Haber Detayı

Haftanın Kitapları
Kültür-sanat haberturk.com
07/03/2026 09:09 (2 saat önce)

Haftanın Kitapları

Biyografiden öyküye, araştırmadan romana, anıdan şiire bu hafta da pek çok kitap okurla buluştu. İşte yeni çıkan kitaplar arasından sizin için seçtiklerimiz... Keyifli okumalar...

PARA GÜRÜLTÜSÜ(Latife Tekin)Çağdaş Türk edebiyatının en güçlü kalemlerinden Latife Tekin in yeni romanı Para Gürültüsü, Can Yayınları etiketiyle okurla buluşuyor.

Grafikler, algoritmalar ve finans dili arasında insanın hâlâ konuşabildiğini hatırlatan romanda Latife Tekin, her şeyin izlenme sayılarıyla ölçüldüğü bir çağda genç bir kuşağın kaybolan geleceğini anlatıyor.

Para Gürültüsü, paranın bir ses değil, bir baskı rejimi olduğu çağımıza yazılmış yakıcı bir roman.

Grafiklerin, algoritmaların ve finans dilinin hayatı kuşattığı bir dünyada Tekin, geleceğin çoktan konuşulmuş, paylaşılmış ve zenginlere terk edilmiş olduğunu gösteriyor.

Özel jetlerle geleceğe kaçabilenlerin ardından geride kalanlar için yaşam ıslak, paslı ve zor.

Yapay zekâya merhamet öğretmeye çalışan bir çağda, insan insana yabancılaşırken Para Gürültüsü nün içinde kelimeler sınanıyor: Ya siliniyorlar ya da yanarak var oluyorlar.

Para Gürültüsü, dijital çağın enkazında insan ruhunun hâlâ bir sesi olduğunu hatırlatan, sert, öfkeli ve şiirsel bir Latife Tekin romanı.SHAKESPEARE OYUNLARI HAKKINDA HER ŞEY(Marjorie Garber)Harvard Üniversitesi Beşeri Bölümler Merkezi direktörü ve İngilizce profesörü Marjorie Garber, bu kitabıyla okura, Yale ve Harvard da son otuz yıldır verdiği son derece popüler derslere dayanan yetkin bir çalışma sunuyor.

Veronalı İki Centilmen den İki Soylu Akraba ya, Shakespeare in 38 oyununu kronolojik bir yöntemle ele alan yazar, tutkulu ve açıklayıcı okumalarıyla büyük edebiyatçının dünyasına yepyeni kapılar aralıyor.

Tüm zamanların en ünlü yazarının yaşamına ve dönemine hasredilmiş kapsamlı bir giriş yazısının da eşlik ettiği bu çalışma, Shakespeare in izleyiciyi bağlantı kurmaya davet eden o büyülü jestine cevap veren ve her çağın kendi Shakespeare ini yarattığını belirten saygın bir hocanın bu çağa en büyük armağanı.

Alfa Yayınları ndan çıkan kitap, oyunları incelerken okura imgeleri, sahneleme tekniklerini ve dil kullanımının gelişmini de aktarıyor.NE ÇOK EŞYA(Chip Colwell)Arkeolog Chip Colwell, İş Bankası Kültür Yayınları ndan çıkan kitabında insan türünün nesnelerle kurduğu ilişkinin derin tarihine iniyor.

Eşyayı yalnızca tüketim başlığına sıkıştırmıyor; çünkü eşya aynı zamanda aidiyetin, ritüelin, statünün ve güvenliğin –kısacası anlamın– taşıyıcısıdır.

Ancak modern toplumlarda bu ilişki, olağan bir hızlanmadan çok, kontrolden çıkmış bir çoğalmaya dönüşüyor.

Fazlalık artık bir yan etki değil, sistemin işleyiş biçimi.

Bunun bedeli plastik yığınlarında, çöp dağlarında, tükenen kaynaklarda ve giderek daralan bir gelecek ufkunda görünür hale geliyor.

Taş aletlerden inanç nesnelerine, koleksiyonculuktan reklamın incelikli iknalarına uzanan Ne Çok Eşya, çözüm reçetesi sunmuyor, minimalizm vaazı vermiyor. 21. yüzyılın ekolojik ve siyasal krizlerini, büyük kavramlarla değil, gündelik hayatın içine yerleşmiş fazlalık üzerinden okuyor.

Maddi bolluğun ardında yatan dizginsiz tüketim ritmini görünür kılıyor...YARA ATLASI(Hediye Demet Akan)Yara Atlası, insanın içindeki kırık yerleri tek tek işaretleyen; acıyı saklamadan, ama onu bir iyileşme imkânına dönüştürerek anlatan güçlü bir içsel yolculuk kitabı.

