Haber Detayı
Müslüman’ı Müslüman’a kırdırmak istiyorlar
Orta Doğu’daki savaş gerilimi tırmanırken, Emekli İstihbarat Albay Coşkun Başbuğ iki Amerika, iki İran ve tek vücut İsrail denklemi üzerinden olası bir B Planına dikkat çekti. Yeni İsrail-İran hattındaki çatışmanın bölgesel savaşa dönüştürülmek istendiğini ve bunun Müslüman ülkeleri karşı karşıya getirme hedefi taşıdığını öne süren Başbuğ, Yaptıkları birçok toplantıda ‘Müslüman Müslümana kırdırılmalı, bunları birbirine düşürmeliyiz. Bunları yok etmenin en kolay ve en garanti yolu budur’ diye tartışırlar dedi
Orta Doğu'da sular durulmak bilmezken, çatışmaların perde arkasında nelerin döndüğünü anlamak her zamankinden daha kritik bir hal aldı.
Emekli İstihbarat Albay ve Strateji Uzmanı Coşkun Başbuğ, İsrail'in Gazze'yi unutturma çabası, Amerika içindeki küreselci ve ulusalcı kavga ve İran'ın 'sözde' Batı karşıtlığının arkasındaki asırlık iş birliklerini Yeni Asır'a değerlendirdi.
Başbuğ; 'İki Amerika, iki İran ve tek vücut bir İsrail' denklemi üzerinden, Müslümanı Müslümana kırdırmayı hedefleyen o sinsi 'B Planı'nın kodlarını tek tek deşifre etti.
Sorularımızı cevaplayan Başbuğ'un cevapları ve analizleri İran'ın derin devlet yapısından Trump'ın akıllı hamlelerine, Türkiye'nin bu ateş çemberindeki sarsılmaz duruşundan yaklaşan bölgesel savaş riskine kadar; ezberleri bozan, maskeleri düşüren ve 'asıl meseleyi' gün yüzüne çıkardı... - Orta Doğu'da son dönemde yaşanan gerilimi ve İsrail-İran hattındaki hareketliliği nasıl okumalıyız?
Önce İran'ı bir algılamak lazım.
Sonrasında olaylarla o anlaşılan İran'ı örtüştürmek lazım.
Şimdi İran sözde İslam adına savaş veren ve batıyla bu konuda da yaka paça birbirine giren bir ülke konumunda.
İşin aslı öyle mi?
İşin aslı hep öyle değil.
Aslında kirli işler dönüyor, kirli iş birlikleri işliyor. - Peki, bu 'kirli iş birlikleri' dediğiniz noktada Amerika, İsrail ve İran cephesinde durum nedir?
Normalde bu süreci okurken, yani şu an İsrail, Amerika ve İran arasındaki numarayı okurken şöyle bakmakta fayda var.
İki tane İran var, iki tane Amerika var, bir tane İsrail var.
İsrail tek parça, tek vücut olanca hızıyla süreci baltalamanın derdinde yani Gazze'yi unutturmak, işi istediği noktaya getirmek için savaşı yaymanın derdinde.
Şimdi o İsrail tek vücut.
Ülke içinde de bütün Netenyahu ekibi, hatta İsrailler dahil böyle bir mücadele içindeler.
Peki buna karşılık Amerika'nın tablosu ne?
İki Amerika dedik.
Amerika'nın içerisinde bir paralel yapı var.
Bir de Amerika için savaşanlar var.
Amerika için savaşanlar kanalında Trump ve ekibi.
Küreselciler kanadında çalışan ekipte de Biden tarafının eski bildiğimiz Siyonist cephe var. - Peki ya İran?
İran'ın bu denklemdeki gerçek pozisyonu hakkında ne düşünüyorsunuz?
Şimdi İran'da da yine aynı şekilde bir paralel İran var.
Bir de İran'ı düşünen, İran'ı önceleyen, batıyla gerçek, samimi savaş yürüten bir kanat var.
Pehlevi'yle başlayan, Humeyni'yle devam eden süreç işte bu paralel yapı olarak arka planda İsrail'le, Batı'yla kirli iş birliğini 1 asırdır sürdürüyor.
Şimdi burada bu bahsetmiş olduğunuz yapı yeni bir oyunun peşinde. - İsrail'in ve Netanyahu'nun bu süreçteki nihai hedefi nedir?
İran ile bir savaş gerçekten isteniyor mu?
İsrail, Netanyahu, Gazze'yi unutturmak, aynı zamanda büyük İsrail gibi sapkın fikirlerden oluşan tarihi projelere yol vermek için burada mutlaka bir Armageddon gibi bir savaşın çıkmasının hayalini asırlardır kuruyor.
Bu yolda da hem Gazze'yi unutturmak hem de o projeye ulaşmak için İran ile bir savaşı, en geçerli açı olan İran'la savaşı karşılıklı danışıklı dövüş şeklinde çıkartmanın yollarını arıyor.
