Haber Detayı

Avrupa'nın İran tepkisi, AB içinde ve Atlantik hattında görüş ayrılıklarını gün yüzüne çıkardı
Güncel haberler.com
04/03/2026 11:13 (3 saat önce)

Avrupa'nın İran tepkisi, AB içinde ve Atlantik hattında görüş ayrılıklarını gün yüzüne çıkardı

Avrupa Birliği'nin (AB), ABD ve İsrail'in İran'a yönelik saldırıları karşısında pasif bir tutum sergilemesi hem kurumlar ve üye ülkeler arasında hem de transatlantik hatta görüş ayrılıklarını yeniden görünür hale getirdi.

Avrupa Birliği'nin (AB), ABD ve İsrail'in İran'a yönelik saldırıları karşısında pasif bir tutum sergilemesi hem kurumlar ve üye ülkeler arasında hem de transatlantik hatta görüş ayrılıklarını yeniden görünür hale getirdi.ABD ve İsrail'in 28 Şubat sabahı İran'a saldırı başlatmasının ardından Avrupa'dan ilk tepki, AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas'tan geldi.Kallas, önceliklerinin sivillerin korunması, AB vatandaşları ve personelinin tahliyelerinin kolaylaştırılması olduğunu, ayrıca diplomatik çözümleri araştırmaya devam edeceklerini belirtti.Kallas'ın ardından AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen ve AB Konseyi Başkanı Antonio Costa da ortak mesaj yayımlayarak itidal çağrısında bulundu.Ardından İsviçre, İngiltere, Almanya, Fransa, İtalya, İrlanda hükümetlerinden de tırmanmadan kaçınılması çağrısı ve gelişmeleri "derin endişeyle" izlediklerine dair açıklamalar geldi.Hafta sonu boyunca anlık cereyan eden olaylar karşısında Avrupa'nın mesafeli ve yumuşak bir tutum takınması, bir yandan Brüksel merkezli uluslararası medya ile Avrupalı sosyal medya kullanıcılarının, diğer yandan Atlantik'in diğer yakasının tepkisini çekti.Avrupa başkentlerinde ton farkıKrize verilen tepkiler pasif olmakla kalmadı, AB içinde ortak söylemin oluşturulamayışı da dikkati çekti.Saldırıların uluslararası hukuk açısından meşruiyeti, Avrupa içindeki ana kırılma hattını oluşturdu.Başkentler arasındaki ton farkı özellikle Berlin ve Madrid hattında belirginleşti.Almanya Başbakanı Friedrich Merz, Washington'ı doğrudan eleştirmekten kaçınan bir çizgi izledi.

Merz, 1 Mart'ta yaptığı açıklamada uluslararası hukuk değerlendirmelerinin İran'da siyasi değişim sağlamada sınırlı etkisi olacağını savunarak, "Müttefiklerimize ders verme zamanı değil.

