Haber Detayı
Mahmut Arıkan: Savunma sanayi değil, bugünkü iktidar ceza sanayi kurdu
Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan, yeni trafik düzenlemeleri ve cezalarına tepki göstererek, “Dünya radarlarını hipersonik füzelere odaklamışken bizdeki radarlar vatandaşın cüzdanına odaklanmış vaziyette. Saçmasapan politikalarla batırdıkları ekonomiyi saçmasapan cezalar keserek vatandaşlarımızdan çıkarmaya çalışıyorlar. Savunma sanayi değil, tabir yerindeyse bugünkü iktidar ceza sanayi kurdu” dedi.
Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan, partisinin İzmir İl Başkanlığı tarafından “Adalet Sofraları” temasıyla düzenlenen iftar programında partililer ve vatandaşlarla bir araya geldi.
Arıkan, programda yaptığı konuşmada, şunları söyledi:- "Uzun zamandır ramazan ayını buruk geçiriyoruz.
Neden?
Ramazan ayında emperyalizmin Müslüman topraklarında kan döktüğünü görüyoruz.
Hatta ramazan ayında şiddetin, zulümlerin daha fazla arttığını görüyoruz.
Afganistan, Arakan, Keşmir, Irak, Lübnan, Libya, Doğu Türkistan, Suriye, Filistin… Birçok ülke sayabilirim.
Birçok Müslüman coğrafyası sayabilirim.
Ramazan ayında bu topraklardaki şiddetin daha fazla arttığını görüyoruz.- 100 yılı aşkın bir süredir bu coğrafya emperyalist hesapların ve işbirlikçi yönetimlerin kıskacında kaldı maalesef.
Emperyalist güçlere direnen, iş başına gelen yönetimler ise maalesef bir takım senaryolarla, birtakım komplolarla görevden uzaklaştırılmak durumunda kaldılar.
Ve o görevden uzaklaştırma esnasında, o ülkelere operasyon yapma esnasında hep aynı sakızı ağızlarında çiğnediler.
Nedir bu sakız?- Demokrasi dediler, insan hakları dediler, özgürlük dediler; bu ülkelere müdahalelerde bulundular.
Her bombardıman eşiğinde insan hakları vaat ettiler, özgürlük vaat ettiler, demokrasi vaat ettiler.
Ama geriye ne bıraktılar?
Kan kokan topraklar bıraktılar.
Hüzünlü anneler bıraktılar, gözü yaşlı yetim kalmış evlatlar bıraktılar maalesef.- Bugün çok daha vahim bir tabloyla karşı karşıyayız.
Yüzyıllardır emperyal güçler karşısında direnen, diz çökmeyen Türkiye’nin 400 yıldır sırtını dayadığı komşusu İran parçalanmak isteniyor.
Emperyal güçler tarafından İran parçalara ayrılmak isteniyor.
Epstein zanlısı bu pedofil çetesi ne uluslararası kuruluşları dinliyor ne anlaşmaları dinliyor ne ramazanı dinliyor.- Müzakere görüşmelerinin devam ettiği esnada İran’ı maalesef bombalıyor.
Güya niye bombalıyorlar?
İran’a, İran’daki kadınlara özgürlük getireceklermiş.
Güya kız çocuklarına özgürlük getireceklermiş.
Bu başlıklarla gittikleri bir ülkeye saldırırken, İran’a saldırırken ilk hedefleri bir askerî üs olmuyor.
Komuta kademesi olmuyor.
Nükleer santraller olmuyor.
İlk saldırdıkları yer küçük kızların okuduğu bir lise oluyor.
Bunu tüm dünya görüyor.- Bu savaşın amacı asla ve asla İran’a özgürlük getirmek değil arkadaşlar.
Nedir?
Büyük İsrail’i kurabilmek, yeraltı kaynaklarını Trump’ın emrine vermekten başka bir şey değil.
Yaşları yedi ile 12 arasında değişen 168 kız çocuğunu katlettiler.- O küçücük bedenleri bombaların altında paramparça etmekten imtina etmediler.
Hem de bir ramazan gününde bu katliamı gerçekleştirdiler.
İzmir’den bir kez daha söylüyorum: Hiçbir jeopolitik hesap, hiçbir enerji koridoru planı, hiçbir iktidar mücadelesi bir çocuğun yaşama hakkının gasp edilmesine müsaade etmemeli.""KENDİ AMERİKANCIKLIKLARINI ÖRTMEK İÇİN SAADET PARTİSİ’NE İRAN İFTİRASI ATMAKTAN VAZGEÇSİNLER"Amerika Birleşik Devletleri'nin elini uzattığı yerlerde kan ve gözyaşı olduğunu belirten Arıkan, şöyle devam etti:- "Amerika’nın bombardıman uçakları dünyanın hiçbir yerine özgürlük götüremedi, hiçbir yerine barış götüremedi, hiçbir yerine demokrasi götüremedi.