Bunu şu ana kadar başaramadı ama şu son yaptığıyla maalesef oraya doğru süreci uzatıyor. - Aslında her şey yolunda gibiydi...
Haziran 2020 başında nükleer konusunda tam anlaşmaya varılacaktı. 5 tur görüşmeler gerçekleştirildi.
İşte Uman ve Roma arasında giden gelen bir süreçti bu.
Trump, 6. tur görüşmelerinin öncesinde dedi ki 'Her şey çok iyi gidiyor, anlaşmak üzereyiz.
İran bu konuda olumlu ve ılımlı müjdeyi alacaksınız' dedi.
Ne zaman dedi bunu?
Toplantıdan bir gün önce.
İran'dan da anı açıklamaları duyduk. 'Amerika ile aramızda bu konuda birçok konuda anlaştık, mutabakata vardık.
Anlaşmak üzereyiz' dedi.
Sen misin? diyen görüşmeden bir gece öncesi İsrail gitti Amerika'ya rağmen İran'ı vurdu ve savaş başladı. - 12 gün savaşlarında da yayılacağı düşünülmüştü... '12 Gün Savaşları' diye tarihe geçen bu çatışma sürecinde bütün dünya hop oturdu hop kalktı.
Bu iş yayılır mı?
Bölgesel, küresel savaşlar bunun önünü açar mı?
Orada Trump akıllı bir hamle yaptı 'Kartallar geliyor İran yerle birlikte olacak İran'ı darmaduman edeceğiz' diye bir yaygara ile uçaklarını Amerika'dan havalandırdı ve daha operasyon bitmeden 'Amaca ulaşılmıştır.
İran'da artık nükleer teknolojisi kalmamıştır.
Çok başarılı operasyon, katılanları kutluyorum' diyerek olayı bir anda sonlandırdı.
İsrail o yediği tokadı tam anlamadı.
Bundan günler sonra 'Ortada vurulan bir yer yok, bu savaş devam etmeli, niye durdu ki' gibi bir çıkış gösterdi ama artık geçmiş olsun o oyun sonlandı.
Bu akıllı bir hamleydi Trump açısından. - Ama yeniden savaş noktasındayız...
Şimdi aynı İsrail tekrar İran'ın, vurmanın yollarını aramaya başladı, bu konuyu tekrar köpürttü ve Trump tam görüşmelerle ilgili belli bir yolu katetti.
Yani dün, teknik heyetler toplanacaktı, nükleer anlamında, yanlış hatırlamıyorsam Cenevre'de.
Tam bütün dünya oradan çıkacak bir sonuca odaklanmışken Cumartesi günü İsrail yine masayı dağıtmak için kasıtlı olarak Amerika'ya rağmen İran'a saldırdı.
Sonrasında Amerika topa girdi mecburen.
Şimdi savaş kıyasıya yürüyor ve Amerika'nın küresel kanadı, Trump'ın yanı başındakiler dahi giderek artık kuduz refleksiyle şahinleştiler.
İşte İsrail haklı zaten, buralar yerle bir olmalı, İran'da taş üstünde taş kalmamalı gibi cümleler sarf etmeye başladılar sinirli etkiler etmeye başladılar.
Şimdi gelinen noktada İran İsrail Savaşı zaten çıktı.
Amerika da bu sürecin yanına geldi.
Burada en tehlikeli ve en kirli B planına geçiş yapıldı.
Bu küresel şefin plan ve tezgahı.
Nedir bu 'En kirli B Planı'?
Burada İsrail ile başlayan İran savaşını bölgeye yansıtmak, bölge savaşına çevirmek, aynı zamanda Müslümanın Müslümana kırdırıldığı bir yeni dönemin de kapısını açmak.
Bu batının ve İsrail'in en büyük hayaliydi.
Yaptıkları birçok toplantıda 'Müslüman Müslümana kırdırılmalı, bunları birbirine düşürmeliyiz.
Bunları yok etmelerinin kolay, en garanti yolu budur' diye tartışırlar. - İran da bu işin içinde mi?
Şimdi İran, enteresandır.
İsrail'e saldırması gerekirken, Amerika donanmasına saldırması gerekirken, bunu saldıracağını yapacağını defalarca bu savaş öncesi deklare etmişken, bununla ilgili videolar yayınlamışken, bir anda olay Amerika ve İsrail'den Katar'a, Birleşik Arap Emirlikleri'ne Kuveyt'e, Umman'a ki barışı isteyen ve önceleyen arabuluculuk yapan bir ülkeydi.
Suudi Arabistan'a, Irak'a, Lübnan'a, bunlara döndü.
Ve şu an herkes şu soruyu sormaya başladı: Eyvah bu işin sonunda bir bölgesel savaş çıkar mı?
Böyle bir olasılık var mı?
Oraya doğru mu işler gidiyor?
Var.
Evet.
İsrail, İran ve Amerika zaten bunun böyle olmasını istiyor.
İran derken kastım İran halkı değil.
