Haber Detayı
Pentagon’un ‘Kutsal Savaşı’
Trump, ikinci kez ABD Başkanı seçildikten üç gün sonra bu köşede “Amerikan Mantıksızlık Çağı’nın zafer çanları çalıyor” uyarısında bulunmuştum.
Trump , ikinci kez ABD Başkanı seçildikten üç gün sonra bu köşede “Amerikan Mantıksızlık Çağı’nın zafer çanları çalıyor” uyarısında bulunmuştum. “Amerikan Mantıksızlık Çağı” , yazar Susan Jacoby ’nin kitabına yaptığım bir atıftı. 5 Kasım 2024’te Trump ile Kamala Harris arasındaki yarışı aylarca ekonomi temelinde değerlendiren medya, seçimi akılcılık ve bilim karşıtlığı olarak yükselen cehalet ve korku temelli Trumpizm açısından yorumlamayı yine ihmal etmişti.
Oysa “Mantıksızlık Çağı” nı canlandıran Trumpizme ikinci kez şans verilmesi, ABD’nin faşizme kayacağı; nefret, kin, paranoya, korku ve yükselen ırkçılık siyasetinin süreceği; yalanın bizzat gerçekmiş gibi sunulduğu hatta yalan söyleyenlerin bile o yalanları görmezden gelip ısrarla savunduğu post-truth döneminin yaşanacağı anlamına geliyordu.
Amerikan emperyalizmiyle el ele veren İsrail Siyonizmi, Suriye ve Gazze’deki katliamlarından sonra, Epstein dosyaları ile ortaya saçılan irinin üzerine şimdi de İran’da operasyona devam ediyor.
DİNCİ FANATİZM ABD’DE KOL GEZİYOR ABD Kongresi’nden onay almadan başlattıkları savaşta bir kız okulunu bombalayıp 168 insanı katlettiler ama İran’ı istedikleri gibi hızla çökertemeyince, özellikle de Amerikan kamuoyunda ve dünyada savaşa karşı sesler yükselmeye başlayınca bu dehşet verici operasyona desteği artırmak için dinci fanatizme sarıldılar.
Beyaz Saray’daki Oval Ofis’te Trump’ın etrafına toplanan bir grup evanjelist pastörün dua seansı düzenlemesi ve dokunarak Trump’ı kutsaması, tüm dünyada çok konuşuldu.
Aslında bu, çok da şaşırtıcı bir görüntü değildi; çünkü Amerika’yı yakından tanıyanlar, Hıristiyan milliyetçiliğinin Amerikan siyasetinin içine nüfuz ettiğini bilir.
Dinci fanatizm, Pentagon’dan Beyaz Saray’a ve Kongre’ye kadar tüm önemli Amerikan kurumlarının içine yerleşmiş durumdadır.
BEYAZ SARAY’DAKİ TARİKAT Trump’la birlikte bu fanatik gruplar, ABD’nin İsrail’e koşulsuz desteğinin yalnızca bir dış politika tercihi değil, aynı zamanda İncil’den gelen bir emir olduğunu, Gazze’deki soykırımdan İran’daki savaşa kadar Ortadoğu’daki tüm bombalamaların bu emrin sonucu olduğunu savunmaya başladı.
Amerikan Kongresi’nin Sözcüsü Mike Johnson , İslam dinini kastederek, “Biz, onların sapkın dininde büyük şeytanız” dedi. “Bu ülkenin Hıristiyan bir ülke olmasını ve bu dünyanın da Hıristiyan bir dünya olmasını isterim” diyen Savunma Bakanı Pete Hegseth ’in Hıristiyan milliyetçiliğini benimsediği, Pentagon’u bir tür kiliseye çevirdiği, çalışma saatlerinde dua ayinleri düzenlediği biliniyor.
Amerika’nın İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee , “İsrail, Tanrı’nın İbrahim aracılığıyla seçtiği bir halka verdiği topraktır.
İncil, İsrail’e Nil’den Fırat’a kadar uzanan topraklar üzerinde hak tanır.
Hepsini alsalar da sorun olmazdı” diyen biri.
Trump’ın kişisel manevi danışmanı ve Beyaz Saray İnanç Ofisi’ni yöneten Paula White , “Trump’a hayır demek, Tanrı’ya hayır demektir” iddiasında bulunan bir İsrail yandaşı.
LAİKLİĞİN ÖNEMİ!
Geçen hafta İngiliz gazetesi The Guardian’da yer alan bir habere göre, ABD askerlerine İran’a karşı savaşın “Tanrı’nın ilahi planının bir parçası” olduğu söylendi.
Amerika’da faaliyet gösteren Askeri Din Özgürlüğü Vakfı (MRFF), deniz piyadeleri, hava kuvvetleri ve uzay kuvvetleri de dahil olmak üzere silahlı kuvvetlerin tüm kollarından 200’den fazla askeri personelden şikâyet aldığını açıkladı.
Amerika’da Trump’ın “İsa tarafından Armageddon’un işaret ateşini yakmak için meshedildiğine” inananlar az değil.
Bu inancı yayıp destekleyen çok sayıda medya figürü, Trump’ın İran’daki savaşını “Tanrı’dan gelen bir kehanet” olarak kutluyor.
Dünyayı bir cehenneme çeviren Mantıksızlık Çağı, dinci/milliyetçi fanatizmi bir kez daha araç olarak kullanıyor.
Laikliğin tüm dünya için ne kadar hayati olduğu yine ve yeniden ortaya çıkıyor!