Haber Detayı

Türkiye'nin Kıbrıs'ın kuzeyine savaş uçağı konuşlandırması ne anlama geliyor?
Dünya haberler.com
09/03/2026 09:25 (14 saat önce)

Türkiye'nin Kıbrıs'ın kuzeyine savaş uçağı konuşlandırması ne anlama geliyor?

Ankara'nın son adımı, İran'dan kaynaklanan doğrudan bir tehditten çok Yunanistan başta olmak üzere bazı Avrupa ülkelerinin adaya sağladığı somut askeri desteğe dengeleyici bir yanıt olarak değerlendiriliyor.

28 Şubat'ta ABD ve İsrail'in İran'a saldırmasıyla başlayan savaş kısa sürede Ortadoğu'da Körfez ülkeleri başta olmak üzere geniş bir bölgeye yayıldı.İran'ın misilleme kapsamında saldırdığı yerlerden biri de, iki İngiliz üssünün bulunduğu Kıbrıs adası oldu. 1 Mart'tan itibaren hedef alınan Kıbrıs Cumhuriyeti'ne önce Yunanistan, daha sonra da Fransa, İtalya ve İngiltere, hava ve deniz kuvvetleri aracılığıyla destek verdi.Türkiye'de, Kıbrıs'ta son dönemde artan askeri hareketliliği çok yakından izliyor. 7 Mart'ta Milli Savunma Bakanlığı'ndan açıklamada, "Son gelişmeler kapsamında KKTC'nin güvenliğinin sağlanması için kademeli planlamalar yapılmaktadır.

F-16 uçaklarının adaya konuşlanması değerlendirilen hususlardan biridir" denildi.

Açıklamada adaya savaş uçağı gönderilmesi kararının "son gelişmeler kapsamında KKTC'nin güvenliği sağlanması" amacıyla alındığı vurgusu yapıldı.Türk basınında, Yunanistan'ın geçen hafta başında Kıbrıs'a dört F-16 savaş uçağı ve iki savaş gemisi konuşlandırması karşısında Türkiye'nin de dört F-16 gönderebileceği yönünde haberler yer aldı.Uçakların Ercan Havalimanı ya da Geçitkale Üssü'ne konuşlanabileceği iddia edildi.Milli Savunma Bakanlığı'nın açıklamasında, deniz kuvvetleri açısından yeni bir konuşlanma bilgisi verilmedi.

Ancak Türkiye'nin Doğu Akdeniz'de, rutin görevler kapsamında savaş gemisi bulundurduğu biliniyor.Türkiye'den dengeleme adımı Savaş sırasında İran'dan ateşlenen füzeler ve Lübnan'dan havalanan silahlı insansız hava araçlarının (SİHA) Doğu Akdeniz'i hedef almaları, Türkiye'nin bu adımı atmasının en önemli nedenleri arasında sayılıyor.Ankara, bu adımla, Kıbrıs'ı hedef alan saldırıların kendisine ait savaş uçağı ve savunma sistemleri olmayan Kıbrıs'ın kuzeyindeki Türk yönetiminin ve toplumunun güvenliğini sağlama yönünde bir önlem aldığını gösteriyor.1983'te kurulan "Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC)", sadece Türkiye tarafından tanınıyor.

Ada, uluslararası zeminde Kıbrıs Cumhuriyeti aracılığıyla temsil ediliyor.

Kıbrıs Cumhuriyeti'ni kuran 1960 anlaşmaları, Türkiye ve Yunanistan ile İngiltere'yi adanın üç garantör ülkesi olarak tanımlıyor.Türkiye, 1974'te "Barış Harekatı" olarak adlandırdığı askeri harekâtı garantör ülkeye tanınan görev ve sorumluluk kapsamında yaptığı açıklamıştı.

