Haber Detayı
Çin’de Köy Enstitüsü modeli
Dünyada eğitimi ile ünlü Finlandiya'nın sistemi, Türkiye'de 1940'larda uygulanan Köy Enstitüleri'ne benzetilirken, günümüzde Çin'in eğitimi de benzer özellikler taşıyor. Öğrenciler daha anaokulunda dikişten örgüye, sepetten tabure yapımına pek çok şey öğreniyor.
Çin'deki bir anaokulundan paylaşılan görüntüler çok konuşuldu.
Kimi çocuklar dikiş makinesinde örgü yaparken, kimileri kıyafetleri ütülemeyi öğrendi.
Kimileri ise iğne iplik kullanmayı ve küçük yorganlar yapmayı öğrenirken, kimileri ise küçük tabureler ve sepetler yaptı.
Çocukların anaokulundan başlayarak el ve motor becerilerinin geliştirilmesi, kendilerine yetebilecek kadar her ev işini öğrenmeleri takdir topladı.
Köy Enstitülerinin 1940'larda uyguladığı sisteme benzetilen görüntülerde, bir kişinin "Ah Ah Köy Enstitüleri" yorumu dikkat çekti.KÖY ENSTİTÜLERİ NE ÖĞRETİYORDUOkullar tarıma elverişli arazisi olan köylerin yakınlarında kuruldu.
Amaçlarından biri de köylülere alternatif tarım tekniklerini öğretmekti.
Arıcılık bilinmeyen köylerde arıcılık, bağcılık bilinmeyen köyde bağcılık öğretiliyordu.
Enstitüye atanan öğretmen gittiği köyde okul binasını köylülerin yardımıyla yapabilecek kadar inşaat bilgisi de öğreniyordu.
Köy enstitüsünü bitiren bir öğretmen sadece bir ilkokul öğretmeni olmuyor aynı zamanda ziraatçilik, sağlıkçılık, duvarcılık, demircilik, terzilik, balıkçılık, arıcılık, bağcılık ve marangozluk konularını da uygulamalı olarak öğreniyordu.
Enstitülerin hepsinin kendisine ait tarım arazileri, atölyeleri vardı.
Bu sayede öğretmenler kendi okullarını gittiği köyde köylülerin işbirliği ile inşa ediyor ve devletin okul yapmasına gerek kalmıyordu.[25][26] Hasanoğlan Köy Enstitüsü, diğer köy enstitülerini kuran köy enstitüsü öğrencileri tarafından inşa edilmişti.[27] Köy enstitülerinden mezun olan öğretmenlere yetiştirildikleri branşa ve gönderilecekleri köye göre 150 parçaya varan alet ve edevat veriliyordu.
Öğretmenler bu alet ve edevat ile köylülerin de yardımıyla köy okulunu inşa ediyor ve köylülere hem modern tarım tekniklerini hem de okuma yazmayı ve hatta müzik aletleri çalmayı öğretiyordu.Hasan Âli Yücel Milli Eğitim Bakanlığı döneminde dünya klasiklerini Türkçeye tercüme ettirmişti.
Köy enstitüleri öğrencileri her sene 25 tane klasik romanı okumakla yükümlüydü.
Bu sayede zeki köy çocuklarından engin entelektüel birikimleri olan aydınlar oluşuyordu.
Bu aydın köy öğretmenleri en az bir tane müzik aletini çalmasını da öğreniyordu.
Aşık Veysel köy enstitülerinde müzik derslerinde öğrencilere bağlama çalmasını gösteriyordu.Sabahın erken saatlerinde uyanan öğrenciler kızlı ve erkekli zeybek ve halk oyunları oynayarak sabah sporlarını da yapmış oluyorlardı.
Daha sonra kahvaltı ardından zorunlu okuma saati vardı.
Kahvaltıyı kendilerinden önce kalkıp fırında ekmek pişiren öğrenci arkadaşları hazırlıyordu.Odatv.com