Haber Detayı

8 Mart öncesi çarpıcı araştırma... Kadınlar sokakta güvende hissetmiyor, eşitlik için 'var olma' savaşı veriyor!
Türkiye cumhuriyet.com.tr
07/03/2026 09:55 (3 saat önce)

8 Mart öncesi çarpıcı araştırma... Kadınlar sokakta güvende hissetmiyor, eşitlik için 'var olma' savaşı veriyor!

Veri Pusulası’nın yeni araştırması, Türkiye’de toplumsal cinsiyet eşitliği algısını ve kadınların gündelik yaşamda karşılaştığı zorlukları verilerle ortaya koydu. Veri Enstitüsü Yönetim Kurulu Başkanı Bekir Ağırdır, toplumun yüzde 78’inin 'Türkiye’de kadın olmanın zor olduğu' konusunda hemfikir olduğunu belirterek, “18–29 yaş arası kadınların yüzde 68’i yaşadıkları bölgede gece yalnız yürürken kendilerini güvende hissetmiyor” dedi.

Türkiye'nin yeni nesil sosyal araştırma ve veri analiz merkezi Veri Enstitüsü 'nün her ay düzenli yaptığı araştırmanın sonuçlarını içeren Veri Pusulası yayımlandı.

Türkiye’nin tek tam hizmet ajansı Ogilvy 4129 ’un da sosyal medya veri analizi ile katkıda bulunduğu araştırma, bu ay Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Algısı konusunu tüm boyutlarıyla mercek altına alıyor.

EŞİTLİK TALEBİ 'VAR OLMA' MESELESİNE DÖNÜŞÜYOR Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Algısı araştırmasının sonuçlarını değerlendiren Veri Enstitüsü Yönetim Kurulu Başkanı Bekir Ağırdır , genç kadınlardaki endişe verici tabloya dikkat çekerek şunları ifade etti: 18–29 yaş grubundaki kadınların yüzde 68’i ve çalışan kadınların yüzde 63’ü yaşadıkları bölgede gece yalnız yürürken kendilerini güvende hissetmiyor.

Aynı yaş grubundaki kadınların yüzde 66’sı kıyafeti veya dış görünüşü nedeniyle yargılandığını belirtiyor.

Toplumun yüzde 78’i Türkiye’de kadın olmanın zor olduğunu düşünüyor.

Bu verilerin eşitlik meselesini yasal çerçevenin ötesine taşıyor.

Güven duygusu zedelendiğinde, eşitlik talebi yalnızca bir hak meselesi olmaktan çıkıp bir var olma meselesine dönüşüyor.

İSTANBUL SÖZLEŞMESİ BİR KIRILMA NOKTASI Toplumsal cinsiyet eşitliğine ilişkin sosyal medya konuşulmalarını değerlendiren Ogilvy 4129 CEO ’su Leslie Krespin , toplumsal cinsiyet eşitliğiyle ilgili konuşmaların özellikle 8 Mart ’ta zirveye ulaştığını belirterek son bir yıldaki gündemle ilgili de şöyle konuştu: “Sosyal medya dinleme verileri, İstanbul Sözleşmesi’nin dijital tartışmalarda yalnızca hukuki bir metin olarak görülmediğini, kadın hakları ve toplumsal değerler etrafındaki daha geniş bir tartışmanın sembolü haline geldiğini gösteriyor.

Konuşmalarda sözleşmeyi kadınların yaşam hakkı açısından önemli bir güvence olarak görenlerle aile yapısı üzerindeki etkileri üzerinden eleştirenler olmak üzere iki farklı yaklaşım öne çıkıyor.

Bununla birlikte sosyal medya konuşmaları, eşitsizliğin özellikle iş hayatındaki deneyimler üzerinden yoğun biçimde dile getirildiğini ortaya koyuyor.

İşe alım süreçlerinde özel hayata dair sorular, ücret dengesizliği ve kariyer fırsatlarındaki eşitsizlik en sık dile getirilen başlıklar arasında.

Bu tablo, eşitlik tartışmasının yalnızca ilkesel bir söylem olmadığını; insanların kurumların işe alım, fırsat eşitliği ve çalışma kültürü konusundaki yaklaşımına da dikkat ettiğini gösteriyor.” TOPLUMSAL CİNSİYET EŞİTLİĞİ MARKALAR İÇİN BİR SAMİMİYET TESTİ Araştırmaya göre eşitlik ve kapsayıcılıkta markalardan en güçlü beklenti yüzde 57 ile taciz ve ayrımcılığa karşı güvenilir şikâyet mekanizmaları kurulması.

Bu beklenti 18–29 yaş kadınlarda yüzde 66 ’ya yükseliyor.

Çocuk bakımına uygun çalışma düzenlemeleri yüzde 52 , eşit ücret için ölçüm ve hedef konması ile şiddetle mücadele kurumlarıyla iş birliği yüzde 45 destek görüyor.

Sosyal sorumlulukta ise açık ara öncelik yüzde 76 ile şiddet mağduru kadınlara güvenli istihdam sağlanması.

Gençlerde bu oran yüzde 86 ’ya yükseliyor.

EŞİTLİK SÖYLEMDE, YÜK KADINDA Veri Pusulası’nın 3 binin üzerinde katılımcıyla gerçekleştirdiği araştırmaya göre, katılımcıların yüzde 58 ’i aile dengesi nedeniyle kadının çalışma hayatındaki rolünün farklılaşabileceğini düşünüyor.

Erkeklerin yarıya yakını, çocuklu erkeklerin ise yarıdan fazlası ev işi ve çocuk bakımında sorumluluğun daha çok kadında olması gerektiği görüşünde.

Bu sonuçlar, eşitlik söyleminin kamusal alanda kabul gördüğünü ancak hane içinde geleneksel rollerin direncini koruduğunu gösteriyor.

Katılımcılara göre Türkiye’de kadınların iş hayatında hak ettikleri yere gelememesinin en büyük sebebi, yüzde 27 ile ev içi bakım yükünün (çocuk/yaşlı) çoğunlukla kadınların üzerinde olması.

Bunu yüzde 23 ile kadın işi/erkek işi algısı ve toplumsal önyargılar takip ediyor.

Çocuksuz kadınlar toplumsal önyargıları (yüzde 36) en büyük engel olarak görürken, çocuklu kadınların üçte biri bakım yükünü birincil sorun olarak tanımlıyor.

İlgili Sitenin Haberleri