Haber Detayı
Aile içi şiddet çocukları suça daha açık hale getiriyor
Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Tuba Mutluer, aile içi şiddet ortamında büyüyen çocukların suça yönelme riskinin yüksek olduğunu belirterek, ebeveynleri çocuklardaki ani davranış değişimlerine karşı dikkatli olmaları...
Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç.
Dr.
Tuba Mutluer, aile içi şiddet ortamında büyüyen çocukların suça yönelme riskinin yüksek olduğunu belirterek, ebeveynleri çocuklardaki ani davranış değişimlerine karşı dikkatli olmaları konusunda uyardı.Doç.
Dr.
Mutluer, AA muhabirine, şiddetin yoğun olduğu bir ortamda yetişmenin tek başına ciddi bir risk faktörü olduğunu söyledi.Şiddete tanıklık eden çocukların bu durumu zamanla normalleştirdiğine dikkati çeken Mutluer, "Şiddeti gören çocuk bunu normalize edip, sanki herkesin uyguladığı bir yöntemmiş gibi algısal olarak öğrenilmiş bir yanlışlık kazanabiliyor." dedi.12-15 yaş aralığının beynin en esnek olduğu ancak kontrol mekanizmalarının henüz yeterince gelişmediği bir dönem olduğunu vurgulayan Mutluer, "O dönemde beyin frene basamıyor, tam tersine ödül sağlayan beyin bölgelerimiz fazlaca aktif oluyor.
Risk alıcı davranışlar gibi.
Aslında şiddet bir yandan bu sistemi iyice bozuyor ve çocuğu suça ve suç işlemeye açık hale getiriyor." diye konuştu.Ebeveynlerin dikkat etmesi gereken işaretlerEbeveynlere çocuklarının davranışlarını yakından gözlemlemeleri çağrısında bulunan Mutluer, uyarı işaretlerini şöyle sıraladı:"Çocukta ani davranış değişimleri oluyorsa, içine kapanıyorsa, durup dururken odasına kapanmaya başlıyorsa ya da arkadaş ilişkileri bozuluyor, okula devamsızlık yapmaya başlıyorsa, nereden geldiği belli olmayan para, hediyeler ya da bir kıyafet alıyor ama kaynağını bilmiyorsanız...
Ayrıca uygunsuz arkadaş grupları içine giriyor, size karşı geliyor, söylediklerinizi yapmıyor ve sanki bambaşka birine dönüşüyor gibi olabiliyor."Aşırı internet kullanımı ile kendine ya da başkalarına zarar verme düşüncelerinin de önemli risk göstergeleri olduğunu belirten Mutluer, bu durumlarda mutlaka çocuk ve ergen psikiyatristine başvurulması gerektiğini vurguladı.Mutluer, suça sürüklenen çocukların önemli bir bölümünün ailevi sorunlar yaşadığına dikkati çekti.Bu çocuklarda travmatik deneyimlerin ve psikiyatrik sorunların yaygın olduğuna işaret eden Mutluer, şu değerlendirmede bulundu:"Adli cezaların yeterli olmadığını, aksine bu çocukları daha profesyonel suçlara ittiğini görüyoruz.
Tedavisiz bırakılan, henüz beyin gelişimi tamamlanmamış çocukların suçlularla aynı ortama konulması, onları adeta bir suç okuluna göndermek etkisi yaratıyor."Rehabilitasyon ceza sürecine entegre edilmeliRehabilite edici sistemlerin ceza sürecine entegre edilmesi gerektiğini belirten Mutluer, "Bu, çocuğun ceza almaması anlamına kesinlikle gelmiyor ancak ceza süreci planlanırken rehabilitasyonu da içeren, çocuğun biyolojik, psikolojik ve sosyal risk faktörlerini ele alan yaklaşımlarla sistemin bu çocukları desteklemesi gerekiyor." diye konuştu.Beynin özellikle 20'li yaşlara kadar esnek olduğunu anlatan Mutluer, "12-15 yaş arası dönem ve hatta erken 20'li yaşlara kadar olan süreç, bizim için erken dönem rehabilitasyon açısından çok önemli.
Bu dönemde çocukların travmatik deneyimlerinin iyileştirilmesi, varsa psikiyatrik tanılarının ilaç ya da terapi yöntemleriyle tedavi edilmesiyle geri kazanılmalarının mümkün olduğunu bilimsel çalışmalarda görüyoruz." ifadelerini kullandı.Mutluer, hapishaneden çıktıktan sonraki ilk bir ayın kritik bir fırsat penceresi olduğuna dikkati çekerek, bu süreçte çocuğun mutlaka destek almasının büyük önem taşıdığını sözlerine ekledi.