Haber Detayı

Trump Shakespeare okumuş mudur?
Yazarlar cumhuriyet.com.tr
07/03/2026 04:00 (5 saat önce)

Trump Shakespeare okumuş mudur?

“Sözcükler” dergisinin bu ayki sayısında Terry Eaglaton’ın Trump’ın 17-19 Eylül 2025 tarihleri arasında İngiltere’ye yapmış olduğu ziyaretin hemen ardından yazdığı, Shakespeare üzerinden günümüz siyaset adamlarının iktidar ilişkilerini eğlenceli bir dille yeniden ele alan yazısı, sadece Shakespeare’in yüzyıllara rağmen değişmeyen bakış açısını ortaya koymuyor; aynı zamanda devletleri yönetenlerin kirli yüzlerini de apaçık ediyor.

“Sözcükler” dergisinin bu ayki sayısında Terry Eaglaton ’ın Trump ’ın 17-19 Eylül 2025 tarihleri arasında İngiltere’ye yapmış olduğu ziyaretin hemen ardından yazdığı, Shakespeare üzerinden günümüz siyaset adamlarının iktidar ilişkilerini eğlenceli bir dille yeniden ele alan yazısı, sadece Shakespeare’in yüzyıllara rağmen değişmeyen bakış açısını ortaya koymuyor; aynı zamanda devletleri yönetenlerin kirli yüzlerini de apaçık ediyor. *** Doğrusunu söylemek gerekirse Trump ve Starmer buluşması için düzenlenen kraliyet töreni magazin basınının da gündemi olmuştu.

Hatta İngiltere’nin bu şatafatlı gösterisi Trump’ı monarşi hayranlığı üzerinden memnun edecek diplomatik koz olarak değerlendirilmişti.

Eaglaton, “Sözcükler” dergisinde çevirisi yayımlanan yazısında Trump’ın kraliyeti savunan bakış açısını Shakespeare oyunları üzerinden değerlendiriyor, onun, Starmer’la ve hatta Putin ’le ilişkisini zihin açıcı bir okumayla yorumluyor.

Daha önce Shakespeare’in oyunlarını günümüz dünyasına ait bir bakış açısıyla okurla paylaşan Eaglaton’ın yazısı kendi izleği açısından şaşırtıcı değil.

Ama yazı, bizlerin günümüz dünyasında iktidarı elinde tutan taç sahiplerine farklı gözle bakmamız, bambaşka ara yollarda yeni bir zihinsel tartımlamaya girmemiz bakımından önemli. *** Doğrusunu söylemek gerekirse hemen her ulus Shakespeare’i sahiplenmek için olmadık hikâyelere sığınmıştır.

Peter Brook , Özbekistan’a gittiğinde, bir tiyatrocunun “Biz burada hepimiz Shakespeare’i Özbekistanlı biliriz.

Çünkü Sheik ismi Arapça bir terimdir.

Pir de bilge kişi anlamına gelir” iddiasıyla karşılaşır!

Bu bile onun metinlerinin evrenselliğini ve sıradan bir okurun bile yazarın en az iki üç oyununu iyi bildiği gerçeğini sunar.

Shakespeare’i Shakespeare yapanın, yaşadığı çağın kendisine sunduğu birikim olduğunu da göz ardı etmemek gerekir.

İngiltere’de gerek ulus bilincinin gerekse refah ve istikrarın giderek arttığı bir döneme rastlar yazarın yetiştiği yıllar.

Avrupa’dan gelen esintiler ülkede Rönesans adını verdiğimiz klasik kültürün yayılma sürecine yardımcı olurken sanatlar serpilip gelişir, edebiyat ve tiyatroda ise yüzyıl başına oranla büyük bir ilerleme görülür.

Shakespeare’in köyünden ayrılıp Londra’ya gelene kadar olan sürede Ovidius, Horace, Herodot, Seneca ve Virgil ’in ilk önemli çevirilerinin de yayımlandığını biliyoruz.

Üstelik Shakespeare’in yaşadığı dönemde büyük bir geçiş süreci yaşanmaktaydı.

Bu geçiş döneminde, ortaçağ ve Rönesans değerlerinin birlikteliği söz konusuydu.

Bu zıtlık bir yazar için önemli bir malzeme olarak da düşünülebilir. *** Çok açık ki Shakespeare için taht çok özel bir simgedir.

Onda iktidarın şehveti ve kudreti de vardır, coşkusu ve gücü de...

Aşkla birlikte duyulan hâkimiyet hevesi de vardır, kazanma da...

Buna karşılık yenilmişlik de çöküş de acı da ölümün o soğuk nefesi de...

Bu aynı zamanda Shakespeare’in kendine has kurgusunun bir yansımasıdır.

Devam eden sahnelerde kendi içinde hep tekrar vardır.

Oyun kişisi tacı ele geçirdikten sonra hep bir tekrarla yeni bir tuzağa karşı savaşır.

Ta ki bir başkası onu elde edene kadar...

Trump da Macbeth gibi Eaglaton izleğinde “açgözlü ve atik” tir.

Ama Lady Macbeth Melania gibi arka planda kalmayı reddeder.

Bu anlamda Melaine akıllılık ediyor olabilir. *** Eaglaton’a göre topraklarını çocuklar arasında paylaştırmak isteyen Kral Lear ile Trump arasında da bağ vardır.

Lear de bir despottur.

Trump da...

Oyunun sonunda Lear delirir; Trump ise baştan “kafayı yemiş” gibidir.

Ancak Kral Lear trajik bir figürdür.

Trump ise trajedi saçan bir adam. *** Trump ve Putin arasındaki ilişki ise Hamlet üzerinden çözümlenebilir.

Hamlet ve amcasının rekabeti babasını öldüren ve annesiyle evlenen bu adama karşı özel bir niyet beslemesine neden olur.

Ancak Hamlet onu bir türlü cezalandırmaya geçemez.

Bu da onda amcaya karşı gizli bir hayranlığının olduğu izlenimini verir.

Tıpkı Trump’ın Putin’in diktatörlüğüne olan hayranlığı gibi… *** Eaglaton’ın yazısı Venezuela işgali ve İran saldırısından önceydi.

Buna rağmen son derece zihin açıcı bir yazı.

Böyle yazıların okurla buluşması ise bize kültür sanat dergiciliğimizin önemini hatırlatıyor.

Yoksa Trump’ın Shakespeare ile ilgilenmediği muhakkak.

İlgili Sitenin Haberleri