Haber Detayı

Trump’ın yeni hedefi İran’ın ‘can damarı’ Harg Adası mı? 'Bilinçli olarak vurmuyorlar, ABD için de ciddi riskleri var'
Gündem hurriyet.com.tr
10/03/2026 06:55 (2 saat önce)

Trump’ın yeni hedefi İran’ın ‘can damarı’ Harg Adası mı? 'Bilinçli olarak vurmuyorlar, ABD için de ciddi riskleri var'

Beyaz Saray danışmanının İran’daki ‘tüm petrolü’ kontrol altına alma yönündeki açıklamaları, Trump yönetiminin bölgeye asker sürmeye hazırlandığı spekülasyonlarını körükledi. Operasyonun merkezinde, İran'ın petrol ihracatının can damarı olan Harg Adası'nın yer alabileceği belirtiliyor. Peki böyle bir saldırı savaşın seyrini nasıl etkiler? Bu saldırı, sadece İran’ı mı zora sokar yoksa uluslararası bir krize mi neden olur? Uzman isim, Trump’un yeni hedefi Harg Adası’nın önemini ve olası bir saldırının nelere mâl olabileceğini anlattı.

HEDEFTEKİ KRİTİK NOKTA: HARG ADASIBeyaz Saray danışmanı Jarrod Agen, Tahran’ın Hürmüz Boğazı’nı kapatma girişimleri konusunda ABD’nin endişelenmesine gerek kalmayacağını savunurken, İran’ın elindeki tüm petrolün alınacağını ilan etti.Bu açıklamalar, karaya asker çıkarma seçeneğini defalarca reddetmekten kaçınan Trump’ın, İran’ın ana petrol ihracat terminali olan Harg Adası’nı ele geçirmeye hazırlandığına dair spekülasyonlara yol açtı.Ulusal Enerji Egemenliği Konseyi İcra Direktörü Agen, Fox Business kanalına yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:Yapmak istediğimiz şey, İran’daki devasa petrol rezervlerini teröristlerin elinden almaktır.

Nihayetinde Hürmüz Boğazı’ndaki bu sorunlar hakkında endişelenmemize gerek kalmayacak.

Tüm petrolü ellerinden çıkaracağız.‘BU OPERASYON BİR ZORUNLULUK’Trump, Hürmüz Boğazı’ndaki aksamalar nedeniyle hem ABD’de hem de dünya genelinde hızla yükselen petrol fiyatları yüzünden baskı altında.

Eski bir Pentagon yetkilisi ve Amerikan Girişim Enstitüsü (AEI) kıdemli uzmanı olan Michael Rubin, Harg Adası’na asker gönderilmesinin 'tereddüt dahi edilmemesi gereken bir adım' olduğunu savundu.Rubin, The Washington Post’a verdiği demeçte, Amerikan askerlerinin İran füzeleri ve dronlarına maruz kalma riski olsa da bu hamlenin Tahran’ın ordusunu finanse etme kapasitesini tamamen felç edebileceğini belirtti.

AKARYAKIT FİYATLARI VE VENEZUELA FAKTÖRÜPazar günü bir açıklama yapan Beyaz Saray Sözcüsü Karoline Leavitt, akaryakıt pompa fiyatlarında 'hafif bir artış' olduğunu kabul etti ancak İran yönetimini yok etmek için bu bedelin ödenmeye değer olduğunu savundu.

Leavitt, Fox News'e yaptığı açıklamada şunları söyledi:Bu, İran rejimini ortadan kaldırmak ve Orta Doğu ile Hürmüz Boğazı’ndaki enerji akışına yönelik kısıtlamalarını nihayete erdirmek adına, uzun vadeli kazanç için göze alınan kısa vadeli bir aksamadır.Leavitt ayrıca, Trump’ın fiyatları düşürmek için Venezuela’daki yeni keşfedilen pazara yöneldiğini de sözlerine ekledi.ABD özel kuvvetlerinin ocak ayında Nicolás Maduro’yu ele geçirmesinden bu yana Trump, Venezuela'yı Amerikan petrol şirketlerine açmaya çalışıyor ve şimdiye kadar 80 milyon varilden fazla Venezuela petrolünü güvence altına almış durumda.ASKERİ HAREKATIN ZAMANLAMASIABD Enerji Bakanı Chris Wright, ABD’nin İran’ın gemilere füze ve dronlarla saldırma kabiliyetini zayıflatmasının ardından Hürmüz Boğazı’nın yakında yeniden açılacağını iddia etti.Eğer Trump, Harg Adası’nı ele geçirmek için birliklerini gönderirse, muhtemelen Tahran’ın hava savunma sistemlerini alt edebilecek hava saldırıları düzenleyemeyecek duruma gelmesini bekleyeceği tahmin ediliyor. ‘HARG, STRATEJİK-EKONOMİK BİR BOĞMA ARACI OLUR’Tüm bu açıklamaları üç katmanda değerlendirdiğini söyleyen Siyaset Bilimleri Uzmanı Doç.

