Haber Detayı

Meclis, Hürmüz Boğazı'nın küresel ekonomi açısından önemini araştırdı
Politika haberler.com
04/03/2026 11:02 (7 saat önce)

Meclis, Hürmüz Boğazı'nın küresel ekonomi açısından önemini araştırdı

TBMM Genel Sekreterliği, Hürmüz Boğazı'nın küresel enerji ticareti ve bölgesel ekonomiler üzerindeki stratejik önemini vurgulayan bir çalışma yayımladı. Boğazın kapanmasının etkilerinin ele alındığı araştırmada, Türkiye'nin enerji tedarikindeki bağımlılığına ve alternatif kaynaklarına da yer verildi.

Meclis, küresel enerji ticaretinin yüzde 20'sinin geçtiği en stratejik deniz geçitlerinden biri olan ve ABD ile İsrail'in İran'a yönelik başlattığı saldırılar sonrası İran tarafından "geçişlere kapatıldığı" belirtilen Hürmüz Boğazı'nın küresel ekonomi açısından önemini araştırdı.TBMM Genel Sekreterliği Araştırma Hizmetleri Başkanlığı tarafından "Hürmüz Boğazı'nın küresel ekonomi açısından önemi" başlıklı çalışmada, Hürmüz Boğazı'nın, küresel enerji ticareti açısından stratejik bir öneme sahip ve dünya genelindeki en kritik petrol geçiş güzergahlarından biri olarak dikkati çektiği vurgulandı.Hürmüz Boğazı'nın yönetimine ilişkin özel bir uluslararası anlaşmanın bulunmadığı ancak genel kabul gören yaklaşımın, boğazın Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi (UNCLOS) hükümleri çerçevesinde değerlendirilmesi olduğu ifade edelin çalışmada, kriz dönemlerinde dahi boğazdan geçişin engellenmesinin uluslararası hukuka aykırı sayıldığı belirtildi.

Çalışmada, şu ifadelere yer verildi:"Basra Körfezi'ne kıyısı olan Suudi Arabistan, İran, Irak, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve Kuveyt gibi dünyanın en büyük petrol ve doğal gaz üreticisi ülkelerin uluslararası pazarlara hidrokarbon ihracatının ana arteri konumundaki boğaz, Asya pazarlarına doğrudan bağlantı sağlamanın yanı sıra Süveyş Kanalı üzerinden Avrupa ve Amerika kıtasına erişim imkanı sunarak küresel ticaret ağında merkezi bir rol oynamaktadır. 2024 yılında boğazdan günlük ortalama 20 milyon varil ham petrol ve petrol ürünleri akışı gerçekleşmiştir.

Bu hacim, küresel petrol tüketiminin yaklaşık yüzde 20'sine denk gelmektedir.

Küresel sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) ticaretinin beşte biri ve sıvılaştırılmış petrol gazı (LPG) ticaretinin de üçte biri Hürmüz Boğazı'ndan gerçekleştirilmektedir."Bölge ülkelerinin ekonomilerinin, Hürmüz Boğazı üzerinden yapılan petrol ürünleri dış ticareti ile bu boğaz aracılığıyla sağlanan gıda, sanayi ve sağlık ürünleri ithalatına stratejik bağımlılık gösterdiğinin altı çizilen çalışmada, söz konusu ülkelerin Hürmüz Boğazı'na ekonomik bağımlılığına ilişkin veriler de paylaşıldı.Çalışmada, Türkiye'nin ham petrol ihtiyacının yüzde 20'sini, Hürmüz Boğazı üzerinden Körfez ülkelerinden karşıladığı aktarıldı.Boğazın kapanmasının, hidrokarbon tüketiminin büyük kısmını ithal eden Türkiye için maliyet artışlarına yol açabileceği ifade edilen çalışmada, "Ancak Türkiye'nin enerji tedarikinde kritik öneme sahip çeşitli alternatif kaynak ve güzergahları bulunması sebebiyle kısa ve orta vadede ciddi bir enerji krizine maruz kalması beklenmemektedir." değerlendirmesinde bulunuldu.Boğazın bir tarafında yer alan İran'ın, Boğazı kapatmasının ardından yaşanabileceklerin anlatıldığı çalışmada, bu gelişmenin, başta enerji piyasaları olmak üzere dünya genelindeki tedarik zincirlerinde ciddi aksamalar meydana getireceği, yalnızca enerji sektörünü değil, tüm ekonomik faaliyetleri etkileyecek kapsamlı bir domino etkisini tetikleyebileceği ve enerji arzında yaşanacak olası kesintilerin, fiyatlarda ani dalgalanmalara yol açarak küresel ölçekte ekonomik belirsizlikleri derinleştirebileceği kaydedildi.Çalışmada, Hürmüz Boğazı'nın kapatılmasıyla yaşanacak küresel ticaret akışlarının bozulmasına ilişkin şunlar dile getirildi:"Hürmüz Boğazı'ndan ihraç edilen petrolün önemli bir kısmının Çin, Hindistan, Japonya ve Güney Kore gibi Asya-Pasifik ülkeleri tarafından ithal edilmesinin, bu ülkelerin küresel tedarik zincirlerindeki stratejik konumları dikkate alındığında, Boğazın kapanmasının dünya genelinde üretim ve tedarik süreçlerini ciddi biçimde sekteye uğratacağı öngörülmektedir.

Bu dört ülke, yalnızca nihai ürün üreticisi değil, aynı zamanda yarı mamul ve ileri teknoloji ara malı sağlayıcısı olarak da küresel değer zincirlerinde merkezi bir rol üstlenmektedir.

Özellikle Çin ve Güney Kore'nin elektronik ve bilişim sektörlerine, Japonya'nın otomotiv ve hassas mühendislik alanlarına ve Hindistan'ın ilaç ve yazılım sektörlerine katkısı düşünüldüğünde, enerji arzındaki bir kırılmanın, bu sektörlerde küresel ölçekli arz şoklarına neden olabileceği düşünülebilir."

İlgili Sitenin Haberleri