Haber Detayı

Silivri’de teyakkuz: Gözler İmamoğlu'nda
Güncel odatv.com
09/03/2026 05:59 (2 saat önce)

Silivri’de teyakkuz: Gözler İmamoğlu'nda

İBB'ye yönelik yolsuzluk soruşturması kapsamında hazırlanan iddianamede, aralarında Ekrem İmamoğlu’nun da bulunduğu 402 sanık bugün ilk kez hâkim karşısına çıkıyor. İmamoğlu hakkında 2 bin 352 yıla kadar hapis cezası talep edilirken CHP duruşma öncesi vatandaşları Silivri’deki mahkeme önüne çağırdı.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne (İBB) yönelik soruşturma kapsamında hazırlanan yaklaşık 3 bin 900 sayfalık iddianame doğrultusunda açılan davanın ilk duruşması bugün başlıyor.

CHP’nin cumhurbaşkanı adayı ve İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun da aralarında bulunduğu, 106’sı tutuklu toplam 402 sanığın yargılandığı dava, İstanbul 40.

Ağır Ceza Mahkemesi tarafından Silivri’deki Marmara Açık Ceza İnfaz Kurumu yerleşkesinde bulunan 1 No’lu salonda görülüyor.İstanbul 40.

Ağır Ceza Mahkemesi 1.

Heyeti’nin bakacağı davanın ilk duruşmalarının, nisan ayı sonuna kadar haftada dört gün yapılması planlandı.

Duruşmaların pazartesi, salı, çarşamba ve perşembe günleri gerçekleştirileceği bildirildi.CHP'DEN ÇAĞRICHP’den yapılan açıklamada, vatandaşlara duruşmayı takip etmek üzere Silivri’de buluşma çağrısı yapıldı.

Açıklamada şu ifadelere yer verildi:"Genel Başkanımız Sayın Özgür Özel, yarın Cumhurbaşkanı adayımız Ekrem İmamoğlu ve yol arkadaşlarımıza yönelik kumpas davası için Silivri’de olacak.🗓 9 Mart Pazartesi⏰ 10.00📍 Silivri / İstanbul"EKREM İMAMOĞLU’NDAN DURUŞMA ÖNCE MESAJEkrem İmamoğlu, Silivri Cezaevi'nde görülmeye başlanacak dava öncesinde YouTube hesabından paylaşımda bulundu.

Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi hesabından paylaşılan mesajında İmamoğlu, "Bir yıl sonunda duruşma aşamasına geldik.

Bir yıldır haksız yere tutsak haldeyiz.

Yarın mahkeme salonunda olacağız ve ben savunma yapmayacağım, yargılayacağım.

Duruşma öncesi neden siyasete girdiğimi, derdimin millet olduğunu anlatmak istedim" ifadelerini kullandı.İmamoğlu, şunları kaydetti:"Bazen insanlar bana şunu soruyor: 'Sen neden siyasete girdin?' Aslında bunun cevabı çok uzun bir hikaye değil.

Ben zaten hep çalışarak büyüdüm.

Siyaset sonradan gelen bir şey. 5-6 yaşındayken sabahları babamla dükkan açtığımı hatırlıyorum.

Kapıyı besmeleyle açardık.

İçeri sağ ayakla girilirdi.

Önce temizlik yapılırdı, sonra sabırla beklerdik.

O sabah disiplinleri insanın karakterini şekillendiriyor.

O zaman fark etmiyorsunuz ama yıllar sonra anlıyorsunuz.

Ben çocukluğumu biraz çalışarak yaşadım.

Toprak belledim, fındık topladım, tütün kırdım, pazara çuval taşıdım.

Annemin ürettiklerini sattım.

Bizim evde kadınlar da çalışırdı.

Annem ekonomikti, güçlüydü.

Anneannem de, babaannem de öyleydi.

Emeğin cinsiyeti olmadığını küçük yaşta gördüm.

Okumayı yazmayı öğrenmeden önce hesap tutmayı öğrendim.

Tezgahta öğrendim.

Bir ürünü tartarken biraz fazla koymayı öğrendim.

Amcam derdi ki: 'Az koyarsan müşteri kaybedersin.

Biraz fazla koyarsan dua alırsın.' Bu cümle benim hayatımda çok yer etti.İstanbul’a geldiğimiz yıllar kolay değildi.

Körfez krizi vardı, ekonomik sıkıntılar vardı.

Babam yeni bir şehirde iş kurmaya çalışıyordu.

Ben bir yandan üniversite okuyordum, bir yandan inşaatların başında dolaşıyordum.

Günde 10–12 toplu taşıma değiştirerek şehri geziyordum.

Projeleri anlatıyor, ev satmaya çalışıyordum.

Gençtim, yorulmuyordum.

