Haber Detayı
EGEÇEP’ten İzBB’ye İzdemir Enerji Santrali-II için ‘Dava açın’ çağrısı
EGEÇEP, Aliağa’daki İzdemir Enerji Santrali-II için Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı tarafından verilen “Üretim Tesisi Uygunluk Belgesi”ne karşı İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin dava açması konusunda çağrıda bulundu.
Ege Çevre ve Kültür Platformu (EGEÇEP), Aliağa’da bulunan İzdemir Enerji Santrali-II için Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı tarafından verilen üretim tesisi uygunluk belgesine ilişkin kararı eleştirdi.
Daha önce tesisi mühürleyen İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne çağrıda bulunan EGEÇEP, kararı yargıya taşımasını talep etti. “DEMOKRATİK YÖNETİME AÇIK BİR MEYDAN OKUMADIR” Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı tarafından alınan kararın yerel yönetimler açısından da ciddi sorun yarattığını belirten EGEÇEP yaptığı yazılı açıklamada, “Aliağa’da yıllardır işyeri açma ve çalışma ruhsatı olmaksızın faaliyet yürüten, bu hukuka aykırılığı yargı kararları ve belediye denetimleriyle defalarca ortaya konmuş olan İzdemir Enerji Santrali-II için Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı tarafından 22.12.2025 tarihli Üretim Tesisi Uygunluk Belgesi düzenlenmiştir. 374,86 MWm / 370 MWe kurulu güce sahip termik santral, daha önce verilen ÇED olumlu kararları yargı tarafından iptal edilmiş, Anayasa Mahkemesi tarafından hak ihlali tespiti yapılmış ve yerel idare tarafından ruhsatsız faaliyet yürüttüğü belirlenmiş olmasına rağmen, tek bir Bakanlık işlemiyle ‘uygun’ ilan edilmiştir.
Yargı kararlarının bağlayıcılığının ve seçilmiş yerel yönetimlerin denetim yetkisinin bu şekilde aşılması, yalnızca hukuka değil, demokratik yönetime de açık bir meydan okumadır” denildi. “BELEDİYELER DEVRE DIŞI BIRAKILDI” “Söz konusu belgenin dayanağını, 7554 sayılı Kanun’un 19. maddesiyle 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu’na eklenen Geçici 34. madde oluşturmaktadır” diye devam eden açıklamada, “Anılan düzenleme ile yapı ruhsatı ve yapı kullanma izin belgesi bulunmayan elektrik üretim tesisleri bakımından Bakanlıkça verilen Üretim Tesisi Uygunluk Belgesi’nin işyeri açma ve çalışma ruhsatı yerine geçeceği hükme bağlanmıştır.
Yerel yönetimler tarafından, yerel ihtiyaçlar ve yerel riskler gözetilerek verilmesi gereken ruhsatın, merkezi idare tarafından tek taraflı bir belgeyle ikame edilmesi; belediyelerin yalnızca idari değil, demokratik yetkilerinin de devre dışı bırakılması anlamına gelmektedir” ifadeleri kullanıldı. “RUHSAT REJİMİNİ MERKEZİLEŞTİRİLİYOR” Anayasal olarak alınan kararın yanlış olduğu aktarılan açıklamada, “Anayasa’nın 127. maddesi, mahallî idareleri yerinden yönetim ilkesi çerçevesinde güvence altına almakta; kentlerin nasıl yönetileceğine ilişkin kararların halka en yakın düzeyde, seçilmiş organlar eliyle alınmasını esas kabul etmektedir.
Kent içinde hangi tesislerin hangi koşullarda faaliyet göstereceği; çevre sağlığı, imar düzeni, güvenlik ve yaşam kalitesiyle doğrudan bağlantılıdır ve bu alan, yerel demokrasinin somutlaştığı temel zemindir. 7554 sayılı Kanun’la getirilen sistem, belediyelerin ruhsat verme, denetleme ve gerektiğinde faaliyeti durdurma yetkisini fiilen ortadan kaldırmakta; yerel demokrasinin en görünür araçlarından biri olan ruhsat rejimini merkezîleştirmektedir.
Seçilmiş yerel organların yetkilerinin bu şekilde daraltılması, anayasal yerinden yönetim anlayışının içinin boşaltılması anlamına gelmektedir” denildi. “BÜYÜKŞEHİR HAK SAĞLIĞINI KORUDU” Alınan kararla yerel iradeyi merkezi idare karşısında işlevsiz hâle getirildiğini aktaran açıklamada, “İzmir Büyükşehir Belediyesi, İzdemir Enerji Santrali-II’nin yıllarca ruhsatsız çalıştığını tespit etmiş ve 03.03.2025 tarihinde faaliyetten men kararı alarak halk sağlığını ve çevreyi koruma yönünde yalnızca idari değil, demokratik bir sorumluluk da üstlenmiştir.
Bu karar, İzmir halkının seçtiği yerel yönetimin iradesini ve kente dair söz söyleme yetkisini yansıtmaktadır.
Ardından verilen Üretim Tesisi Uygunluk Belgesi, belediyenin bu kararını etkisizleştirmeyi hedeflemekte; yerel iradeyi merkezî idare karşısında işlevsiz hâle getirmektedir.
Yerel yönetimin bu tablo karşısında sessiz kalması, yalnızca bir idari tutum değil; demokratik yetkilerden fiilen vazgeçilmesi anlamına gelecektir.
EGEÇEP olarak çağrımız açıktır ve gecikmeye tahammülü yoktur: 22.12.2025 tarihli Üretim Tesisi Uygunluk Belgesi derhal yargıya taşınmalıdır.
İzmir halkının seçtiği yerel yönetim, yalnızca çevreyi değil, yerel demokrasiyi ve kent üzerinde söz söyleme hakkını da savunmakla yükümlüdür.
Aliağa’da verilen mücadele, bir santralden ibaret değildir; bu mücadele, yerel yönetimlerin yetkilerinin korunması, demokratik iradenin gasp edilmemesi ve hukukun üstünlüğünün savunulmasıdır.
İzmir Büyükşehir Belediyesi, bu tarihsel ve demokratik sorumluluğun gereğini yerine getirmelidir” ifadeleri kullanıldı.