Haber Detayı

Oruçla büyüyen kalpler
Yaşam yeniasir.com.tr
04/03/2026 06:50 (9 saat önce)

Oruçla büyüyen kalpler

Günümüz dünyasında çocuklar hızlı tüketime, anlık hazza ve sabırsızlığa alıştırılmaktadır. Ramazan ayı ise bu akışa karşı bir denge sunar. Çocuk, iftar saatini beklerken zaman kavramını öğrenir; arzularını da ertelemeyi tecrübe etmiş olur

Prof.

Dr.

TAHSİN KOÇYİĞİT YAZDI...

RAMAZAN, insanın iç dünyasını yeniden inşa eden bir mevsimdir, diyoruz.

Oruç ise bu mevsimin merkezinde duran, insanı hem beden hem ruh yönüyle eğiten büyük bir ibadettir.

Gerçek anlamda Oruç; yalnızca aç ve susuz kalmak değil, nefsi terbiye etmek, iradeyi güçlendirmek ve takvaya yönelmek olduğuna göre, bu büyük eğitim süreci çocukların dünyasında nasıl karşılık bulur?

AÇLIK DEĞİL AHLAK EĞİTİMİ KUR'ÂN-I Kerîm'de 'Ey iman edenler!

Oruç sizden öncekilere farz kılındığı gibi size de farz kılındı; umulur ki takvaya erersiniz.' (Bakara 2/183) buyrularak orucun temel amacının takva olduğu belirtilir.

Takva ise sadece ibadetleri yerine getirmek değil; davranışları kontrol altına almak, sorumluluk bilinci geliştirmek ve Allah'a karşı derin bir farkındalık kazanmaktır.

Çocuk açısından bakıldığında oruç, erken yaşta bir öz denetim eğitimidir.

Elbette dinî yükümlülük çağına gelmemiş bir çocuğa tam gün oruç farz değildir.

Ancak aile içinde yaşanan Ramazan atmosferi, onu bu ibadetin ruhuyla tanıştırır. 'Tekne orucu' gibi uygulamalar, çocuğun hem sürece katılmasını sağlar hem de başarabilme duygusunu pekiştirir.

Burada önemli olan, çocuğa aç kalmayı öğretmek değil; sabretmeyi öğretmektir.

Sabır ise sadece mideyle ilgili değildir; dilini tutmak, öfkesini kontrol etmek, paylaşmayı öğrenmek de sabrın bir parçasıdır.

Gerçekten de insan, istediği her şeye anında ulaşabilme imkânına sahip olduğunda iradesi zayıflar.

Oruç ise 'yapabilirim ama yapmıyorum' bilincini kazandırır.

Bu bilinç, çocuk için hayati önemdedir.

Günümüz dünyasında çocuklar hızlı tüketime, anlık hazza ve sabırsızlığa alıştırılmaktadır.

Ramazan ayı ise bu akışa karşı bir denge sunar.

Çocuk, iftar saatini beklerken zaman kavramını öğrenir; arzularını ertelemeyi tecrübe eder.

Bu, ileriki hayatında akademik disiplininden sosyal ilişkilerine kadar pek çok alanda olumlu yansımalar doğuracaktır.

EMPATİ VE PAYLAŞMA BİLİNCİ RAMAZAN, toplumsal dayanışmanın en yoğun yaşandığı aydır.

Fitre, zekât ve sadaka gibi ibadetler; sosyal adaletin ve paylaşmanın somut göstergeleridir.

Çocuk, ailesinin ihtiyaç sahiplerine yardım ettiğini gördüğünde paylaşmanın değerini yaşayarak öğrenir.

Açlığın ne demek olduğunu kısmen de olsa deneyimleyen bir çocuk, yoksulun hâlini daha iyi anlar.

Bu empati duygusu, sadece Ramazan'la sınırlı kalmaz; hayat boyu sürecek bir merhamet bilincine dönüşür.

Böylece oruç, bireysel bir ibadet olmanın ötesine geçerek toplumsal bir duyarlılık eğitimine dönüşür.Ramazan geceleri, teravih namazları, sahur vakitleri ve iftar duaları...

Çocuk için bunlar sıradan ritüeller değil; güçlü manevî hatıralardır.

Özellikle iftar anında yapılan dualar, çocuğun Allah tasavvurunu şekillendirir.

Allah'ı korkulacak bir varlık olarak değil; sığınılacak, yardım istenecek bir merhamet kaynağı olarak tanımaya başlar.

Hz.

Peygamber'in (sav) çocuklara karşı şefkatli tutumu ve onları ibadet hayatına yumuşak bir üslupla alıştırması, bu noktada önemli bir örnektir.

Muhammed'in çocuklarla iletişiminde sevgi ve merhamet ön plandadır.

Bu yaklaşım, Ramazan eğitiminde de esas alınmalıdır.

AİLE ORTAMININ ROLÜ ÇOCUK için din, öncelikle ailede öğrenilir.

Anne-babanın oruca gösterdiği hassasiyet, iftar hazırlığındaki heyecanı, Kur'an tilaveti ve ibadet düzeni; çocuğun zihninde dinin canlı bir tablo hâline gelmesini sağlar.

Ancak burada dikkat edilmesi gereken husus, baskıcı bir dil kullanmamaktır.

Çocuğa 'tutmazsan günah' demek yerine, 'sen de denemek ister misin?' demek daha yapıcıdır.

Zorlama ibadeti sevimsiz hâle getirebilir; oysa sevdirerek kazandırılan alışkanlıklar kalıcıdır.

Birçok yetişkin, çocukluk Ramazanlarını özlemle anar.

Mahya ışıkları, davul sesi, kalabalık sofralar...

Bu hatıralar, dinî kimliğin duygusal temelini oluşturur.

Çocuklukta sevgiyle yaşanan bir Ramazan, ileriki yaşlarda bilinçli bir kulluğa zemin hazırlar.

Ramazan, çocuğa sadece bir ibadet öğretmez; zaman bilinci, sabır, empati, paylaşma, dua ve sorumluluk gibi temel değerleri kazandırır.

Bu değerler, modern dünyanın hızlı ve yüzeysel akışında sağlam bir karakterin temel taşlarıdır.

Sonuç itibariyle; Ramazan ve çocuk ilişkisini sadece 'kaç yaşında oruç tutmalı?' sorusuna indirgemek eksik bir bakış olur.

Asıl mesele, çocuğun bu ayın ruhunu ne ölçüde içselleştirdiğidir.

Oruç; açlıkla başlayan ama ahlâkla tamamlanan bir ibadettir.

Çocuklarımızı Ramazan'ın bereketli iklimiyle buluşturabilirsek, onlara sadece bir ayın hatırasını değil; ömür boyu taşıyacakları bir değerler mirasını bırakmış oluruz.

Çünkü Ramazan, küçük bedenleri değil; büyük kalpleri büyütür.

İlgili Sitenin Haberleri