Tam tersi.
Amerika nereye gittiyse, nereye elini uzattıysa orada kan olmuş, gözyaşı olmuş; huzursuzlukların çok daha hızlı arttığı orantısız ülke yönetimleriyle baş başa kalmak durumunda kalınmış.- Bir ülke yönetiminin otoriter olup olmaması emin olun Amerika’nın zerre kadar umurunda değil.
Amerika’nın hedefindeki ülkenin petrolüne, doğal gazına, nadir toprak elementlerine çökebiliyorsa; topraklarında rahat bir şekilde üsler kurabiliyorsa, radar istasyonları kurabiliyorsa o ülkenin yönetimleriyle Amerika’nın asla hiçbir zaman bir problemi olmadı.- Amerika savaş gemileriyle geldiği ülkelerde o gemilerine petrolü doldurarak o ülkelerden ayrılıyor.
Bütün bunlar bilindiği hâlde, gerek Türkiye’de gerek dünya kamuoyunda Amerika’nın bu kadar zalim olduğu, gittiği her yere zulüm götürdüğü bilinmesine rağmen; geçtiğimiz iki yıl boyunca Gazze’de insanlık tarihinin en büyük katliamını yapmasına rağmen, daha birkaç ay önce Venezuela’daki yaptıkları hukuksuzlukları görmemize rağmen Amerika ve İsrail’in, henüz müzakereler devam ettiği esnada, müzakere masası dağılmadığı esnada İran’a yönelik saldırılarından sonra bazı kardeşlerimiz dillerinin ucuyla 'Amerika ve İsrail’in İran’a müdahale etmesini istemiyoruz' düşük sesle söylüyorlar.- Daha sonrasında ise sanki dünyadaki bütün kötülüklerin sebebi İran’mış gibi Amerika ve İsrail’in saldırılarına meşruiyet kazandırmaya çalışıyorlar.
Bu çok büyük bir gaflettir, çok büyük bir ihanettir.
Bunu derken kimse Saadet Partisi Şiacı, Saadet Partisi İran güzellemesi yapıyor falan diye algı yapmasın.
Kendi Amerikancıklıklarını örtmek için Saadet Partisi’ne İran iftirası atmaktan vazgeçsinler artık."TÜRKİYE’Yİ SAVAŞA ÇEKMEK İSTEYENLERE KARŞI HEPİMİZİN ÇOK DİKKATLİ OLMASI GEREKMEKTEDİR"- 23 Ekim 2023’den Ekim 2025’e kadar işgalci İsrail tüm dünyanın gözleri önünde Gazze’de bir soykırım gerçekleştirdi.
Bu soykırımın ardından bir barış kurulu tiyatrosu başladı.
Önce hatırlarsınız, geçtiğimiz yıl ekim ayında küresel haydut Trump başkanlığında Şarm El-Şeyh’te sözde Gazze’de ateşkesi sağlamak için bir toplantı gerçekleştirdiler.
Her ateşkes sonrasında olduğu gibi bu ateşkes sonrasında da İsrail saldırılarına ve katliamlarına devam etti.- Bu yılın başında da Davos’ta Dünya Ekonomik Forumu sırasında yine küresel haydut Trump başkanlığında Gazze Barış Kurulu kuruldu.
Başlangıçta Barış Kurulu'nun amacının Gazze’nin yeniden inşasını denetlemek olduğunu ifade ettiler. - Elbette burası en üzüldüğümüz kısım, en çok dikkat etmemiz gereken kısım: Haydut Trump’un başkanlık ettiği kurulda kim yok?
Filistin yok.
Kim var?
İsrail ve Türkiye var.
İsrail ve Türkiye aynı masanın etrafında bu kurulda oturacaklar ama o masada Filistin’in oturmasına bu kurul maalesef müsaade etmiyor.- Netice itibarıyla Gazze Barış Kurulu’nun ilk toplantısından sadece dokuz gün sonra Amerika ile İran, Cenevre’de müzakereler devam ettiği sırada Amerika yeni bir ahlaksızlık örneği göstermiş ve yine bir 28 Şubat’ta İsrail ile birlikte İran’a saldırmışlardı.- İlk önce Saadet Partisi olarak sorumluluğumuzu yerine getirme kaygısıyla uyarılarımızı sıralayacağız.
