Haber Detayı
CHP’nin politika kurulunda bir ‘Kafa Koparan’
CHP'nin tarihi bir anlamda kendi koyduğu ilkelerle çelişkiler tarihidir. O çelişkileri de CHP dışında hiçbir parti taşıyamaz. Solcu olduğunu söylüyor solcu değil; özgürlükçü olduğunu söylüyor, yıllar yılı süren başörtüsü ve Kürtçe yasağının arkasından CHP çıkıyor; antiemperyalist olduğunu söylüyor,...
CHP'nin tarihi bir anlamda kendi koyduğu ilkelerle çelişkiler tarihidir.
O çelişkileri de CHP dışında hiçbir parti taşıyamaz.
Solcu olduğunu söylüyor solcu değil; özgürlükçü olduğunu söylüyor, yıllar yılı süren başörtüsü ve Kürtçe yasağının arkasından CHP çıkıyor; antiemperyalist olduğunu söylüyor, sık sık emperyalistlerin kapısına gidip 'Kendimizi terk edilmiş hissediyoruz' demekte beis görmüyor.
İsimler değişse de CHP'yi yönetenlerin böyle onlarca çelişkisini sıralamak mümkün.
Şimdi bu çelişkileri daha da zenginleştiren ve utanç verici hâle getiren bir isim var: CHP'nin yeni Genel Başkanı Özgür Özel.
Bölgemiz ABD ve siyonist İsrail'in, İran'a saldırısıyla ateş topuna dönerken o işi gücü bırakıp ülke yönetimine saldırıyor: 'Sayın Erdoğan'ın kendine ait, Türkiye'ye ait bir planı yoktur.
Trump'ın planının bir parçası olmuştur.' Sonra da ekliyor: 'Son 14 yıldır bir tek savaş uçağı Hava Kuvvetleri'ne kazandırılamamıştır.
Hava savunma sistemimiz yoktur.' El insaf diyeceğim ama insaf da yok.
Türkiye'nin son 14 yılda emperyalistlerce nasıl kuşatıldığı, darbelere, terör saldırılarına maruz kaldığı herkesin malumu.
O günlerde Özel ve partisi, İHA-SİHA'lara, uçaklara 'kalorifer peteği' diyor, hatta AK Parti hükümetinin S-400 hava savunma sistemi almasına, 'Bize kim saldıracak, neden alıyoruz?' diye karşı çıkıyordu.
Buna rağmen savunma sanayiinde dünyanın gıptayla izlediği, harp tekniğini değiştiren hamleler yapıldı.
Türkiye bölgesel ve küresel arenada izlediği 'denge ve barış' siyasetiyle tehdit altındaki ülkelerin başvuracağı güvenli bir limana dönüştü.
Özel, bu konularda Kanada ve Almanya başbakanları kadar bile insaflı olamadı.
Yapılanları görmediği gibi Türkiye'nin füze denemelerine de komik ötesi bir yaklaşımla karşı çıkıyor: 'Siz balığa çıkmayın, füze testi yapacağız diyorsunuz.
O seslerden balıklar ürküyor, yuvalarını terk ediyorlar, yuva yapmıyorlar.
Bu yüzden balıkçılığın randımanı düşüyor.' Ne diyelim, Allah akıl fikir versin.
Akıl var mı bilmiyorum ama 'fikir' olmadığı kesin.
CHP yönetimi, 'Bölge yanarken Türkiye ne yapmalı?' gibi soruları dert etmediği gibi olup bitenleri umursamıyor da...
CHP yönetimi o kadar umursamıyor ki, dünya altüst olurken onlar 'rüşvet ve hırsızlık' iddiasıyla 9 Mart Pazartesi günü mahkeme önüne çıkacak, 'İmamoğlu Suç Örgütü' davasının 'kilit' isimlerinden Fatih Keleş'i, Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi Gençlik ve Spor Politikaları Kurulu üyesi yapıyor.
Herhalde Keleş'i kamuoyu artık iyi tanıyor.
İstanbul'un ünlü işadamları dünyasında 'Kafa Koparan' lakabıyla bilenen Keleş, çanta çanta paraları İmamoğlu'nun 'sistem'ine taşıyan en kritik isim.
En son 'Jetgiller' rezaletiyle gündeme gelmişti.
Hafriyatçı Murat Gülibrahimoğlu'nun ortağı ve Kemerburgaz'daki devasa villa komşusu.
İşte bu ismi Özgür Özel, CHP'nin politika yapıcısı yaptı.
O da gururla bunu anlattı: 'Genel Başkanımız Sayın Özgür Özel'in takdirleri ve Cumhurbaşkanı Adayımız Sayın Ekrem İmamoğlu'nun vizyonuyla, Cumhuriyet Halk Partisi Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi Gençlik ve Spor Politikaları Kurulu'nda görevlendirilmiş bulunuyorum.
Türkiye'nin geleceğini inşa edecek bu güçlü yürüyüşün bir parçası olmaktan büyük bir gurur duyuyorum.' Adam haklı olarak gurur duyuyor.
Bir zamanlar ilke ve ahlaki üstünlükten söz eden CHP, 'Kafa Koparan' Fatih'i en üst kurula üye yapıyor.
Aklıma yıllar önce 'Politbüro Şefi' olarak yazdığım eski CHP Genel Sekreteri Önder Sav geldi.
Sav, tam 26 yıl önce CHP il ve ilçe başkanlıklarına gönderdiği, 'Yolsuzluk yaptığı, haksız kazanç elde ettiği, rüşvete ve bu tür işlere bulaşan CHP üyeleri ile yerel yönetimlerdeki başkan ve meclis üyelerinin CHP ile ilişkileri derhal kesilir, istifa ettirilir...' diye devam eden genelgeyi unuttu ki, 4 bin sayfalık iddianameyi dikkate almadan İmamoğlu'nu Mandela ilan ediyor.
Siyasetsizliğin ve ilkesizliğin hazin sonu bu...