Haber Detayı
Mümin ebediyen azapta kalmaz
Büyük günahlar kişiyi dinden çıkarmaz, günahkâr yapar. Allah'ın CC birliğine ve Hz. Muhammed'in SAV O'nun son elçisi olduğuna iman eden kişi ahirette ebedi azaptan kurtulur. Ebu Hureyre RA anlatıyor: Bir gün arkadaşlarımızla oturuyorduk. Sohbetin sonunda Peygamberimizi sorduk. İçimizden kimse…
Büyük günahlar kişiyi dinden çıkarmaz, günahkâr yapar.
Allah'ın (CC) birliğine ve Hz.
Muhammed'in (SAV) O'nun son elçisi olduğuna iman eden kişi ahirette ebedi azaptan kurtulur.
Ebu Hureyre (RA) anlatıyor: Bir gün arkadaşlarımızla oturuyorduk.
Sohbetin sonunda Peygamberimizi sorduk.
İçimizden kimse O'nu bugün görmemişti.
Aradık ama bulamadık.
Merak etmeye başladık.
Ben, Hz.
Ebubekir ve Hz.
Ömer üç ayrı yöne gittik.
Sonunda Hz.
Peygamber'i ben buldum.
O, Medineli bir sahabinin bahçesindeydi.
Yanına yanaştım.
Beni görünce, 'Nereden geliyorsun Ebu Hirr (Kediciğin Babası)' diye sordu.
Ben, 'Ey Allah'ın Resulü, seni bulamadık.
Merak ettik.
Medine sizi arıyor ey Allah'ın Resulü' dedim. 'İBADETE DEVAM ETSİNLER' Resulullah (SAV) döndü ve bana şöyle buyurdu: 'Ebu Hureyre, insanlara dön ve şunu duyur: 'Kim Allah'tan başka ilah olmadığına ve benim O'nun peygamberi olduğuma ihlaslı bir şekilde kalbiyle iman ederse cennete girer.' (Müslim, İman, 10 hd: 31-52).
Peygamberimizin verdiği müjdeyi duyan Ebu Hureyre, bahçeden fırlayarak çıktı.
Birazdan yolda Hz.
Ömer (RA) ile karşılaştı.
Ebu Hureyre (RA), Hz.
Peygamber'i (SAV) bir bahçede bulduğunu ve ondan önemli bir müjde aldığını söyleyince Hz.
Ömer müjdeyi sorgulamaya başladı.
Ebu Hureyre, Hz.
Peygamber'in 'Allah'ın bir olduğunu ve Hz.
Muhammed'in (SAV) O'nun Resulü olduğunu kalbiyle söyleyen kişi cennette olur' dediğini söyledi.
Bunu duyan Hz.
Ömer, 'Git, Hz.
Peygamber'e (SAV) şöyle söyle: 'Ey Allah'ın elçisi, Ömer insanların bu sözü işitince tembelliğe düşeceğinden korkuyor. 'Bu müjdeyi saklasak olmaz mı?' diye soruyor de.' Bunun üzerine geri döndüler.
Ebu Hureyre biraz da ağlamaklı bir sesle Peygamberimize Hz.
Ömer'in onu geri çevirdiğini, müjdeyi halka ulaştırmasına engel olduğunu anlatmaya çalıştı.
Hz.
Peygamber (SAV) arkadaki Hz.
Ömer'e bakıp, 'Nedir bu hâl Ömer!
Neden engel oldun?' diye sorunca, Hz.
Ömer, 'Ey Allah'ın Resulü!
İnsanlar bu müjdeyi duyarlarsa buna güvenip rahatlarlar.
Ben bundan korktum.
Bırakınız ibadet yapmaya devam etsinler.
Ey Allah'ın elçisi, benim söylemeye çalıştığım budur işte' dedi.
Hz.
Peygamber (SAV) biraz duraksadı, tebessüm etti ve sonra usulca şöyle fısıldadı: 'Peki, bırakın ibadet etsinler.' İMANDA PAZARLIK OLMAZ Bu tavrıyla Hz.
Peygamber (SAV), Hz.
Ömer'in endişesine kısmen hak veriyor ve müjdeyi bir an için erteliyordu.
Bu müjde farklı kanallardan yine de bize ulaştı.
Bu olaydaki Hz.
Ömer'in sertliğinin sebebi, Müslümanların 'daha ihtiyatlı' davranmaları endişesidir.
Hz.