Türkiye asla Amerika ve İsrail’le birlikte saf tutup bu haydutluk girişiminin bir parçası olmamalıdır.
Neticesi ne olursa olsun Amerika ve İsrail’le saf saf tutmak bu savaşın kaybedeni olmak demektir.- Bölge ülkelerinin tamamı topraklarında bulunan Amerika üslerinin İran’a karşı kullanılmasına asla müsaade etmemelidir.
Mezhepçilik ve ırkçılık hatlarında söylem üretmenin hiç kimseye zerre faydası olmayacağı herkes tarafından kabul edilmelidir.- Türkiye’yi savaşa çekmek isteyenlere karşı hepimizin, her bir ferdimizin çok dikkatli olması gerekmektedir.
Türkiye’deki ve dünyadaki tüm vicdanlı insanlara, aklı başındaki tüm siyasi organizasyonlara, sorumluluk hisseden tüm sivil toplum kuruluşlarına düşen görev Amerika ve İsrail haydutluğuna karşı barışı büyütmek olmalıdır.""BÖLGEDE BARIŞI BÜYÜTECEK HER TÜRLÜ PROJEYE DESTEK OLACAĞIZ""Terörsüz Türkiye" sürecine de değinen Arıkan, şunları kaydetti:- "Terörsüz Türkiye süreci işletilirken birilerinin ajandalarında İran’a karşı Amerika ve İsrail’e saf tutan Türk-Kürt-Arap ittifakı olmuş olabilir.
Terörsüz Türkiye süreci işletilirken birilerinin ajandalarında Suriye ve Irak’taki silahlı Kürt unsurlarını İran’a karşı kışkırtmak, İran’a yönlendirmek olabilir.- Biz bu süreç başlatıldığında da bütün bu ihtimalleri görerek hareket ettik.
Duruşumuzda da söylemlerimizde de bu konuya dikkat çektik.
Biz en başından beri terörsüz Türkiye tanımlamasının müphemliğine, belirsizliğine vurgu yaptık.
Süreci adlandırma konusunda dahi farklı düşünüyor olmamıza rağmen yaşanabilir bir Türkiye’ye olan ihtiyacı dile getirerek, ülkemizde ve bölgemizde barışı ve kardeşliği savunarak, hak ve adalet ekseninde bir düzen kurmak için gayret ederek bu komisyon içerisinde yerimizi aldık.- Sürece destek verirken de defalarca şu uyarıyı yaptık: Yitecek canlara ve akacak kanlara rağmen Amerika ve İsrail’le iş tutarak maden, inşaat ve enerji sektöründe pay almanın hesapları yapılıyorsa inanın bu hesabı yapanların dünyada yatacak yeri dahi olmayacaktır.
Defalarca iktidarı uyardık. 'Başka savaşlara taşeronluk yapmak için planlar yapmayınız, samimi olunuz' dedik.
Hep birlikte ülkede ve bölgede huzuru ve barışı temin edelim dedik.- Bölgenin tüm ülkelerine ve halklarına defalarca şu seslenişi yaptık: 'Amerika ve İsrail çıkarlarının taşeronu olmayın.
Küresel haydutların eşitsizliği artırma, servet yığma politikalarının aparatı olmayın.
Bölgeyi dışarıdan yapılan müdahalelerin aparatı hâline getirmeyin.
Türk, Kürt, Arap, Fars; bölgenin tüm halkları azınlık çoğunluk demeden her birimiz birbirimizin elini tutalım.- Aramızdaki tüm problemleri müzakere yoluyla çözelim.
Hak ve adalet ekseninde ortak bir geleceği beraber inşa edelim' dedik.
Bugün biz aynı yerde duruyoruz.
Bölgede barışı büyütecek her türlü projeye destek olacağız.
Bölgeye savaş getirip petrol götüren hiçbir projenin de taşeronu ne oluruz ne de sizin olmanıza müsaade ederiz.- Bugün yapmamız gereken tüm bölge halkları olarak emperyalizm ve kapitalist sömürü düzenine karşı ortak bir barışı inşa edebilmek, bu güçler karşısında ortak mücadele edebilecek ortamları sağlayabilmek olmalıdır.
Bir kez daha söylüyorum: Amerika’nın bombaları hiçbir yere ne özgürlük ne demokrasi getirmemiştir.
En çok Amerika’nın bombaları çocukları öldürüyor.