Dr.

Faik Tanrıkulu, “Birincisi; Trump müzakere psikolojisinde ‘belirsizlik yoluyla baskı’ üretmeyi seviyor; yani bazı seçenekleri açık bırakıp karşı tarafa maksimum psikolojik baskı uyguluyor.

İkincisi; Harg gibi bir hedef askeri olmaktan çok stratejik-ekonomik bir boğma aracı olur; bu yüzden böyle bir saldırı, ‘rejimin savaş kapasitesini azaltma’dan ziyade ‘rejimin gelir damarını kesme’ anlamına gelir” dedi ve ekledi:“Üçüncüsü; bu tip bir hamle Washington açısından sadece İran’a değil, aynı anda petrol piyasalarına, Körfez müttefiklerine ve Çin’in enerji tedarikine de mesaj verir.

Bu nedenle olasılık masada olsa bile, bu tür bir hedefe saldırı eşiği nükleer tesislerden veya askeri komuta merkezlerinden daha yüksektir.”ABD İÇİN YÜKSEK RİSKLİ BİR TIRMANMA SENARYOSUDoç.

Dr.

Tanrıkulu ayrıca küresel petrol piyasalarında yaşanabilecek sert fiyat artışları ve enerji arzındaki belirsizliklerin, Washington açısından ekonomik ve diplomatik maliyetleri de beraberinde getirebileceğini söyledi, “Bu nedenle Harg Adası gibi stratejik bir hedefe yönelik askeri müdahale, kısa vadede İran ekonomisine darbe vurabilecek olsa da ABD için askeri, ekonomik ve jeopolitik açıdan yüksek riskli bir tırmanma senaryosu anlamına geliyor” dedi.‘ABD VE İSRAİL, HARG’I BİLİNÇLİ OLARAK VURMUYOR’Doç.

Dr.

Tanrıkulu, “Harg Adası’na saldırı ihtimali tamamen uydurma değil ama bugün itibarıyla doğrulanmış bir hazır operasyon planından söz etmek için elimizde yeterli kanıt yok.

Şu anda görünen tablo, Trump’ın söylem düzeyinde seçenekleri açık bıraktığı fakat ABD ve İsrail’in şimdiye kadar Harg’ı özellikle vurmadığı yönünde” dedi ve bunun başlıca nedenlerini anlattı:-- En önemli neden adanın İran ekonomisinin ana ihracat damarı olması ve böyle bir hamlenin savaşı çok daha geniş, maliyeti çok daha yüksek bir enerji savaşına çevirebilmesi.

Financial Times’ın dün yayımladığı analiz, Harg’ın hâlâ dokunulmadan bırakıldığını ve bunun bilinçli bir tercih gibi göründüğünü aktarıyor.-- Güncel haberler de Trump’ın kara gücü seçeneğini tamamen dışlamadığını, fakat sahadaki tartışmaların daha çok İran’ın nükleer materyali ve savaşın genel seyri etrafında döndüğünü gösteriyor.ABD AÇISINDAN DA CİDDİ RİSKLERİ VAR-- Aynı zamanda Harg Adası’na yönelik bir saldırı, ABD açısından da ciddi riskler barındırabilir.

Böyle bir operasyon sadece İran’ın petrol gelirlerini hedef almakla kalmaz, aynı zamanda çatışmanın bölgesel ölçekte hızla tırmanmasına yol açabilecek bir adım olarak değerlendirilir.-- Ayrıca küresel petrol piyasalarında yaşanabilecek sert fiyat artışları ve enerji arzındaki belirsizlikler, Washington açısından ekonomik ve diplomatik maliyetleri de beraberinde getirebilir.

BÖYLE BİR SALDIRI SAVAŞIN GİDİŞATINI NASIL ETKİLER?

Doç.

Dr.

Faik Tanrıkulu, “Küresel çapta kırılgan olan dünya ekonomisi daha dar boğaza girebilir.

