Haber Detayı

Savaş uçağındaki kadınlar... İran planını böyle okuyun
Güncel odatv.com
10/03/2026 07:02 (1 saat önce)

Savaş uçağındaki kadınlar... İran planını böyle okuyun

İsrail’de kadınların ordu içindeki görünürlüğünün, Gazze’den İran’a uzanan askerî operasyonları meşrulaştırmak için nasıl kullanıldığı tartışılıyor. "Militarize edilmiş feminizm" ile "İranlı kadınları kurtarma" söyleminin, savaşın yıkıcı sonuçlarını gizlemek için kullanıldığı eleştirisi yapılıyor.

Middle East Eye’da yayımlanan ve Lubna Masarwa ile Maha Hüseyin imzasını taşıyan yazının çıkış noktası, İran’a yönelik saldırılar sırasında yeniden dolaşıma sokulan bir fotoğraf.

Fotoğrafta dört kadın İsrailli savaş pilotu, klasik askerî propaganda estetiği içinde bir savaş uçağının önünde poz veriyor.

İsrail ordusu, İran semalarında yürütülen “Roaring Lion” operasyonuna yaklaşık 30 kadın hava mürettebatının katıldığını özellikle vurguluyor.

Bu durum, yalnızca askerî bir bilgi olarak değil, aynı zamanda bir ideolojik vitrin olarak sunuluyor.İsrailli muhalefet liderlerinden Yair Golan, bu katılımı “cesaretin, profesyonelliğin ve vatanseverliğin cinsiyetle ilgisi olmadığının kanıtı” diye paylaşırken, yazıya göre verilmek istenen mesaj açık: "İsrail, kadınları savaşın öznesi yaparak kendisini modern, ilerici ve özgürlükçü bir devlet olarak gösteriyor."“İRANLI KADINLARI KURTARMAK” SÖYLEMİMakale, bu askerî vitrinle birlikte ikinci bir söylemin devreye sokulduğunu anlatıyor: İran’a yönelik saldırılar, yalnızca bir güvenlik operasyonu değil, İran halkını ve özellikle İranlı kadınları baskıcı rejimden “kurtarma” girişimi gibi çerçeveleniyor.

İsrailli siyasetçiler ve kamuoyundaki bazı figürler, bombardımanı kadın özgürlüğüyle ilişkilendiriyor.Bu yaklaşımın örnekleri arasında, İsrail’de yaşayan İran kökenli bazı kişilerin sığınaklardan yaptıkları ve “buradaki özgürlüğümüz İran halkının özgürlüğüyle bağlantılı” diyen sosyal medya paylaşımları var.

Kadın savaş pilotunu, “Kadın, Yaşam, Özgürlük” sloganı taşıyan protestocu kadın figürleriyle bir araya getiren, görseller paylaşıyor.

Böylece, İran’a atılan bombalar, bir tür özgürleştirme eylemi gibi sunuluyor.İSRAİL ORDUSUNUN “FEMİNİST” İMAJIMetin, İsrail ordusunun uzun süredir kadınların askerî varlığını ,feminist bir başarı gibi sunduğunu hatırlatıyor.

İsrail’de kadınlar için askerlik zorunlu ve ordu, kadınların muharip birliklerde artan oranını özellikle öne çıkarıyor.

Kadın savaşçı oranının, son on yılda belirgin biçimde arttığı belirtiliyor.

Ordu, Uluslararası Kadınlar Günü’nde kadın pilotların ve navigatörlerin görüntülerini paylaşarak “her görevi mümkün kılan kadınları kutladığını” söylüyor.KADIN TANK TABURLARI7 Ekim 2023 sonrasında da tamamen kadınlardan oluşan tank mürettebatları, sınır birlikleri ve yeni kadın muharip taburlar İsrail medyasında kahramanlık hikâyesi olarak işlendi.

İsrail sözcüleri ve komutanları, kadınların artık yalnızca destek görevlerinde değil; Gazze, Lübnan, Batı Şeria ve Suriye’de çatışmanın tam ortasında yer aldığını vurguluyor.

Yazıya göre burada kadınların savaşa katılımı, savaşı sorgulamak yerine onu daha meşru ve daha “ahlaki” göstermenin aracına dönüşüyor.EŞİTLİK SÖYLEMİ YIKIMI GÖRÜNMEZ KILIYORMakalenin en önemli argümanlarından biri şu: Kadınların savaşa katılması eşitlik gibi gösteriliyor ama bu eşitliğin siyasi sonucu konuşulmuyor.