Benim kastım İran'ın paralel yapısı dediğim şu an devlete hakim olan rejim.
Hep yıllardır sistemin içinde ve maalesef ülkeyi yöneten bir kadro durumunda.
İsrail'le savaşıyorum bahanesiyle Irak'ta, Suriye'de Müslüman kanı dökmüş, milyonlarca insanı katletmiş bir yapı. - Tepkiler gelmeye başladı Kudüs Tugayları dediler, Kudüs'ün yolunu bilmezler ama sorsan işte orası için mücadele ediyorlar.
Şimdi işte maske düştü artık yüz göründü.
Net ve açık olarak İran, Amerikan üslerini bahane ederek bütün Müslüman ülkeleri vuruyor.
Birleşik Arap Emirlikleri yaptığı açıklamada burada İran'ın yaptığı saldırıları kabul etmediğini, bu saldırıların egemen bir devletin haklarına tecavüz olduğunu ve gereken zamanda gereken cevabın verileceğini söyledi.
Aynı açıklama Suudi Arabistan tarafından da dillendirildi.
Dün Aramco'ya yapan o saldırıdan sonra.
Şimdi Katar da benzer bir tepkiyle açıklama yaptı. -Bu tepkiler bizi 'Arap-Fars' veya mezhep savaşına mı götürüyor?
Şimdi böyle bir durumda, bir anda bu ülkelerde İran'a misilleme ile karşılık verseler, bölgede bir İslam ülkeleri arasında Arap-Farsi çatışması ya da bir mezhep çatışması savaşı başlar mı?
Maalesef başlar.
Bu tam da Netanyahu'nun, İsrail'in, Batı'nın istediği şey mi?
Evet.
İran bunlara şu yaptıklarıyla hizmet mi ediyor?
Kesinlikle evet.
İran içindeki o Larijani gibi proje işimler, dikkat ederseniz sürekli savaş çığırtkanlığı yaparak süreci daha da çıkılmaz hale getirmenin derdinde. - İran yönetimi içinde farklı sesler var mı?
Başkan Erdoğan'ın bu noktadaki uyarıları neden kritik?
Türkiye arabuluculuk yapmak istiyor.
Trump hala görüşmeleri açığız, savaş hükümetlerin elinde diye bana göre dolaylı bir çağrıda bulunuyor.
Arakçi, Dışişleri Bakanı bana göre İran'ın son şansı, Pezeşkiyan'la birlikte.
O kez de aynı şekilde yeterince görüşmeye açığız diyor.
Fakat sabahına Larijani çıkıyor. 'Asla görevi bırakmayacağız.
İran her yeri yerle bir edecek.
Amerika diz çökecek.
Biz bu savaşı sürdüreceğiz' diyor.
Yani bölgenin birbirine girdiği, İslam ülkelerinin birbiriyle savaştığı, kanın gövdeyi götürdüğü bir dönemin kapısı aralanıyor, altyapısı hazırlanıyor, altyapısı yapılıyor ve Sayın Erdoğan bu tehlikeyi gördüğü için de her konuşmasında, her söyleminde 'İran'ın vurulması asla doğru değil, bunu asla kabul etmiyoruz' diyor, hemen sonrasında devam ediyor. 'Ancak İran'ın da bölge ülkelerine yaptığı saldırılar da asla kabul edilemez.
Dolayısıyla bu herhalde durdurulmalı diyor.
Niye diyor bu Sayın Erdoğan?
Tehlike ve tehdit gözlüğü için, böyle bir oyunun kurgusunu okuduğu için söylüyor.
İşler şu an bu boyutta.
Eğer İran bu akılla giderse, eğer İran'a biri dur demezse maalesef biz yakın zamanda bölge ülkelerinden İran'a savaş açıldığını ardından da çatışmaların başladığını göreceğiz.
Sonrasında İsrail ve Amerika'nın bir anda yok olduğunu süreci uzaktan keyifle seyrettiklerine şahitlik edeceğiz.
İnşallah yanılırım.
İş noktaya gelmez.
Aklıselim bir devlet, arabulucu bir lider, ki Erdoğan'dan başkası değil bu süreçte işlerin içine girdiğinde diğer devletlerden destek bulur ve oyun bozulur.
Ki şu an öyle bir çalışma yürüyor. - Peki İran Türkiye'ye saldırır mı?
O haddini, boynunu aşar.
İran zaten burada kim kimdir hangi pozisyonda o kadar iyi okuyor ki İsrail için de geçerli.
Türkiye'ye saldırmak veya Türkiye'ye böyle bir niyetle bakmak bile onlar için büyük bir lüks.
Çünkü Türkiye ne Katar'a benzer ne Ürdün'e benzer ne İsrail'e ne İran'a.
Anında karşılığında cevabını verir.
Onu bildikleri için hep ihtiyatla yaklaşıyorlar.
Türkiye'nin adını anmaya dahi korkuyorlar.
Böyle bir tehlike ve tehdit yok.