Haber Detayı
CHP Ekonomi Eşgüdüm Konseyi'nden İktidara Enerji Politikası Önerileri
CHP Ekonomi Eşgüdüm Konseyi, ABD ve İsrail'in İran'a saldırılarıyla başlayan sürecin Türkiye ekonomisine etkileri nedeniyle enerji politikaları konusunda önerilerini açıkladı. İktidarın mevcut tabloyu tahmin edemediğini, bu duruma uygun politika ve düzenlemelerde bulunmadığını belirten konsey, "Türkiye’nin enerji politikasında depolama kapasitesinin artırılması ve uzun vadeli tedarik kontratlarının güçlendirilmesi öncelik haline getirilmelidir. Körfez bölgesine bağımlılığı azaltmak için Azerbaycan ve Orta Asya boru hatlarının kapasitesi artırılmalı, ABD ve Afrika’dan LNG tedariki genişletilmeli ve depolama altyapısı güçlendirilmelidir" değerlendirmesinde bulundu.
(ANKARA) - CHP Ekonomi Eşgüdüm Konseyi, ABD ve İsrail'in İran'a saldırılarıyla başlayan sürecin Türkiye ekonomisine etkileri nedeniyle enerji politikaları konusunda önerilerini açıkladı.
İktidarın mevcut tabloyu tahmin edemediğini, bu duruma uygun politika ve düzenlemelerde bulunmadığını belirten konsey, "Türkiye'nin enerji politikasında depolama kapasitesinin artırılması ve uzun vadeli tedarik kontratlarının güçlendirilmesi öncelik haline getirilmelidir.
Körfez bölgesine bağımlılığı azaltmak için Azerbaycan ve Orta Asya boru hatlarının kapasitesi artırılmalı, ABD ve Afrika'dan LNG tedariki genişletilmeli ve depolama altyapısı güçlendirilmelidir" değerlendirmesinde bulundu.CHP Merkez Yönetim Kurulu (MYK) ile Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi (CAO) Yönetim Kurulu'ndaki ekonomi alanlarında görevli parti yöneticilerinden oluşan CHP Ekonomi Eşgüdüm Konseyi (EEK), ikinci toplantısını yaptı.
Toplantıda ABD ve İsrail'in İran'a saldırıyla başlayan sürecin Türkiye'ye ekonomik etkisi, bu kapsamda atılması gereken adımlar ile Avrupa Birliği'nin "Made in Europe" stratejisi ve CHP'nin bu alanda yürüttüğü çalışmalar ele alındı.Saldırıların Türkiye ekonomisine etkilerinin enerji, dış ticaret, tedarik zincirleri, lojistik, turizm, dahili ticaret ve makroekonomik dengeler çerçevesinde ele alındığı konsey toplantısına ilişkin yapılan yazılı açıklamada petrol ve doğal gaz fiyatlarındaki artışa işaret edilerek, "Bölgemizdeki jeopolitik gerilimlerin tırmandığı ve savaşa ihtimalinin arttığı Şubat ayında 2026 yılının I.
Enflasyon Raporu sunumunu gerçekleştiren Merkez Bankası; bu riskleri doğru şekilde değerlendirmemiş ve enerji başta olmak üzere tahmin ve beklentilerinde gerekli düzenlemeleri yapmamıştır.
Bu kurumsal öngörü eksikliği, 2026 yılı enflasyon hedefi ve beklentileri açısından olumsuz işaretler ortaya çıkarmıştır.
Diğer yandan Merkez Bankası'nın geçmişte siyasi gerekçelerle kullandığı döviz rezervlerine duyulan ihtiyaç, finansal piyasalarda savaş nedeniyle yaşanabilecek olası şoklara karşı bugün bir kez daha görünür hale gelmiştir" denildi.
CHP'den iktidara enerji politikası önerileri Türkiye'nin enerji politikasında hızla atması gereken adımların da ele alındığı toplantıda, şu önerilere yer verildi:"Enerjide spot piyasalardaki oynaklığın yarattığı kırılganlığın azaltılması gerekmektedir.
Türkiye'nin enerji politikasında depolama kapasitesinin artırılması ve uzun vadeli tedarik kontratlarının güçlendirilmesi öncelik haline getirilmelidir.
Doğal gaz ve petrol depolama yatırımlarının genişletilmesi kriz dönemlerinde arz kesintilerine karşı stratejik bir tampon oluştururken, uzun vadeli kontratlar ise spot piyasalardaki ani fiyat sıçramalarının enerji maliyetleri ve enflasyon üzerindeki etkisini sınırlayacaktır.
Olası kriz ve şoklara karşı enerji tedariğinde kaynak çeşitliliğiyle beraber coğrafi çeşitliliğin de artırılması gerekmektedir.
