Haber Detayı

Eşitlik için mor, yeşil ve kamucu dönüşüm - Aylin Nazlıaka
Yazarlar cumhuriyet.com.tr
07/03/2026 04:00 (4 saat önce)

Eşitlik için mor, yeşil ve kamucu dönüşüm - Aylin Nazlıaka

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü yalnızca bir anma günü değildir; eşitsizliğe, sömürüye, şiddete ve görünmez kılınan kadın emeğine karşı verilen tarihi direnişin adıdır.

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü yalnızca bir anma günü değildir; eşitsizliğe, sömürüye, şiddete ve görünmez kılınan kadın emeğine karşı verilen tarihi direnişin adıdır. 8 Mart, 19. yüzyılda ağır ve güvencesiz çalışma koşullarına karşı grev yapan ve canlarıyla bedel ödeyen kadın işçilerin mücadelesinden doğdu.

Bugün ise dünyanın dört bir yanında eşitlik ve özgürlük talebinin güçlü bir ifadesi olarak yaşamaya devam ediyor. 8 Mart, dayanışmayı ve mücadeleyi büyütürken, toplumsal cinsiyet eşitliğinde nerede durduğumuzu da sorgulatıyor.

Dünya Ekonomik Forumu’nun küresel toplumsal cinsiyet uçurumu endeksi, eşitliğe giden yolun hâlâ uzun olduğunu gösteriyor.

Dünya parlamentolarında kadın temsilinde ortalama oran yüzde 27.

Mustafa Kemal Atatürk’ün Türkiye’sinde kadınlar, birçok ülkeden önce seçme ve seçilme hakkını kazandı.

Bugün ise Türkiye’de kadınların parlamentoda temsili yalnızca yüzde 19.9.

Eşitsizliğin en görünür olduğu alanlardan biri çalışma yaşamı.

Dünya genelinde kadınlar erkeklerden ortalama %20 daha az kazanırken Türkiye’de bu fark %27’ye çıkıyor.

İşgücüne katılım sınırlı, kayıt dışı ve güvencesiz çalışma yaygın.

Üstelik bakım yükü büyük ölçüde kadınların omuzlarında, bu görünmez yük ekonomik yaşama katılımı zorlaştırıyor ve eşitsizlikleri derinleştiriyor.

Toplumsal cinsiyet eşitsizliği, kız çocuklarının eğitimden kopmasında belirleyici bir etkendir.

Yoksulluk, erken yaşta evlilikler, bakım sorumluluklarının kız çocuklarına yüklenmesi ve yerleşik toplumsal cinsiyet kalıpları birçok kız çocuğunun eğitim yaşamını yarıda bırakmasına neden olmaktadır.

Oysa eğitimden uzaklaşan her çocuk yalnızca temel bir haktan mahrum kalmaz; aynı zamanda eşitsizlik döngüsüne hapsolur.

Derinleşen eşitsizlikler ise kadına yönelik şiddeti besleyen en önemli zeminlerden biridir.

Savaşların ve iklim krizinin ortasında, kadınların haklarının, yaşamlarının ve geleceklerinin ağır bir tehdit altında olması öfkemizi ve isyanımızı büyütüyor.

Bu ağır tabloyu değiştirebilmek için her şeyden önce şiddeti durdurmak zorundayız.

Aynı gün, aynı isimde iki kadının yaşamtan koparılması, “cinskırım” gerçeğinin ne kadar yakıcı bir boyuta ulaştığını gösteriyor.

TOPLUMSAL REFAH, SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK Cumhuriyet Halk Partisi’nin ortaya koyduğu mor, yeşil ve kamucu dönüşüm yaklaşımı, ekonomik politikaların eşitlikçi bir perspektifle yeniden kurgulanmasını amaçlıyor.

Bu temel yaklaşım kalkınmayı yalnızca büyüme rakamlarıyla değil; toplumsal refah, eşitlik ve sürdürülebilirlik yönleriyle de değerlendiriyor.

Mor dönüşüm, bakım hizmetlerinin kamusallaşmasını öne çıkarır.

Kreşler, gündüz bakımevleri, yaşlı ve engelli merkezleri yalnızca sosyal hizmet değil; kadınların ekonomik yaşama katılımını güçlendiren bir adımdır.

Evde bakım hizmetlerinin kamusal sorumluluk olarak yaygınlaşması bu anlayışın ayrılmaz parçasıdır.

Mor dönüşümle, kadın istihdamı artacak, eşit işe eşit ücret uygulanacak, kayıt dışı istihdam önlenecek ve kadın girişimciliği desteklenecektir.

Karar mekanizmalarında eşit temsil sağlamak için cam tavan kıran yasal düzenlemeler yaşama geçirilecektir.

İş ve özel yaşam dengesi sağlanacak; böylece hem işyerinde hem de ev içinde kadınların karşılaştığı cinsiyet temelli eşitsizlikler sistematik olarak giderilecektir.

Her çocuğun kreş hizmetine erişimi güvence altına alınacaktır.

Kız çocuklarının eğitime erişiminin önündeki engeller kaldırılacak; tüm çocuklar laik, çağdaş, bilimsel, parasız ve karma eğitim alacaktır.

Yeşil dönüşüm, doğayla uyumlu ve iklim krizini gözeten bir anlayışla gerçekleşecektir.

Kırsal bölgelerde kadınların üzerindeki bakım ve emek yükünü azaltacak altyapı yatırımları yapılacak; temiz suya erişim, yenilenebilir enerji çözümleri ve yerel gıda işleme tesisleri desteklenecektir.

Kadın kooperatiflerinin sayısı ve etkinliği artırılacak, kırsal kalkınma ile kadın emeği eşzamanlı güçlendirilecektir.

Makroekonomik düzeyde ise toplumsal cinsiyet eşitliğine duyarlı bütçeleme uygulanacak; sosyal yardımlar şeffaf, hakkaniyetli ve kamucu bir anlayışla dağıtılacaktır.

Toplumsal cinsiyet eşitliği, yalnızca bir hak değil; demokrasinin ve sosyal adaletin ölçütüdür.

Kadınlar toplumsal ve ekonomik yaşama eşit katılamıyorsa gerçek demokrasiden söz edilemez. 8 Mart, bize miras kalan mücadele ruhu kadar geleceğin sorumluluğunu da yükler.

Şiddetin olmadığı, barış içinde, adil, özgür ve eşit bir dünya kendiliğinden kurulmayacaktır.

Kadınların özgür olmadığı bir dünyada, hiç kimse özgür değildir.

Eşit bir dünya ancak birlikte kurulabilir.

AYLİN NAZLIAKA CHP AİLE VE SOSYAL HİZMETLER GÖLGE BAKANI 26.

DÖNEM ANKARA MİLLETVEKİLİ

İlgili Sitenin Haberleri