya da yeni dönemin yönünü belirleyen aktörlerden biri.Görünen o ki tarih, ikinci ihtimali yeniden Türkiye’nin önüne koyuyor.UÇAKLAR ARTIK MODERN DÜNYANIN SİNİR SİSTEMİBAZEN bir dönemin ruhunu anlamak için uzun analizlere gerek yok.

Bugün için sadece havalimanındaki kalkış ekranına bakmak yeterli olabilir.İran’a yönelik saldırıların ardından daha ilk gün yaklaşık 19 bin uçuş ertelendi ya da iptal edildi.

Gökyüzünde yaşanan bu ani sessizlik aslında modern dünyanın nasıl çalıştığını ve ne kadar hassas dengeler üzerinde durduğunu gösteriyor.Çünkü uçaklar artık modern dünyanın sinir sistemi.İşinsanları sabah başka bir ülkede toplantıya giriyor, akşam başka bir şehirde yatırım görüşmesi yapıyor.

Üretim zincirleri kıtalar arasında bölünmüş durumda.

Turizm, ticaret, diplomasi ve hatta gündelik hayat bile sürekli hareket varsayımıyla işliyor.Uçak kalktığı sürece sistem çalışıyor.Uçak durduğunda ise zincirin her halkası aynı anda etkileniyor.Türk Hava Yolları’ndan Lufthansa’ya kadar birçok şirket uçuşlarını askıya aldı.

Yolcular havaalanlarında bekledi, rotalar uzadı, planlar değişti.Küreselleşme dediğimiz şey aslında mesafelerin kısalmasıydı.

Uçaklar sayesinde şehirler birbirine komşu olmuştu.

Şimdi hava sahaları kapandığında mesafelerin yeniden büyüdüğünü hissediyoruz.Eğer gerilim uzarsa sadece seyahatler değil, ticaret akışı da zorlaşacak.

Tedarik zincirleri yavaşlayacak, maliyetler artacak, dünya biraz daha ağır hareket eden bir yere dönüşecek.Modern dünya güçlü olduğu için değil, sürekli hareket ettiği için ayakta.Ve hareket durduğunda, hayatın ne kadar hızlı yavaşlayabildiğini hep birlikte görüyoruz.YENİ ENERJİ HİKÂYESİ DENİZDE YAZILABİLİRDÜNYADA enerji dönüşümü artık sadece elektrik üretmekle ilgili değil.Asıl rekabet, o enerjiyi mümkün kılan sanayi ve lojistik ekosistemini kurabilmekte yaşanıyor.Arkas Holding Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Diane Arcas Göçmez’in Middlesex University MBA programı kapsamında hazırladığı tez tam da bu noktaya odaklanıyor.

Türkiye’de açık deniz rüzgâr enerjisinin lojistik boyutunu bütüncül şekilde ele alan ilk akademik çalışmalardan biri.Temel soru oldukça net.Türkiye rüzgâr enerjisinde yalnızca üretici mi olacak, yoksa oyunun kurallarını belirleyen ülkeler arasına mı girecek?Türkiye bugün kara rüzgâr enerjisinde Avrupa’da beşinci sırada bulunuyor.

Enerji talebinin 2035’e kadar yüzde 67 artması beklenirken, yaklaşık 75 GW’lık deniz üstü rüzgâr potansiyeli önemli bir fırsat sunuyor.

Ancak açık deniz rüzgârı yalnızca bir enerji yatırımı değil; limanlardan tersanelere, ağır yük taşımacılığından dijital planlamaya uzanan dev bir sanayi zinciri anlamına geliyor.Arcas Göçmez’in “Kavramsaldan Uygulamaya” başlıklı çalışması bu dönüşümü mühendislikten çok lojistik perspektifiyle inceliyor.

Çünkü enerji projelerinin başarısı çoğu zaman teknolojiden ziyade organizasyon kapasitesine bağlı.Çalışmanın çıkış noktası da sahadan gelen deneyim.Diane Arcas Göçmez bunu şöyle özetliyor.“Arkas Lojistik’in kara rüzgârı lojistik projelerindeki rolü sayesinde, yenilenebilir enerji tedarik zincirlerinin operasyonel dinamiklerini ve sektördeki yapısal boşlukları birinci elden gözlemleme fırsatı buldum.

Türkiye’nin güçlü sanayi altyapısı büyük bir fırsat sunuyor.

Ancak deniz üstü rüzgâr ekosisteminin gelişmesi ölçeklenebilir lojistik çözümler gerektiriyor.”Aslında ortaya çıkan tablo yeni enerji çağının gerçeğini anlatıyor.Enerji artık üretim kapasitesi kadar koordinasyon kapasitesi demek.Açık deniz projeleri ağır kaldırma operasyonları, liman entegrasyonu, gemi planlaması ve hassas zaman yönetimi gerektiren çok katmanlı süreçler içeriyor.

Türkiye’nin imalat gücü, gemi inşa geleneği ve stratejik liman konumu ise bu alanda önemli bir avantaj yaratıyor.Başka bir ifadeyle Türkiye, enerji ithal eden bir ülke olmaktan çıkıp enerji ekosistemi ihraç eden bir oyuncuya dönüşebilir.Ve yeni enerji hikâyesi, büyük ihtimalle karada değil denizde yazılacak.

İlgili Sitenin Haberleri