Haber Detayı

İran krizi, enerji güvenliği ve ticari etkileri
Dünya# dunya.com
07/03/2026 00:00 (7 saat önce)

İran krizi, enerji güvenliği ve ticari etkileri

İran krizi, kısa vadede enerji ve lojistik maliyetlerini artırsa da uzun vadede bağımlılık kavramını yeniden tartışmaya açabilir. Hürmüz’de yaşanan kırılma, enerji dönüşümünü ve tedarik zinciri stratejilerini ulusal güvenlik meselesine dönüştürecektir. Türkiye dahil ithalata bağımlı ekonomiler için yükselen risk primleri yeni bir sınav anlamına gelse de kriz, küresel ticaretin ve enerji altyapısının yeniden tasarlanacağı bir dönemin habercisi olabilir.

Yönetim Danışmanı BARIŞ SAZAKABD ve İsrail'in Tahran'a yönelik askeri operas­yonlarının ardından İran, Hürmüz Boğazı'nı uluslararası deniz trafiğine kapattı.

Eş zaman­lı olarak BAE'nin başlıca hava lo­jistik merkezleri de İran'ın misil­leme saldırıları sonucunda faa­liyetlerini durdurdu.

Süreç nasıl seyreder bilemeyiz ancak uzadı­ğı takdirde Dünya, 21. yüzyılın en ağır enerji ve lojistik krizlerinden biriyle karşı karşıya kalabilir.

İşin iktisadi yanını da düşünerek biraz da iyimser bir temenniyle sürecin aylar sürecek bir çatışma sarmalı­na dönmeyeceğini varsayıyorum.

Yine de olası riskleri incelemekte fayda var.İran operasyonun başlamasıy­la II.

Trump döneminin; ABD'nin egemenliğinin, güvenliğinin, sı­nırlarının kontrolünün ve ekono­mik refahının korunmasını önce­liklendiren ana politik duruşunun yeni bir sayfası açıldı.

Geçtiğimiz aylarda yayımlanan Ulusal Gü­venlik Belgesinde Batı Yarımküre ilişkileri, Güneyden gelecek ola­sı göçün kontrolü, Asya tarafında cari fazla verdirecek ticaret rota­ları ve deniz yolları, Ortadoğu'da alternatif güç odaklarının baskı­lanması vurgulanmıştı.

Venezue­la’dan sonra ABD bu sefer İsrail ile gücün tüm türevlerini hem kendi yakın coğrafyasında hem de küre­sel çapta kullanmaktan çekinme­diğini bir kez daha gösterdi.Hürmüz Boğazı, petrol ve dünya ekonomileriHürmüz Boğazı, dünya petrol ti­caretinin yaklaşık yüzde yirmisi­ni taşıyan en kritik deniz koridoru. 2024 ortalaması günlük 20 milyon varil petrolü aşmaktaydı.

Boğaz geçtiğimiz yıl 17-18 milyon varil or­talamasıyla petrol sevkiyatına de­vam etti.

Ham petrolün yanı sıra büyük bölümü Katar'ın Kuzey Sa­hası'ndan temin edilen LNG tica­retinin de yüzde yirmisi de bura­dan taşınmakta.Boğazın kapanmasıyla günlük 20 milyon varillik kapasitenin ani­den ortadan kalkması, küresel ar­zın neredeyse beşte birini frenle­yecektir.

Çin, Hindistan, Japonya ve Güney Kore başta olmak üze­re Asya ekonomileri boğazdan ge­çen petrolün yüzde sekseninin ana müşterisi.

Alternatif transit güzer­gâhlarsa mevcut talebi karşılamak­tan uzak.

Suudi Arabistan'ın Do­ğu-Batı boru hattı günlük 7 milyon varil, BAE'nin Fujairah hattı ise 1,5 milyon varil kapasitesine sahip.

İki hattın toplamı bile bölgesel ihraca­tın yüzde 40’ını ancak karşılıyor.Böylesine büyük bir petrol akışı­nın sekteye uğraması elbette pet­rol fiyatlarını ve dolayısıyla birçok hizmetin maliyetini yükseltecek­tir.

Ancak ekonomilerin üzerin­deki ilk etki, arz sorunundan önce risk primidir.

Risk priminin dünya ekonomisi için fiilen bir nevi vergi işlevi gördüğü söylenebilir.

Ener­ji maliyetleri üzerindeki risk pri­mi taşımacılık maliyetlerini, gübre fiyatlarını, petrokimya girdilerini ve dolayısıyla enflasyon beklenti­lerini yukarı yönlü baskılar.Haliy­le bu baskıyı en çok ithalata bağımlı olan ülkeler yaşayacaktır.