En çok kadınları öldürüyor.- En çok çaresiz yetim çocuklar bırakıyor.
Bizim çağrımız net: Topraklarımızda kirli postallarıyla Amerika askerlerini asla görmek istemiyoruz.
Ne topraklarımızda ne bölgemizde işgalci İsrail’i asla görmek istemiyoruz.
Tüm emperyalist müdahaleleri reddediyoruz.
Bölgede barışın ancak müzakereyle olacağını tekrar tekrar ifade ediyoruz.
Bölgemizde yaşanan gelişmeleri hep beraber üzüntü ve kaygı ile takip ediyoruz.""HERKES HADDİNİ BİLSİN"Türkiye'ye yönelik açıklamalara değinen Arıkan, şunları söyledi:- "Amerika’dan binlerce kilometre öteden hadsiz açıklamalar yapıyor.
Amerikalı üst düzey bir yönetici Mike Rubin bu hafta ne dedi biliyor musunuz? 'Tahran’da 2026’da yaşananlar acaba Ankara’da 2036’da yaşanabilir mi?' dedi.
Hepimiz dehşetle takip ettik bu açıklamayı.
Bitmedi, devam etti.
Amerikalı bir başka yetkili 'İslam peygamberinin yanılgılarına inanan rejimler' ifadesini kullandı.- Bitmedi.
Trump’un en yakın dostlarından Senatör Lindsey Graham dedi ki: 'Bu bir din savaş ve Orta Doğu’nun gidişatını bin yıl boyunca biz belirleyeceğiz' dedi.
Haçlı savaşlarına atıfta bulundu.
Şuna bir açıklık getirelim.
Sizin dedeleriniz bin yıl önce Haçlı seferlerinde aynı cümleleri kullandı.
Geleceğin bin yılını kendilerinin inşa edeceğini iddia ettiler.
Şimdi o dedelerinizin bu coğrafyada mezarları bile yok.
Ama biz elhamdülillah bugün bu iftar sofralarının etrafında bir araya geliyoruz.
Akıllanmadınız.- 100 yıl önce yine bu coğrafyaya geldiniz.
Yine buraya ayar vermeye kalktınız.
Buraya geldiğiniz gemiler şu an Çanakkale Denizi’nin dibinde bekliyor.
Yine söylüyorum: Değil 2036, 3036’da dahi bu hayalinizi asla gerçekleştiremeyeceksiniz.
Herkes aklını başına alsın.
Herkes haddini bilsin.
Bu topraklara binlerce yıl önce, yüzlerce yıl önce birçok kişi hesap yaptı.
Birçok kişi hesap yaparak işgal etmeye kalktı.
Hepsi tarihin karanlığında yerlerini almış oldu."Sözlerin sonunda yeni trafik düzenlemesi üzerinden iktidarı eleştiren Arıkan, şunları belirtti:- "Bütün dünya radarlarını hipersonik füzelere odaklamışken bizdeki radarlar vatandaşın cüzdanına odaklanmış vaziyette.
Elalem radar ekranlarında kıtalar arası tehditleri takip ediyor.
Bizimkiler radarlarla araç plakası kovalamaya devam ediyor.
Plaka APP baskı olacakmış.
Plakada yazı fontu kalınsa ceza yazılacakmış.
Araç ekranı fabrika çıkışlı olmazsa ceza yazılacakmış.- Araç içi aksesuarlarla ne yapmaya çalışıyorlar?
Bugün bütçe açığını kapatmaya çalışan bir iktidarla karşı karşıyayız.
Bir ara araçların cam filmlerine kafayı takmışlardı.
Cam filmi koyuysa ceza yazacaklardı.
Sonra sağ olsun Sayın Cumhurbaşkanı olaya el attı da araç filmi meselesini çözmüş oldular.
Bugünkü iktidarın ülkeyi getirdiği nokta maalesef bu.- Saçmasapan politikalarla batırdıkları ekonomiyi şimdi saçmasapan cezalar keserek vatandaşlarımızdan çıkarmaya çalışıyorlar.
Savunma sanayi değil, tabir yerindeyse bugünkü iktidar ceza sanayi kurdu.
Eskiden bir yılda kesilen cezayı şimdi bir ayda kesen bir iktidarla karşı karşıyayız.- İktidara sesleniyorum: Artık vatandaşın yakasından düşün.
Ekonomi yönetiminin yeni formülü şu olmuş: Vergi yetmezse ceza, ceza yetmezse yasak.
Unutulmasın ki bu millet devleti beslemek için değil, devlet millete hizmet etsin diye vardır."