Haber Detayı
168
ABD-siyonist İsrail ittifakının İran'a yönelik saldırısı, İran'ın verdiği füze cevabı nelere yol açar, derinleşir mi yoksa yeni bir diplomasi masasıyla mı noktalanır belli değil ama şu belli: İnsanlık, İranlı 168 kız çocuğunun katledilmesini unutmayacak. Ortada arka planı da netleşen kirli bir savaş...
ABD-siyonist İsrail ittifakının İran'a yönelik saldırısı, İran'ın verdiği füze cevabı nelere yol açar, derinleşir mi yoksa yeni bir diplomasi masasıyla mı noktalanır belli değil ama şu belli: İnsanlık, İranlı 168 kız çocuğunun katledilmesini unutmayacak.
Ortada arka planı da netleşen kirli bir savaş var ve artık küresel güç ABD ve siyonist İsrail'i de birbirinden ayırmamak gerekiyor.
Hatta İspanya gibi birkaç ülke hariç Batı Bloku'nu da ayrı düşünmemek lazım.
Birinin diğerini aparat olarak kullanması ya da birinin ötekini tuzağa sürüklemesinin hiçbir önemi yok.
Sadece son 50-60 yılda değil neredeyse 500 yıldır dünyanın kanını emen sömürgeci bir Batı zihniyeti ve sistemiyle karşı karşıyayız.
Bu sistem bugüne kadar yaptığı her şeyi de 'uygarlık' adına yaptı.
Son utanç verici eseri de İranlı 168 kız çocuğunun katledilmesiydi.
ABD'nin ister kendi küresel liderliğini korumak, isterse siyonist İsrail'e destek vermek için yapsın, savaşa kız çocuklarını öldürerek başlaması sonun başlangıcının işareti.
O mezar görüntüleri kirli sistemin mezarı olacak gibi.
O görüntüler şimdiden küresel kirli savaşın utanç fotoğrafı olarak insanlığın hafızasında yerini aldı.
Ne hazin bir durum; ABD, İkinci Dünya Savaşı sonrası yükselişine de çocuk katliamıyla başlamıştı.
On binlerce çocuğun nefessiz kaldığı Hiroşima ve Nagasaki'ye atılan atom bombasını hatırlayın: 'Kapıları çalan benim, kapıları birer birer Gözünüze görünemem, göze görünmez ölüler Hiroşima'da öleli oluyor bir on yıl kadar Yedi yaşında bir kızım, büyümez ölü çocuklar...' Türkçe'nin büyük şairi Nâzım Hikmet'in dizeleriyle o çocuklar hiç unutulmadı ama ölümler durdurulamadı da...
Ardından ABD'nin Vietnam vahşeti geldi.
Bu kez 'Hür Dünya'nın son teknoloji uçakları napalm bombaları yağdırdı Vietnamlı çocukların üzerine...
Vücudu yanan o Vietnamlı kız çocuğunun fotoğrafı bir tokat gibi yüzümüze çarptı.
Sömürgecilerin zulmü yine de bitmedi.
Yugoslavya'dan Afrika ve Afganistan'a büyük güçler on binlerce çocuğu katletti.
Yetmedi, 'demokrasi' getirmek yalanıyla ABD ve Batı Bloku son 30 yılda Irak, Suriye ve Gazze'yi çocukların katledildiği bir cehenneme çevirdi.
Suriye iç savaşının simgesi Alan bebeğin kıyıya vuran fotoğrafı da, Gazze'de siyonist İsrail güçlerinin 6 yaşındaki Hind Receb ve ailesini 335 kurşunla katlettiği görüntüleri ve minik Hind'in feryatları da yüreğimizi yaktı.
Başkan Erdoğan, Hind'in feryadını duymayan dünyaya Eylül 2024'teki BM Genel Kurulu'nda şöyle sesleniyordu: 'Dünyamızın geldiği seviyeye, elimizin altındaki teknolojiye rağmen; çatısı altında binlerce personel çalıştıran devasa bütçeli kuruluşlarımıza rağmen, 8 milyarlık insanlık ailesi olarak, henüz 6 yaşındaki bir kız çocuğunu, gözlerimizin önünde çırpınan yaralı bir serçeyi maalesef kurtaramadık.' İnsanlığın ve bölgemizdeki ülkelerin önünde hiç değişmeyen küresel bir tehdit dururken, ülkelerin o tehdidi bırakıp birbiriyle kavga etmeleri sürdükçe ne çocukların ölmesi son bulur ne de ülkelerin işgal edilme ihtimalleri ortadan kalkar. 'Susma, sustukça sıra sana gelir' misali herkes sadece sırasını bekler!