Türkiye bu durumu yakından deneyimle­di. 2022'deki enerji şokunun fa­turası, döviz kuru baskısıyla nasıl iç içe geçebildiğini somut biçim­de gösterdi.

Gelişmekte olan As­ya-Pasifik ülkelerinin yanında AB ekonomileri de mevsimsel talebin yüksek olduğu bu dönemde spot pi­yasadan, ABD veya Afrika menşeli daha pahalı ikame LNG arayışına girmek zorunda kalacaktır.Çin için alarm zilleri çalmakta.

Ülkenin petrol ithalatının yaklaşık yarısı Hürmüz üzerinden taşını­yordu.

Petrol stoklarını geçtiğimiz yıl epey doldursa da ekonomisinin 2026 performansı doğrudan etki­lenebilir.

Geçtiğimiz yıl OPEC+, üretimi hızlandırarak piyasayı arz yönünde desteklemişti.

ABD yöne­timi bazı petrol ihracatçısı ülkelere yönelik yaptırımlarıyla küresel arz artışını frenledi.

O yüzden bu ope­rasyonu da geçtiğimiz Ocak ayın­daki Maduro operasyonunda oldu­ğu gibi Çin ve alternatif kanallara akacak arzın ve dolayısıyla fiyatla­rın kontrol altına alınması olarak okuyorum.Körfez İşbirliği Konseyi (GCC) üyesi devletler açısından da tablo kritik.

Bu ülkelerin kamu maliye­leri çok büyük oranlarda petrol ve doğal gaz ihracatına dayalı.

İhra­catın durması hem kamu bütçele­rini hem de altyapı yatırımlarının finansmanına ciddi darbe indire­cektir.

Uzun süreli bir blokajın bu prensliklerin iç politik dengelerine de tesiri olabilir.Lojistik sistem ve eski paradigmaların dönüşümüİran tarafından misilleme ola­rak doğrudan hedef alınan Dubai Havalimanı 2025'te 100 milyona dayanan yolcu trafiği ile bölge ha­ricinde Asya Pasifik ve Afrika için de çok önemli bir transit lojistik üstü.

Bu aktarma noktasının ka­panması yıllık 2 milyonun üzerin­de transit yolcuyu etkileyecektir.Deniz lojistiğinde gemiler Kör­fez ve Süveyş Kanalı güzergâhın­dan çıkarak, Ümit Burnu üzerin­den seyahat etmeye başladı.

Bu değişiklik, Asya ile Avrupa arasın­daki nakliye sürelerini yaklaşık 2 hafta uzatmakta.

Yakıt tüketimi ve işletme maliyetleri de buna pa­ralel artmakta.Körfez için deniz­cilik sigortası primleri yüzde elli artarken, sigorta şirketleri 5 Mart 2026 itibarıyla savaş riski teminatı için iptal bildirimlerini gönderme­ye başladı bile.

Hava kargo tarafın­da ise elektronik ve ilaç gibi hassas ürünleri taşıyan hatlar, Orta Asya veya Afrika üzerinden uzun rota­lara yönelmek zorunda.

Bu durum “zamanında teslimat” planlaması­na dayalı küresel tedarik zincirleri­ne de zarar verecektir.Kriz, yapısal bazı kavramların dönüşümünün fitilini ateşleyebi­lir.

Bu bağlamda artık enerji dönü­şümü iklim politikasının ötesinde bir sigorta olarak da düşünülmeli.

Bu tip krizler bürokratik engelleri hafifletir, izinleri hızlandırır, süb­vansiyonlar sağlanır, yerel kapasite ulusal güvenlik temasıyla birlikte anılmaya başlar.

Önümüzdeki on seneye tesir edecek şekilde nükleer ve yenilenebilir enerji teknolojile­rine ve yerel depolama/boru hat­tı altyapısına yönelik yatırımlarda kayda değer bir artış kuvvetle muh­temel.Bu yönelim, küresel enerji ticaretinin yapısını önümüzdeki dönem dönüştürebilir.

Benzer du­rum ticari taraf için de geçerli.

Yıl­larca çok uluslu şirketler ve iş yap­ma biçimleri verimliliği kutsadı, yalın tedarik zincirini bir gereklilik olarak öne çıkardı.

Bu model sakin havalarda işe yaradı ancak tek bir rotanın tıkanmasının kıtalar arası fiyatları sarsabildiği dönemlerde maliyetleri fırlatıyor.

Tedbirin be­lirli bir maliyeti var ama kırılgan yapısallıktan çok daha ucuz oldu­ğu kesin.

İran ve körfez ülkelerine yayılan kriz, Türkiye dahil dünya ekonomilerine hiç şüphesiz hasar verecektir.

Ama bazı kalıplaşmış temaların da yeniden tasarlanma­sına da yol açacaktır.

İlgili Sitenin Haberleri