Körfez bölgesine bağımlılığı azaltmak için Azerbaycan ve Orta Asya boru hatlarının kapasitesi artırılmalı, ABD ve Afrika'dan LNG tedariki genişletilmeli ve depolama altyapısı güçlendirilmelidir.
Türkiye'nin mevcut rafineri altyapısı modernize edilmeli, esnek ham petrol işleme kapasitesi artırılmalı ve bu altyapı petrokimya üretimiyle entegre edilmelidir.
Böyle bir yaklaşım Türkiye'nin enerji güvenliğini güçlendirirken aynı zamanda ülkemizi bölgesel bir rafine ürün ticaret merkezi haline getirerek cari açığı azaltıcı ve jeoekonomik konumunu güçlendirici bir rol oynayacaktır."Orta Doğu'daki jeopolitik gerilimlerin deniz ticaretinde yarattığı riskleri azaltmak için Türkiye eş zamanlı politika araçları geliştirmelidir.
Bu kapsamda, savaş riski primlerinin hızla yükseldiği dönemlerde Türk bayraklı gemileri ve ihracat taşımalarını korumak amacıyla Eximbank veya Hazine destekli bir 'savaş riski sigorta mekanizması' oluşturulmalıdır.
Kritik ticaret hatlarında Türk Deniz Kuvvetleri'nin koordinasyonunda güvenli ticaret koridorları ve gerektiğinde konvoy uygulamaları devreye alınarak Türk gemilerinin güvenliği sağlanmalıdır.
Türkiye limanlarının bölgesel aktarma merkezi olarak güçlendirilmesi ve alternatif kara-deniz lojistik hatlarının geliştirilmesi sayesinde kriz dönemlerinde ihracat akışının kesintiye uğraması engellenmelidir.
Savaştan ve yarattığı belirsizliklerden etkilenen KOBİ'lere yönelik kredi garanti mekanizmalarının güçlendirilmesi ve uygun finansman imkanlarının sağlanması büyük önem taşımaktadır.
Süreçten olumsuz etkilenen firmalar için KGF teminatlı kredi paketleri ile firmaların işletme sermayeleri güçlendirilmelidir.
Özellikle bölgeye ihracat yapan KOBİ'ler için Eximbank finansman imkanları genişletilmelidir.
Bölgesel gerilimden doğrudan etkilenen KOBİ'ler için vergi, SGK primleri ve kamu alacaklarında geçici erteleme veya yapılandırma imkanları değerlendirmeye alınmalıdır.
Bu kapsamda maliye politikasında kamu harcamaları verimlilik ve öncelik odaklı yapılmalıdır.
Savaşın turizm üzerindeki etkileri senaryo bazlı şekilde ele alınmalı ve alternatif eylem planları hayata geçirilmeli, turizme destek paketleri hazırlanmalıdır.
Türkiye'nin güvenli ve güvenilir bir turizm destinasyonu olduğu yönündeki tanıtım çalışmaları artırılmalıdır." "Partimiz Türkiye'nin Avrupa ile ekonomik entegrasyonunu derinleştirmek amacıyla çalışmalarını sürdürecektir" Jeopolitik riskler ve ekonomik belirsizliklerin arttığı bu dönemde Türkiye'nin Avrupa ile kurduğu ilişkilerin öneminin de arttığını belirten konsey, bu kapsamda Türkiye'nin Avrupa Birliği'nin "Made in Europe" stratejisinde etkin bir şekilde yer almasını güvence altına almak amacıyla CHP'nin 3-4 Mart'te Brüksel'de gerçekleştirdiği görüşmeleri de değerlendirdi.CHP Genel Başkanı Özgür Özel'in mektubunun taraflara iletildiğini vurgulayan konsey, "Toplantıda 'Made in Europe' kapsamında gündeme gelen kamu alımları ve kamu ihaleleriyle ilgili düzenlemeler bütüncül bir şekilde ele alınmıştır. 'Made in Europe' ve Gümrük Birliği Anlaşması çerçevesinde Türkiye'nin rekabet gücünü zayıflatabilecek aksaklıkların giderilmesine dönük çalışmalar değerlendirilmiştir.
Partimiz; Türkiye'nin 'Made in Europe' vizyonunda güçlü bir üretim ve eşit tedarik ortağı olarak yer almasını güvence altına almak, Gümrük Birliği'nin kapsamlı biçimde güncellenmesini sağlamak ve Türkiye'nin Avrupa ile ekonomik entegrasyonunu demokrasi, kalkınma ve refah temelinde derinleştirmek amacıyla çalışmalarını sürdürecektir" açıklamasını yaptı.