İran, günlük yaklaşık 3,3 milyon varil ham petrol üretiyor; ülkenin deniz yoluyla ihraç ettiği ham petrolün yaklaşık %90’ı Harg Adası üzerinden çıkıyor.

Bu yüzden Harg’ın işlevsiz hale getirilmesi, İran’ın döviz akışına doğrudan darbe vurur ve savaşın ekonomik boyutunu askeri boyut kadar belirleyici hale getirir” dedi ve şunları söyledi:“Bu, Tahran’ın iç mali kapasitesini, sübvansiyonlarını, ithalat kabiliyetini ve vekil ağlara kaynak aktarma gücünü zayıflatır.

Ancak bunun karşılığı da İran’ın daha asimetrik, daha dağınık ve daha sert misillemelere yönelmesi olabilir; yani kısa vadede İran’ı zayıflatırken, orta vadede çatışmayı daha öngörülemez hale getirebilir.”ÇİN, HİNDİSTAN, JAPONYA VE GÜNEY KORE DE DOĞRUDAN ETKİLENİRFaik Tanrıkulu, ABD’nin Harg Adası’na saldırmasının uluslararası petrol ticaretine etkisinin çok büyük olacağının altını çizdi.“Hürmüz Boğazı, Enerji Bilgi Yönetim İdaresi’ne göre (EIA) 2024 ve 2025’in ilk çeyreğinde küresel deniz yoluyla petrol ticaretinin dörtte birinden fazlasını ve dünya petrol/petrol ürünleri tüketiminin yaklaşık beşte birini taşıdı” diyen Tanrıkulu ekledi:“Zaten mevcut savaş ortamında Brent fiyatı dün sert yükseldi; Reuters gün içinde petrolün yaklaşık %25 sıçradığını ve Brent’in 119 dolar/varil civarını test ettiğini bildirdi.

Harg’a doğrudan saldırı, sadece İran arzını değil, Körfez’deki tüm yükleme-risk primini yukarı çeker; sigorta, tanker navlunu, teslim süreleri ve Asya rafinerilerinin maliyetleri hızla artar.

Özellikle Çin, Hindistan, Japonya ve Güney Kore gibi Asya alıcıları bundan doğrudan etkilenir.”Peki Tahran’ın finansal damarlarının tamamen kesilmesi, bölgedeki Hizbullah, Husiler ve Irak’taki milis grupların merkezi kontrol mekanizmasından koparak, ABD’nin Orta Doğu’daki varlıklarına karşı koordinasyonsuz ve çok daha agresif saldırılar başlatmasına neden olur mu?Doç.

Dr.

Tanrıkulu, burada dikkatli olmak gerektiğini, eski literatürde refleks cevabın “evet, İran para veremezse vekiller daha saldırgan ve denetimsiz olur” şeklinde olacağını fakat son tablonun daha karmaşık olduğunu belirtti.İRAN AĞLARI FARKLI DERECELERDE ÖZERKLİĞE SAHİP YAPILARDAN OLUŞUYOR“İran’ın özellikle Irak’taki vekil ağları artık eskisi kadar yekpare değil; bir kısmı siyasi-ekonomik çıkarlarını, hayatta kalma hesaplarını ve yerel dengeleri öncelediği için Tahran adına intiharvari bir tırmanışa hevesli görünmüyor” diyen Tanrıkulu konuyu detaylarıyla anlattı:- Stratejik ve Uluslararası Çalışmalar Merkezi ve Uluslararası Kriz Grubu analizleri de İran ağlarının tek merkezden kumanda edilen mekanik yapılar değil, farklı derecelerde özerkliğe sahip yapılardan oluştuğunu vurguluyor.- Yani finansal baskı arttığında iki zıt sonuç birden görülebilir; bazı gruplar kaynak kaybı nedeniyle zayıflar, bazı daha radikal fraksiyonlar ise merkezi disiplin gevşerse daha düzensiz saldırılara yönelebilir.- Bu nedenle “hepsi otomatik olarak daha agresif olur” demek fazla doğrusal kalır.

Daha doğru ifade şu olur: Merkezi eşgüdüm zayıfladıkça, kontrollü vekâlet savaşı modelinden parçalı ve öngörülemez şiddet modeline geçiş riski artar.

Fakat bu, her grubun aynı anda topyekûn saldırıya geçeceği anlamına gelmez.

İlgili Sitenin Haberleri