Ama asıl mesele yorgunluk değilmiş.

Sonradan anladım: Mesele inanmaktı.

O dönem şunu öğrendim: Bir işletmede patron olmak değil, çalışanla birlikte çalışmak önemli.

Akaryakıt istasyonunda gece nöbet tuttuğum günleri unutamam.

Araçların camını temizlerdim.

Beni oranın sadece çalışanı zannederlerdi.

Babam beni diğer çalışanlardan ayırmazdı.

Liyakat dediğimiz şey benim için orada başladı."ÇOCUKLAR KAYGIYLA DEĞİL UMUTLA BÜYÜYECEK"Siyasete gelince… Ben bir sabah kalkıp 'Siyaset yapayım' demedim.

Beylikdüzü’nde yaşıyordum.

Şehir büyüyordu ama ruhu yoktu.

Plansızlık vardı, kimlik yoktu.

Ben bir model hayal ettim: İnsanların aidiyet hissedeceği bir yer.

Çocukların parkta güvende olduğu, insanların kültürle buluştuğu bir kent. 2008'de siyasete girdim.

Ön seçim istedim.

Kaybettiğim dönem oldu, aday gösterilmediğim oldu ama küsmedim. 2014’te kazandık.

Nasıl kazandık biliyor musunuz?

Sabah 6’da başlayıp gece 2’de biten bir tempoyla her sokağa girerek, her eve dokunarak.

Çünkü siyasetin nabzı sokakta atıyor.

Bunu çok erken öğrendim.

Belediye başkanı olduğumda şuna dikkat ettim: İnsanlar bu kente ait hissetmeli.

Yaşam vadileri yaptık, kültür merkezleri açtık, dayanışma evleri kurduk, gıda bankası kurduk.

Ama asıl yaptığımız şey beton değil, bağ kurmaktı.Sonra İstanbul… Orada da aynı şeyi yaptım.

Sokağa çıktım, dinledim.

Bir çocuğun 'Anneme iş bulur musun?' dediği anı unutamıyorum.

İlkokul çağında bir çocuk 'kaygı' kelimesini bilmiyor ama kaygıyı yaşıyor.

Benim siyasette kalma sebebim o cümledir.

Bugün yaşadıklarımızı herkes görüyor.

Üç kuşaktır büyüyen aile şirketimize kayyum atandı. 77 yaşındaki babamın emekli maaşına el konuldu.

Bu mesele şahsi değil.

Benim meselem şu: Eğer hukuk keyfi hale gelirse kim güvende kalır?

Mülkiyet hakkı dediğiniz şey insanın emeğinin karşılığıdır.

Bir ülkede hukuk zayıflarsa ekonomi de zayıflar ve kaçar.

Ben bunu bir siyasetçi olarak değil, bir iş insanı olarak söylüyorum.

Peki umutsuz muyum?

Hayır.

Çünkü bu ülkede hala çalışkan insanlar var, vicdanlı insanlar var, sorumluluk sahibi gençler var.

Ben siyasete zenginleşmek için girmedim.

Zaten işim vardı.

Ben bu ülkenin daha adil olabileceğine inandığım için girdim.

Belki bugün zor bir dönemden geçiyoruz ama şuna inanıyorum: Bu ülke yeniden nefes alacak.

Çocuklar kaygıyla değil umutla büyüyecek.

Benim hikayem aslında çok basit.

Çalışarak büyümüş bir çocuğun yaşadığı yere borcunu ödeme hikayesi… Ve ben o borcu ödemeden durmayacağım."143 FARKLI EYLEME, 17 SUÇLAMAİddianamede, sanıklar hakkında 143 ayrı eylemle bağlantılı olarak 17 farklı suç isnadı yer alıyor.

Bu suçlamalar arasında "suç örgütü kurma ve yönetme, suç örgütüne üye olma, örgütün hiyerarşik yapısına dahil olmamakla birlikte bilerek ve isteyerek yardım etme, rüşvet alma, rüşvet verme, irtikap, ihaleye fesat karıştırma, kamu kurum ve kuruluşları zararına dolandırıcılık, Vergi Usul Kanunu’na muhalefet, suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama, kişisel verilerin kaydedilmesi, kişisel verileri ele geçirme ve yayma, çevrenin kasten kirletilmesi, Orman Kanunu’na muhalefet, halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma, kamu malına zarar verme, Maden Kanunu’na muhalefet ve Orman Kanunu’na muhalefet" bulunuyor."99 KİŞİ ÖRGÜT MENSUBU" İDDİASIHakkında kamu davası açılan sanıklar arasında 99 kişinin "örgüt mensubu" olduğu öne sürülüyor.