Çekincelerimize rağmen hedeflerinin çoğunu paylaşıyoruz." ifadelerini kullandı.İspanya Başbakanı Pedro Sanchez ise ABD ve İsrail'in saldırılarını "tek taraflı askeri eylem" olarak nitelendirip, açık şekilde eleştirerek bunun "tırmanmaya yol açtığını ve daha belirsiz, daha düşmanca bir uluslararası ortama katkıda bulunduğunu" belirtti.İrlanda yönetimi de diyalog ve itidal vurgusunu öne çıkarırken İskandinav hattında İsveç ve Finlandiya daha ihtiyatlı bir dil kullanıldı, Norveç tırmanma riskine dikkati çekti.Fransa ve İngiltere, saldırılara doğrudan katılmadıklarını vurgulamasına rağmen İran'ın nükleer ve balistik programlarının engellenmesi hedefini anlayışla karşılayan bir tutum sergiledi.Çekya gibi bazı Orta Avrupa ülkeleri ise Washington'a daha açık destek verdi.Son olarak AB kurumlarına ev sahipliği yapan Belçika'nın Savunma Bakanı Theo Francken ise dünkü açıklamasında saldırıları "kesinlikle meşru" olarak niteledi.Brüksel kulislerine bu durum, "mesajda birlik, tonlarda ayrışma" olarak yansırken AB Komisyonu sözcülerinin, hafta sonunun ardından 2 Mart'ta düzenlenen ilk basın toplantısında konuyla ilgili sorulara net yanıt vermekten kaçınması, dikkatleri çekti.Ortaya çıkan tablo, İran krizinin AB içinde ortak dış politika üretme kapasitesini bir kez daha sınadığı yorumlarına yol açtı.Brüksel'de kurumsal gerilim de gün yüzüne çıktıİran krizi, yalnızca üye ülkeler arasındaki görüş ayrılıklarını değil, Brüksel'deki kurumsal güç mücadelesini de yeniden görünür hale getirdi.AB'nin en üst düzey iki ismi; AB Komisyonu Başkanı von der Leyen ile AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kallas arasında krize kimin liderlik edeceği konusunda örtülü bir rekabet yaşandığı değerlendirildi.Kallas, 1 Mart Pazar günü acil Dışişleri Bakanları Toplantısı düzenlerken von der Leyen 2 Mart Pazartesi "özel güvenlik toplantısı"na başkanlık etti.Hafta sonu yoğun temas trafiğine rağmen von der Leyen ile Kallas'ın doğrudan görüşmemesi Brüksel kulislerinde dikkati çekti.Diplomatik çevreler, İran krizinin AB için yalnızca dış politika değil, aynı zamanda kurumsal koordinasyon kapasitesinin de testi haline geldiği görüşünü dillendirdi.Irak mirası gündemde mi?Avrupa'nın temkinli tutumunun arkasında 2003 Irak işgalinin bıraktığı siyasi ve toplumsal mirasın hala etkili olduğu düşünülüyor.Avrupa kamuoyunda askeri müdahalelere yönelik güçlü şüphe devam ederken birçok hükümetin Orta Doğu'da doğrudan askeri angajmandan kaçınan çizgiyi koruduğu görülüyor.Buna ek olarak Avrupa'nın güvenlik odağını büyük ölçüde Rusya-Ukrayna savaşına vermiş olması da İran dosyasında daha sınırlı ve temkinli bir pozisyon alınmasına yol açıyor.Avrupa, 2003'ten farklı olarak sahada doğrudan rol üstlenmeden İran'da daha muhatap alınabilir bir yönetim ihtimalinin doğmasından genel olarak memnuniyet duyuyor.Tüm ayrılıklara rağmen AB kurumlarının başkanları, İran lideri Ayetullah Hamaney'in öldürülmesinin İran'la ilişkilerde "açılan fırsat penceresi" olduğu görüşünde birleşiyor.Transatlantik ilişkiler için yeni stres testiBrüksel'deki diplomatik kaynaklara göre AB, önceliğini çatışmanın bölgesel savaşa dönüşmesini önlemek ve Avrupa'ya olası yansımaları sınırlamak olarak belirlerken bu temkinli yaklaşım ABD nezdinde farklı okumalara yol açtı.ABD'de özellikle Donald Trump'a yakın çevreler, Avrupa'yı İran karşısında "yumuşak" kalmakla suçladı.Avrupa'nın temkinli çizgisi ABD'de özellikle Cumhuriyetçi çevrelerden sert tepki gördü.

Cumhuriyetçi Senatör Lindsey Graham, Avrupa'nın İran politikasını "son derece yumuşak" (pathetically soft) sözleriyle eleştirirken Trump'ın kampanya stratejistlerinden Chris LaCivita, Avrupa liderliğini "zayıf ve kararsız" olmakla suçladı.Bu çıkışlar, Trump'ın ikinci döneminin ilk yılında zaten dalgalı seyreden transatlantik ilişkilerde İran dosyasının yeni bir gerilim başlığına dönüşebileceği yorumlarını güçlendirdi.Ortaya çıkan tablo, diğer yandan AB'nin küresel krizlerdeki rolüne ilişkin eski tartışmaları yeniden alevlendirdi.İlerleyen günlerde İran'ın olası yeni adımları, enerji piyasalarındaki dalgalanma ve ABD'nin Avrupa'dan beklentilerinin tonu, transatlantik hattın seyrini belirleyecek başlıca unsurlar olarak görülüyor.

İlgili Sitenin Haberleri