Haber Detayı

Krampon hafifledi tartışma ağırlaştı: Çivili kramponlar daha sertti bugün neden daha çok kıyamet kopuyor
Spor odatv.com
09/03/2026 17:28 (5 saat önce)

Krampon hafifledi tartışma ağırlaştı: Çivili kramponlar daha sertti bugün neden daha çok kıyamet kopuyor

Bir dönem futbolcular çivili ve ağır kramponlarla sahaya çıkıyordu; gerçek tehlike oradaydı. Bugün ekipman hafifledi, oyun hızlandı ama ayağa basma pozisyonları Türkiye’de kıyametin kopmasına neden oluyor. Premier Lig’in oynattığı pozisyonlar Türkiye’de neden krize dönüşüyor? Faik Alkan yazdı...

Türk futbolu günlerdir maç içerisindeki ikili mücadelelerde yaşanan "ayağa basmaları" konuştu.

Galatasaraylı Leroy Sane'nin Beşiktaş maçında iki kez rakibinin ayağına basması sonucu başlayan tartışma son sürat devam etti.Hakemin, ilk pozisyonda Sane'yi oyundan atmaması, sarı kartla cezalandırması futbol kamuoyunu ikiye böldü.

Galatasaraylılar da Fenerbahçe derbisinde Skriniar'ın, Sara'nın ayağına basmasına faul çalınmamasını örnek gösterdi.Ancak kesin olan bir şey var ki futbol kamuoyu hâlâ daha oyuncuların seksenli yıllardaki gibi "adam delen", ağır, çivili kramponla oynadığını zannetmekte. 150-200 gram ağırlığındaki teknoloji harikası yeni nesil kramponlar unutulmakta.Geçmişte futbol bir "dayanıklılık ve sertlik" oyunuydu, şimdi ise "hız ve temas" oyununa dönüştü.

Bu da ikili mücadeleye dayalı bir oyun demek.BİR "SUÇ ALETİNDEN" TEKNOLOJİ HARİKASI HAFİF AYAKKABILARAEskiden krampon dediğimiz şey, kelimenin tam anlamıyla bir "suç aletiydi." Ağır deri, bileği kapatan kaba yapı ve en önemlisi o meşhur çelik çiviler...

O dönemde bir futbolcunun rakibinin bileğine basması demek, sadece can yakması değil, doku bütünlüğünü bozması demekti.

Bu yüzden o dönemlerde rakibin ayağına yönelik bir müdahale ciddi bir sakatlık riskini de beraberinde getiriyordu.Günümüzde ise kramponlar artık birer mühendislik harikası.

Ortalama ağırlıkları 150-200 gram civarına düştü.Malzeme olarak sentetik fiberler ve ultra ince deriler kullanılmakta.

Taban yapısında ise Çelik çivilerin yerini, zemine göre optimize edilmiş plastik/hibrit dişler aldı.E krampon hafifleyince ayak hızı arttı.

Ayak hızı artınca, o "milimetrik" geç kalmalar, yani "ayağa basma" (stamp) pozisyonları çoğaldı.Modern top ve modern krampon oyunun hızını artırdı; oyuncular da topa daha geç kalınca ayağa basma, tarak kemiğine temas, bileğe yüklenme gibi pozisyonlar daha sık görünür hale geldi.

Yani bugün bu temasların sayısının artmış görünmesi şaşırtıcı değil.

Ama buradan “o zaman oynatmak lazım” sonucu otomatik çıkmasın.

Çünkü bugünün futbolunda problem, ekipmanın hafifliği kadar oyun temposunun çok yükselmiş olması.İNGİLTERE VE TÜRKİYE KIYASIGelelim o can alıcı kıyaslamaya...

Neden İngiltere'de "devam" denilen pozisyonlara bizde "kırmızı kart" diye ayağa kalkılmakta?İngiltere Premier Lig’i izlerken bazen ekran başında "Eyvah, ayağı koptu!" dediğimiz pozisyonlarda hakemin parmağıyla "kalk" işareti yaptığını görmekteyiz.

İşte o an, futbolun fiziksel bir temas oyunu olduğu gerçeğiyle yüzleşiriz.

İngiliz hakemler için o hafif kramponların yarattığı anlık basmalar, oyunun yüksek hızının doğal bir yan ürünü olarak kabul edildi.

Onlar pozisyona bakarken "Bu oyuncu rakibini sakatlamaya mı niyetli, yoksa topa hamle yaparken fizik kuralları gereği mi oraya bastı?" diye baktı.

Yani niyete ve hamlenin şiddetine odaklandı.Süper Lig'de ise durum tam tersi bir mikroskobik incelemeye dönüştü.

Bizde "temas" demek, "ihlal" demek.

Hakemler pozisyonun oyunun akışındaki doğallığından ziyade, ekrandaki o donmuş kareye baktı.

Kramponun ucu rakibin tozluğuna dahi değse, statta bir uğultu yükselmekte ve sanki bir "cinayet mahalli" inceleniyormuş gibi VAR koltuğuna başvurulmakta.En büyük fark ise oyuncu reaksiyonlarında gizli.

Ada’da oyuncu, canı yansa bile o hafif kramponun avantajıyla bir an önce ayağa kalkıp oyuna dahil olmaya çalışırken; bizde kramponun hafifliği, yere düşüşün şiddetini ve süresini nedense hiç azaltmadı.

İngiltere'de oyunun akışını koruma kültürü hakimken, bizde her temasın bir cezası olması gerektiği yönündeki o "cezalandırma" refleksi futbolun akışını baltaladı.HER AYAĞA BASMA ŞİDDETLİ FAUL MÜBazısı gerçekten oyunun içinde, dengenin bozulmasıyla oldu.

Bazısı ise kontrolsüz geldi, tabanla geldi, rakibin aşil-bilek hattına yük bindirdi.

İşte kırmızı kart tartışması burada başlar.

Yani mesele “ayağa bastıysa hep kırmızı” da değil, “Premier Lig’de oynatıyorlar, o zaman bizde de oynasın” da değil.Türkiye’de asıl sorun şu:1.

Standart yok.Aynı pozisyona bir hafta kırmızı, ertesi hafta sarı verildi.2.

VAR müdahalesi tartışmayı büyüttü.Pozisyon doğal akışta bir mücadele gibi görünürken, ağır çekimde tabanın ayağın üstünde donduğu kare çok daha sert algılandı.3.

Oyuncu ve kulübe reaksiyonu hakemi etkiledi.Bizde hakem kararı teknik analizden çok atmosfer baskısıyla tartışıldı.4.

Futbol kültürü farklı.İngiltere “teması tolere eden”, Türkiye ise “teması büyüten” bir iklime sahip.Kırmızıyı belirleyen şey; tabanın gelişi, kontrol kaybı, temasın şiddeti ve rakibin sağlığını tehlikeye atıp atmadığıdır.

Türkiye’de ise sorun pozisyonun kendisinden çok, bunun neredeyse her hafta bir “büyük hakem skandalı”na çevrilmesi.Kısacası; onlar kramponun hafifliğini hız için kullanıyor, biz ise o hafif kramponun yarattığı en ufak teması kırmızı kart koparmak için bir argümana dönüştürüyoruz...Faik AlkanOdatv.com

İlgili Sitenin Haberleri