Yani kadın pilotların ve kadın askerlerin sistem içindeki yükselişi tartışılırken, o uçakların bombaladığı yerlerde hangi kadınların öldüğü, hangi kız çocuklarının enkaz altında kaldığı, hangi annelerin açlık ve hastalık içinde hayatta kalmaya çalıştığı geri plana itiliyor.Bu nedenle yazı, “militarize edilmiş feminizm” kavramını kullanıyor.

Buradaki feminizm, kadınların özgürleşmesini değil, devlet şiddetinin kadın yüzlü bir vitrinle sunulmasını anlatıyor.

Erkek egemen savaş düzeni ortadan kalkmıyor; yalnızca içine kadınlar da dahil edilerek daha kabul edilebilir hale getiriliyor.GAZZE’DEKİ KADINLARIN GERÇEKLİĞİYazı, İsrail’in kadın özgürlüğü söyleminin en çarpıcı biçimde Gazze’de çöktüğünü savunuyor.

Metne göre Ekim 2023’ten bu yana Gazze’de 33 bin kadın ve kız çocuğu öldürüldü, 75 binden fazlası yaralandı.

Birleşmiş Milletler Kadın ve Kız Çocuklarına Yönelik Şiddet Özel Raportörü Reem Alsalem, bu tabloyu “kadın soykırımı” olarak nitelemişti.

Makalede onun şu görüşüne yer veriliyor: Filistinli kadınlara ve kız çocuklarına yapılanlar savaşın tesadüfi sonucu değil; hem Filistinli, hem kadın olmaları nedeniyle hayatlarının ve bedenlerinin hedef alınmasıdır.BEDENSEL VE TOPLUMSAL AŞAĞILAMAMakale yalnızca bombalarla gelen yıkımı değil, kadın bedeni üzerinden kurulan aşağılamayı da ele alıyor.

İsrail hapishanelerinde tutulan Filistinli kadınların cinsiyete dayalı şiddet ve taciz anlattıkları; bazı kadınların aile bağları nedeniyle işkenceye veya cinsel tehditlere maruz kaldıkları aktarılıyor.

Gözaltındaki Filistinli erkeklerin de sorgulamalarda eşleri ya da kızları üzerinden tecavüz tehdidiyle psikolojik baskıya uğradıkları belirtiliyor.KADIN ASKERİN KONFORU, GAZZELİ KADININ YOKSUNLUĞUMetnin vurucu karşılaştırmalarından biri de burada kuruluyor.

İsrail parlamentosunda kadın askerlerin beden yapılarına uygun üniforma ve koruyucu ekipman kullanabilmesi tartışılırken, Gazze’deki kadınlar en temel hijyen malzemelerine bile ulaşamıyor.

Yazı, hijyenik ped girişinin engellenmesi veya ciddi biçimde kısıtlanması nedeniyle birçok Filistinli kadın ve kız çocuğunun bez ya da bebek bezi parçaları kullanmak zorunda kaldığını aktarıyor.Hamile kadınlar ve yeni doğanlar için durum daha da ağır.

Sağlık sisteminin çökmesi, doğumhanelerin vurulması, yardım ve tıbbi malzemenin engellenmesi, sistematik açlık ve yetersiz beslenme nedeniyle binlerce düşük yaşandığı; annelerin sütlerinin kesilmesi yüzünden bebeklerini beslemekte zorlandıkları anlatılıyor.

Böylece “kadın özgürlüğü” diliyle pazarlanan askerî düzenin karşı tarafında, kadınlığın en temel biyolojik ve toplumsal gerçekliğinin hedef alındığı bir tablo çıkıyor.AYNI MODEL LÜBNAN VE İRAN’A DA TAŞINIYORYazı, Gazze’de görülen bu düzenin başka coğrafyalarda da tekrarlandığını savunuyor.

Lübnan’da yerinden edilen kadınlar, hamileler, emziren anneler ve kız çocukları için hijyen setleri ve güvenli alan ihtiyacı vurgulanıyor.

İran’da ise İsrail’in kadın pilotlarının “gururla” görev yaptığı operasyonların sonucunda ölü sayısının bini aştığı ve bunlar arasında Minab’daki okul saldırısında ölen, büyük bölümü 7-12 yaş arasındaki kız çocuklarının da bulunduğu hatırlatılıyor.Eşitlik dili bombaların altındaki kadınların acısını ortadan kaldırmıyor.

Tam tersine, bu eşitlik dili savaşın yıkıcı sonuçlarını perdelemek için kullanılıyor.Odatv.com

İlgili Sitenin Haberleri