Haber Detayı

‘Bu nasıl iş’ dedirten dilekçe
Yazarlar cumhuriyet.com.tr
09/03/2026 04:00 (4 saat önce)

‘Bu nasıl iş’ dedirten dilekçe

Aklı kendinde olanın dünyanın adaleti umurunda olmaz.

Aklı kendinde olanın dünyanın adaleti umurunda olmaz.

Bugün 9 Mart...

Muhtemelen ülkenin ana gündemi Silivri’de, ağır cezada başlayan yargılama olacak.

Kalabalıklar mahkeme önünde toplanırken ekran önünde dosya, iddianame, karar kelimeleri bol bol kullanılacak.

Sonuç ne olur, derseniz...

Defalarca görüldüğü gibi, dosya içeriği ne olursa olsun, siyasal davaların sonucunu siyaset belirler.

Davayı başlatan siyasi irade sürdükçe yargılama onun istediği gibi biter.

Siyasi denklem, iktidar dönüşümü ile ya da yeni ittifaklarla-uzlaşmalarla değişirse dava biter.

İşte bunları konuşurken “Peki hukuk, peki adalet, peki yargı” diyeceksiniz.

İşte ben de bunu düşünürken elime hayatımda ilk kez gördüğüm türden bir belge geçti.

Açıkçası şaşırdım da...

BAS GEÇ RİCASI! 12 Şubat’ta, Sivas 3.

Ağır Ceza Mahkemesi’nde görev yapan A.

B.

E. isimli bir hâkim tarafından yazılmıştı.

İstinaf dediğimiz, temyiz makamı olan Kayseri Bölge Adliyesi 8.

Ceza Dairesi Başkanlığı’na yollanmıştı.

Metni aktarayım: “Sivas 3.

Ağır Ceza Mahkemesinde üye hakim olarak görev yapmaktayım.

Taraflarca istinaf edilip istinaftan dönen 21 kararım bulunmaktadır.

Mesleğe başlamamın üzerinden 14 aylık geçtikten sonra 2026 yılı Nisan ayında terfi yapacağımdan ve mevcut hali ile kanun yolu değerlendirme formum yetersiz olduğu, bu hali ile terfi yapamayacağımdan dolayı ekte sunmuş olduğum dosyaların Dairenizde bulunması nedeni ile terfi durumunda dikkate alınması hususunda gereğinin yapılmasını saygılarımla arz ve talep ederim.” Dilekçenin ekinde 14 tane de kendi baktığı ve istinafta olan mahkeme dosyasını koymuştu.

Dilekçeyi aynen aktardım… Bir hâkimin dilbilgisinin bu düzeyde yetersiz olmasını, yaptığı ifade hatalarını geçiyorum.

İşin esasına geliyorum.

Dilekçe yazıldığında bir yıllık hâkim olan gencecik hâkim bu cüreti nereden alıyor bilinmez, istinaf hâkimlerine özetle şunu söylüyor: Verdiğim 21 karar istinaftan geri döndü.

Böyle giderse terfi alamam.

Size 14 tane bekleyen kararımı atıyorum.

Nisana kadar “Basın geçin” lütfen!

Gerçekten, bu ne cüret!

BAKANLIK NE DEDİ İstinafta görev yaptığından kıdemli, tecrübeli olduğunu tahmin ettiğim hâkimler de zaten “Bu nasıl iş” demişler.

Zira geçtim hâkimi, her yurttaşın bildiği gibi, anayasanın 138. maddesine göre: Hiçbir organ, makam, merci veya kişi, yargı yetkisinin kullanılmasında mahkemelere ve hâkimlere emir ve talimat veremez, genelge gönderemez, tavsiye ve telkinde bulunamaz.

Hâkimler, görevlerinde bağımsızdırlar ve yalnızca anayasa, kanun ve hukuka uygun olarak vicdani kanaatlerine göre hüküm verirler.

Gelgelelim bir yıllık hâkim, öğretmenine “Notumu yükseltin” der gibi, “Kararlarımı onayın da terfi alayım” diyor.

Dosyaların içindeki insanların adalet arayışı, yanlış hukuki kararların düzeltilmesi umurunda değil!

Onun terfisi için yanlış da olsa kararının onanması, bunun için temyiz edecek hâkimlere “arz ve talep edilmesi” gayet normal!

Dilekçeyi şaşkınlıkla okuduktan sonra Adalet Bakanlığı kaynaklarını aradım. “Normal mi” diye sordum.

Onlar da şaşırdı.

Hatta ilk tepkileri “Bu dilekçe gerçek mi” oldu.

Sonra gerçek olduğu anlaşıldı. “Peki sonucu ne oldu” dedim.

Sadece bir tanesinin karara bağlandığını, haliyle dikkate alınmadığını söylediler.

SALONUN DIŞI Bu arada bu dilekçeden bağımsız olarak bakanlık kaynaklarıyla yaptığımız sohbetten öğrendim ki hâkimler ve savcılar için “terfi kriterleri” ciddi dertmiş.

Hâkim E.’nin yaptığı gibi “Dosyalarıma bakın terfi edeyim” diye dilekçe yazan olmasa da Adalet Bakanlığı’nın yeni yönetimine kriter sorunu iletilmiş.

HSK’de, yeni bakan yardımcısı Can Tuncay , terfi kriterlerinin değiştirilmesini gündeme getirmiş.

Anlatılana göre bayramdan sonra yeni bir düzenleme yapılacakmış.

Özetle...

Türk yargısında durum bu.

Geçmişte “ağır ceza hâkimliği” denilen, cinayetten örgüt suçlarına bakan yüksek sorumluluktaki bir işti.

Bugün, geldiğimiz noktada, kimi mahkemeler, bir yıllık, adaletin manasını anlamayan ve nasıl hâkim olduğunu bilmediğimiz ama tahmin ettiğimiz bazı hukuk mezunlarına bırakılmış halde.

Onların da ana meselesi “yukarının hatta çok yukarının beklediği kararları verip terfi etmek”.

Hepsini toplayınca...

Padişahlara bile başkaldıran, siyasi otoriteyle ters düşse de vicdanıyla hareket eden, adalet olsun da isterse dünya yıkılsın diyen yargı eskinin hikâyelerinde kaldı.

Hâlâ iyi yargı mensupları olsa da yargının kendisi bu noktada değil.

Haliyle 9 Mart’ta başlayan dava ne olur diyorsanız; “Mahkemeye değil salonun dışına bakın” derim.

Salonun dışı ne zaman değişirse içi de o zaman hukuku, adaleti, suçu ya da delili gerçekten konuşur hale gelir.

Kendine hâkim olmayandan adalete hâkimlik beklenemez.

İlgili Sitenin Haberleri