Ömer, 'Ben yokuş olmazsa yürüyüşü sevmem.
Sağımda çakmasa şimşeği sevmem' diyen bir karakter.
İslami davetin tabir yerindeyse 'şahinlerinden'.
Hz.
Peygamber (SAV) ise her zamanki gibi mutedil olanı.
Ama bir nokta var ki, bütün çizgiler orada kesişiyor.
O da 'iman' konusu.
Allah'ın (CC) birliğine, ortağının olmadığına ve Hz.
Muhammed'in (SAV) O'nun elçisi olduğuna iman etmek.
Burası işin kırmızı çizgisi.
İman meselesi pazarlık konusu edilemiyor.
Ameldeki yetersizlik, azlıkçokluk, bütün bunlar olabilir şeyler.
Ama iman olması koşuluyla.
İmansız bir amel (ibadet) veya iyilik Kuranı Kerim'in ifadesiyle ahirette havaya saçıp savrulacak, yani bir sonuç devşiremeyecektir.
VİCDANEN HAK ETTİN Mİ?
Günahlar, ibadetten uzaklık, hatalar ne kadar çok olursa olsun kişiyi İslam'ın dışına çıkarmıyor.
Bir kişi defalarca zina etse de, namazdan tamamen uzaklaşsa da yaptıklarını meşru saymadıkça Müslüman'dır, tevhit ehlidir.
Fakat diyelim ki her an elinde tespih olsa, yüzlerce kez hacca gitse, alnı secdeden kalkmasa fakat imanın bu iki temelinden birini reddetse çizginin dışına taşmış olur.
İslam'ı terk etmiş olur.
Büyük günahlar kişiyi dinden çıkarmaz ama asi ve günahkâr yapar.
Günah ne kadar büyük olursa olsun.
Hz.
Peygamber'in (SAV), dostu Ebu Hureyre'nin (RA) kulağına fısıldadığı işte bu noktaydı.
Evet, Allah'ın birliğine ve Hz.
Muhammed'in O'nun son elçisi olduğuna iman etmek ahiretteki kurtuluş için yeterlidir.
Bu prensibe iman eden kişi ebedi azaptan kurtulur.
Ama manen ve vicdanen ben cenneti ve kurtuluşu doyasıya hak ettim diyebilecek mi?
Bunun cevabını sizlere bırakıyorum. 'Beş şeyi beş yerde bulduk' Tasavvufun zirve isimlerinden Belhli Şakik şöyle der: 'Bizler beş şeyi aradık.
Onları beş yerde bulduk.
Rızkın bereketini kuşluk namazında; kabrin ışığını teheccüd (gece) namazında; Münker ve Nekir'in sorularının cevaplarını Kuran-ı Kerim okumakta; sırat köprüsünden rahat geçebilmeyi oruç tutmakta ve bol bol sadaka vermekte; mahşerde arşın gölgesinde gölgelenmeyi de halvette (yalnızlıkta) Allah'ı anmakta bulduk.' Hz.
Peygamber (SAV), namazın koruyucu bir kalkan ve zırh olduğunu şöyle anlatıyor: 'Müslüman beş vakit namaza önem verdiği sürece şeytan ondan korkar, çekinir. (Çünkü namazın kişiye kazandırdığı manevi bir heybet hâli olur.) Ama bu kişi namazlarında gevşeklik göstermeye başlayınca şeytan ona karşı cesaretlenir.
Onun zayıf anını bulduğuna sevinir.
Ve bütün gücüyle onu azdırıp yoldan çıkarmaya çabalar.
BİR ESMA El-Bari: Her şeyi kusursuz ve mütenasip yaratan.
SORU-CEVAP İki aylık hamileyim.
Çocuğumun özürlü olduğunu doktor haber verdi.
Aldırabilir miyim?
Çocuğunuzu aldırmayınız.
Bizce çocuğun özürlü olma ihtimali (kesin bilgi de olsa) kürtaj için bir gerekçe değildir.
Özürlü olan çocuğun da yaşama hakkı vardır Nazardan korunmak için 'Maşallah' demek yeterli olur mu?
Maşallah ifadesi 'Allah'ın dilediği olur' anlamına gelir.
Bu söz, beğenilen şeyler karşısında Allah'ın büyüklüğünü hatırlamak için kullanılır.
Toplumda nazar değmemesi için söyleniyor.
Peygamberimiz nazara karşı Ayet-el Kürsi, İhlas, Felak ve Nas surelerini okumayı öğütlemiştir.