Anlatıcının terapi odasından gündelik hayata, çocukluğun yaralarından bugünün sıkışmışlığına uzanan sesi; okuru hem kendisiyle yüzleştiriyor hem de yeniden ayağa kalkma fikrine yaklaştırıyor.

Metin, iç konuşmalar, hatırlayışlar ve yoğun duygulanımlar üzerinden ilerlerken, okurda uzun süre kalan bir samimiyet duygusu yaratıyor.

Dili yer yer şiirsel, yer yer sarsıcı bir açıklıkta; teması ise tanıdık: anlaşılma ihtiyacı, yalnızlık, kayıp, sabır ve yeniden kurulan umut.

Tasavvufi göndermelerle derinleşen anlatı, modern hayatın gürültüsünde kendine bir güvenli yer arayan herkes için bir eşlik metni niteliğinde.

Timaş Yayınları ndan çıkan Yara Atlası, mağlup hissedenlere, yorgunlara ve içindeki çocuğa geç kalmış gibi düşünenlere iyi gelecek bir kitap.KIRKİKİNDİLER BİTTİĞİNDE(Ethem Baran) Bu bir masal değildi.

Çünkü masallar, gerçeklerle çoğu zaman örtüşmezdi.

Bir masalın iç yüzüydü kaleme aldıkları.

Sevdiği için delice kavgalar veren, dünyadan devşirebildiği bütün güzellikleri sevdiğine sunan birisi vardı bu masal olmayan masalda.

Sırf sevdiği mutlu olsun diye onun doyumsuz heveslerine göz yuman; ekmeğini, beş kuruşunu bir çocuk sevinciyle paylaşan, yediği nice darbe sonrasında bile gururunu hiçe sayıp gözyaşlarını saklayarak ayakta durmaya çalışan biri...

İletişim Yayınları ndan çıkan Kırkikindiler Bittiğinde, sevgiye aç bir adamın umarsız yalnızlığının, hüsranla biten aşklarının, babasıyla bir ömür süren husumetinin, edebiyata olan tutkusunun, evini paylaştığı kedilerinin anlatıldığı, yükte hafif pahada ağır bir roman.

Ethem Baran, yalnızca bir gün içerisinde geçen, hatırlayışlarla ve geriye dönüşlerle genişleyip büyüyen, fonda Ankara nın akıp giden kent manzaralarıyla ve seksenli-doksanlı yılların kendine özgü atmosferiyle derinleşen hüzünlü bir hikâye anlatıyor.METAFİZİĞİN GÜZELLİĞİ(Jean Grondin)VakıfBank Kültür Yayınları (VBKY), çağdaş felsefenin önemli isimlerinden Jean Grondin in kaleme aldığı Metafiziğin Güzelliği adlı eseri okurla buluşturuyor.

Metafizik ile hermenötiği birlikte ele alan eser, metafiziğin özü itibarıyla varlığı anlama ve yorumlama çabası olduğunu; hermenötiğin ise varlığın anlaşılabilirliğine dair temel bir metafizik varsayıma dayandığını savunuyor.

Bu yaklaşım, yazarın çarpıcı ifadesiyle özetleniyor: Hermenötiksiz metafizik kör, metafiziksiz hermenötik boştur.

Metafiziğin Güzelliği, dünyanın anlamlı ve akıllı bir ilkenin eseri olduğuna dair en güçlü kanıt olarak gördüğü güzellik kavramını açığa çıkarırken, sonunun geldiği iddia edilen metafiziğin güzelliğinin hâlâ baki olduğunu ileri sürüyor.

Grondin, modern düşüncenin faydacı, nominalist ve materyalist eğilimlerine karşı metafiziğin kurucu rolünü ve kalıcı değerini savunarak okuru düşünsel bir meydan okumaya davet ediyor.ÖLÜLER(Christian Kracht)Christian Kracht tarafından kaleme alınan Ölüler çağının ruhunu yakalamak isteyen bir yönetmenle, büyük bir ittifakın peşinde koşan bir yapımcının hikâyesi üzerinden, güzelliğe duyulan özlemle bastırılamayan şiddet arasındaki gerilimi anlatıyor.

Kracht, kamera kayıtlarını andıran anlatımıyla, iki dünya savaşı arasına sıkışmış bir anda aşkı, yası ve toplumsal çöküşü tek bir kadrajda buluşturuyor.

Can Yayınları ndan çıkan romanda İsviçreli yönetmen Emil Nägeli, çağının ruhunu bütünüyle yakalayacak bir film çekmek ister.