Türkiye'nin o tarihten bu yana adada asker bulundurması Kıbrıs Cumhuriyeti ve Yunanistan'ın tepkisine neden oluyor.Bu iki ülkenin yanı sıra uluslararası toplum da Türkiye'nin askeri müdahalesini "işgal" olarak tanımlıyor.Türkiye'nin aldığı son kararın bir başka önemli yanı ise özellikle Yunanistan'ın Kıbrıs Cumhuriyeti'ne destek amaçlı adaya savaş uçağı gönderme kararına yanıt vermek ve adanın korunmasında Türkiye'nin de söz sahibi olduğunu kayda geçirmek.Ankara, Kıbrıs Cumhuriyeti'nin son dönemde silahlanmaya daha fazla yatırım yapması ve bölgesel ittifaklar aracılığıyla adayı daha askeri bir bölgeye dönüştürmeye çalışmasından kaygı duyuyor.Coğrafi yakınlık nedeniyle adaya kalıcı savaş uçağı konuşlandırmaya gerek görmeyen Türkiye'nin şimdi bu adımı atması, Kıbrıs'ta değişen askeri dengeleri dengelemek açısından da önemli bir gelişme olarak görülüyor.

Ankara, Yunanistan Savunma Bakanı Dendias'a tepkiliAnkara, Yunanistan Savunma Bakanı Nikos Dendias'ın 3 Mart'ta Kıbrıs Cumhuriyeti'ne yaptığı ziyaret sırasında Türkiye ve Türk askerinin adadaki varlığına ilişkin açıklamalarına da tepkili.Türkiye'ye karşı sert söylemiyle bilinen Dendias, ziyareti sırasında Yunanistan'ın Kıbrıs'a savaş uçağı göndermesinin Türk askerinin adadan çekilmesi için uygun bir fırsat yarattığını söylemişti.

Dendias, savaş uçaklarının ve savaş gemilerinin tüm adayı korumak için kalıcı olarak gönderildiklerini de belirtmişti.Milli Savunma Bakanlığı kaynakları, Dendias'ın açıklamaları sonrası, Kıbrıs Türk toplumunun güvenliğinin her zaman öncelik olduğunu, garantörlüğün verdiği hakları kullanmaktan çekinmeyeceklerini kaydetmişlerdi.Türkiye'nin yanı sıra Kıbrıs'ın kuzeyindeki Türk yönetimi de Dendias'a tepki göstermişti.Atina, Ege Adaları'na Patriot konuşlandırmayı gündemine aldı Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Öncü Keçeli de Ege adalarının silahsızlandırılmış statüsüne ilişkin Yunanistan'dan son dönemde yapılan değerlendirmelere yanıt olarak .

Öncü Keçeli, "Türkiye'yi revizyonizmle suçlayan bu çevrelerin uluslararası hukuk hilafına atacakları her adım yok hükmündedir.

Daha da ibret verici olan husus ise bu zihniyetin geçmişte Kıbrıs Adasının ortak sahibi olan Kıbrıslı Türkleri toplu halde yok etmek isterken bugün onları da koruyacaklarını iddia etmeleridir" dedi ve ekledi: "Bilinmesini isteriz ki, Kıbrıslı Türkler ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, Anavatan ve Garantör Türkiye'nin de desteğiyle kendi güvenliğini sağlamaya muktedir olup başka hiç kimseye muhtaç değildir." Keçeli'nin açıklamasına neden olan gelişmeler, Yunanistan'ın İran'ın bölgeye saldırıları sonrası hem kendi topraklarını korumak hem de Bulgaristan'a hava savunma desteği sağlamak amacıyla, bazı Ege Adaları'na Patriot hava savunma sistemleri başta olmak üzere önemli askeri konuşlanma kararı alması.Yunan basınına göre Atina, Doğu Ege'deki Kerpe ve kuzey Ege'deki Limni adalarına Patriot yerleştirmeyi öngörüyor.Kararın geçen hafta Atina'da yapılan ulusal güvenlik toplantılarında ele alındığı ve özellikle Limni'ye konuşlanması öngörülen sistemlerin, Bulgaristan'ın korunmasına katkı olarak değerlendirilmesi tezinin ön plana çıktığı belirtiliyor.Türkiye, 1923 Lozan Barış Antlaşması ve 1947 Paris Barış Antlaşması çerçevesinde Doğu Ege Adaları'nın askersizleştirilmiş statüde yer aldığını ve bu bölgelere askeri konuşlandırma yapmanın uluslararası hukuka aykırı olduğunu vurguluyor.

İlgili Sitenin Haberleri