Buna göre şüpheli Ekrem İmamoğlu’nun örgütün kurucusu ve lideri olduğu, Fatih Keleş, Murat Ongun, Ertan Yıldız, Murat Gülibrahimoğlu, Adem Soytekin ve Hüseyin Gün’ün ise örgüt yöneticileri olduğu iddia ediliyor.

Kalan 92 kişinin de örgüt üyesi olduğu ileri sürülürken, diğer sanıkların "örgüt mensubu olmamakla birlikte bağlantılı suçlar işleyen" kişiler olduğu belirtiliyor.İMAMOĞLU HAKKINDA 352 YILA KADAR HAPİS TALEBİİddianamede, örgütün kurucusu ve lideri olduğu iddia edilen Ekrem İmamoğlu hakkında; doğrudan işlediği öne sürülen "suç işlemek amacıyla örgüt kurma, rüşvet (12 kez), suç gelirlerinin aklanması (7 kez), kamu kurum ve kuruluşları zararına dolandırıcılık (7 kez)" suçlarıyla birlikte, iddianameye konu toplam 143 eylem kapsamında 828 yıldan 2 bin 352 yıla kadar hapis cezası talep ediliyor.İstanbul 40.

Ağır Ceza Mahkemesi, iddianameyi 14 gün sonra 25 Kasım 2025'te kabul edilerek dava açıldı, ancak "tensip zaptı" ise 18 gün sonra düzenlenerek UYAP’a yüklendi.Mahkeme heyeti ilk duruşma tarihini 9 Mart 2026 olarak belirledi.

Duruşmanın, Marmara Ceza İnfaz Kurumu’ndaki duruşma salonlarından birinde görülmesine karar verildi.

Ayrıca mahkeme heyetince yapılan ilk tutukluluk incelemesinde tüm tutuklu sanıkların tutukluluk hallerinin devamına karar verildi.SALON İNŞAATI BİTMEDİDava kapsamında çok sayıda kişinin tutuklu bulunduğu Silivri’deki Marmara Kapalı Cezaevi’nde mevcut duruşma salonlarının yetersiz kalabileceği değerlendirilince, cezaevi otoparkının bir bölümünde yeni bir salonun yapımına başlandı.Cezaevinin ön kısmında inşa edilmeye başlanan duruşma salonu ise henüz tamamlanmadı.İstanbul 40.

Ağır Ceza Mahkemesi, 2 Mart’ta gönderdiği talimat yazısında duruşmanın Marmara Açık Ceza İnfaz Kurumu yerleşkesindeki duruşma salonları içinde yer alan 1 No’lu salonda yapılacağını bildirdi.

Mahkeme, sanık sayısının fazlalığı, dosyanın kapsamı ve güvenlik gerekçelerini göz önünde bulundurarak duruşma düzenine ilişkin ayrıntılı tedbirler belirledi.SALONA 25 GAZETECİ ALINACAKMahkeme, duruşma salonuna girişlerin kartlı sistem üzerinden yapılacağını açıkladı.

Bu kapsamda sanıklar, avukatlar, tanıklar, basın mensupları ve görevli personel için ayrı giriş kartları hazırlanacak.

Tutuklu ve tutuksuz sanıklar ile müdafi ve vekillerinin salona öncelikli olarak alınacağı belirtildi.Basın mensupları için ise akreditasyon ve güvenlik değerlendirmesi şartı getirildi.

Buna göre duruşma salonuna en fazla 5 yabancı basın mensubunun alınacağı bildirildi.

Ulusal basın kuruluşlarından ise aynı basın grubundan yalnızca bir kişi olmak üzere toplam 20 gazeteci kabul edilecek.Yazılı ve görsel basın kuruluşları duruşma salonunda birer temsilciyle yer alabilecek.

Salonda yer kalmaması durumunda ise diğer basın temsilcileri için duruşmanın ekran aracılığıyla izlenebileceği ayrı bir alan oluşturulacak.Her sanığın en fazla üç müdafi tarafından temsil edilebileceği belirtildi.

Avukatlara ayrılan bölümün yetersiz kalması durumunda ise izleyicilere ayrılan alanın bir kısmının müdafilere tahsis edilebileceği ifade edildi.Sanıklar, avukatlar, basın mensupları ve görevlilerin salona alınmasının ardından, fiziki imkanların elverdiği ölçüde her sanığın birinci derece yakınına öncelik verileceği kaydedildi.SİLİVRİ ÇEVRESİNDE 1 AYLIK YASAK KARARI Bu arada, Silivri Kaymakamlığı'nın, Marmara Ceza İnfaz Kurumu çevresinde 1–31 Mart tarihleri arasında toplantı, basın açıklaması, çekim ve slogan atma gibi birçok eylemi yasakladığı belirtildi.Odatv.com

İlgili Sitenin Haberleri