Birlikte iş yaptıkları Japon yapımcı Amakasu ise bu film sayesinde büyük bir Alman-Japon ortaklığının kurulacağına ve Hollywood un tekelinin kırılacağına inanır.

Gizemli üslubuyla bu roman, her şeyi görmüş olduğunu düşünen iki insanın hikâyesini anlatır.

Christian Kracht, zayıfların ve kararsızların Nazi rejimi tarafından amansızca ezilip geçildiği bir zamanı anlatıyor...ANNELER.

BABALAR.

ERKEKLER.

SINIF SAVAŞLARI(Margit Schreiner)Margit Schreiner otobiyografik romanlarının ilki olan Baba.

Anne.

Çocuk.

Savaş İlanları ndan sonra Yapı Kredi Yayınları ndan çıkan Anneler.

Babalar.

Erkekler.

Sınıf Savaşları nda ergenlik dönemindeki Margit i lafı çok uzatmadan, büyük bir empatiyle hatırlıyor: Genç Margit ortaöğretime başlar, yeni arkadaşlar edinir, flörtü olur, cinsellikle tanışır; 68 Gençlik Hareketi nin Batı dünyasını etkilediği o dönemde Linz te faal solcu üniversite öğrencilerinin takıldığı kafeye gitmeye başlamasıyla politikleşir: Kapital çalışma grubuna katılır, kadının özgürleşmesi hakkında konuşur, annesiyle babasını kapitalizmdeki rolleri konusunda aydınlatmaya çalışır… 68 Hareketi nin sloganı özel olan her şey politiktir benim durumuma tastamam uyuyor gibiydi.

Bir anda gözümün önündeki perde kalktı: Babam annemle, annemin kendi işgücünü babamın işgücünün yeniden üretimini sağlamak amacıyla babama sunması için evlenmişti.

Bunun için babamın da annemi besleyerek annemin işgücünün devamlılığını sağlaması gerekiyordu.

Ama buna daha sonra döneriz… ANEMONLAR(Zeynep Kesler Özdoğan)Modern hayatın getirdiği toplumsal kalıplar, bireyin kendi özgürlüğünü ve iç sesini çoğu zaman derin bir sessizliğe mahkûm ediyor.

Ancak bu sessizlik, bazen küçük bir çocuğun çığlığında, bazen de bir kadının kaçışında patlama noktasına ulaşıyor.

Zeynep Kesler Özdoğan ın kaleme aldığı ve Ceres Yayınları etiketiyle raflardaki yerini alan Anemonlar,  okuyucuyu tam da bu kırılma anına davet ediyor.

İçindeki sesi dinlemeye cesareti olanlara... ithafıyla başlayan eser, toplumsal baskıların birey üzerindeki görünmez etkilerini ve bu baskıdan kurtulma çabasını korku, aidiyet ve özgürleşme temaları üzerinden aktarıyor.

Farklı zaman dilimleri arasında gidip gelen kurgusuyla eser, okuru geçmişin gölgesi ile bugünün gerçekliği arasında bir yolculuğa çıkarıyor.

Özdoğan, sıradan görünen hayatların içinde büyüyen çatlakları görünür kılarak sessizliğin aslında en yüksek çığlık olabileceğini gösteriyor.PARÇALI BULUTLU(Tuğçe Isıyel)Tuğçe Isıyel ile dünyayı Parçalı Bulutlu nun merceğinden görüyoruz: Isıyel doğaya, insana, eşyaya, fotoğraflara bakıyor; renklere, müziklere, haritalara, kitaplara, günlüklere, filmlere, yollara ve ada ya da.

Acıya, ateşe, toprağa, ağaçlara bakıyor.

Ve kitabını kurda, kuşa, aşa ithaf ediyor.

Everest Yayınları ndan çıkan Parçalı Bulutlu ile Vedat Günyol Jüri Özel Ödülü nü alan Tuğçe Isıyel, deneme yolunda kendine özel bir kulvar açıyor.

Parçalı bulutlu duygular, okuruyla fotoğraflar ve müzikler eşliğinde buluşuyor.

Biliyorum ki kelimeler kendi zamanlarını çok iyi bilirler.

Onlara kimse hükmedemez.

Hükmettiğini sanır en fazla.

Sabır, varoluşun en büyük imtihanı.

Böyle zamanlarda yavrusunu ağzında yumuşattığı yemle beslemeye çalışan anne kuşlar geliyor aklıma.

Biri benim de kelimelerimi alsa, ağzında yumuşatsa ve sonra tekrar bana geri verse diyorum.

Çünkü diğer türlüsü çok sert, çok ağır, çok can acıtıcı...

İlgili Sitenin Haberleri