Haber Detayı

Kaybederek kazanmak
Yazarlar cumhuriyet.com.tr
11/03/2026 04:00 (3 saat önce)

Kaybederek kazanmak

Trump, ABD savunma sanayi devlerini toplayıp silah ve mühimmat üretimini artırmalarını istemiş.

Trump , ABD savunma sanayi devlerini toplayıp silah ve mühimmat üretimini artırmalarını istemiş.

Yani, “İran’da savaşı kazanamayacağız ama siz çok para kazanacaksınız!” demiş.

Vietnam’dan İran’a ABD politikası budur.

BİR AMERİKAN KLASİĞİ ABD, devletlerin ve/veya yöneticilerinin, ABD için güvenlik riski olduğu bahanesini kullanarak saldırdığı ve milyarlarca dolar, binlerce asker kaybettiği Vietnam, Irak, Libya, Afganistan ve Suriye’den, geride bölünmüş, yıkılmış, halkı göçe zorlanmış ülkeler bırakarak çıktı ama ABD savunma sanayisi, kaybedilen her savaştan hep kazandı.

DÜŞMAN YARATMAK ABD, iktidara gelmesine destek olduğu Humeyni rejimini düşman ilan edip nükleer silah ve ABD’yi vurabilecek, uzun menzilli füze yapacağı bahanesiyle İran’a saldırdı. 1990’lı yılların başında İsrail’de bana verilen çok özel brifingde de aynı iddialar tekrarlanmıştı!

Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Anlaşması’na taraf, Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı’nın denetimine tabi İran’ın nükleer programını denetim altına almak için İngiltere, Fransa, Çin, Rusya, Almanya ve ABD arasında bir anlaşma imzalanmıştı (2010).

Bu anlaşmadan çekilen Trump’ın, Ortadoğu barış sürecini bitiren ve ABD’yi İran’a saldırtmaya yemin etmiş Netanyahu ’nun peşine takılması da normaldir.

Trump’ın Ortadoğu’ya bakışını, Gazze Barış Kurulu bile fazlasıyla anlatır.

İSRAİL İSTİKRARSIZLIK NEDENİDİR ABD’nin Lübnan, Irak, Suriye ve İran’a saldırmasının, Türkiye’de PKK terör örgütünü desteklemesinin bir gerekçesi de İsrail’in güvenliğinin sağlanmasıdır.

İsrail’in güvenliğine en büyük tehdit, İspanya’dan, Orta Avrupa’dan, Rusya’dan gelen Yahudi’lere, İngiltere ve ABD’nin Ortadoğu’da kurduğu İsrail devletinin izlediği yayılmacı, saldırgan politika nedeniyle, İsrail’in kendisidir.

İRAN DENGE UNSURUDUR Rejiminin savunulacak yanı olmayan İran, saldıran taraf değil.

Gazze’de bir lokma yiyecek için kuyrukta bekleyen çocukları hedef alan, hastane, mülteci kampı vuran İsrail ve müzakereler sürerken İran lider kadrosunu öldüren, kız okulunu vuran ABD ise saldıran ve sürekli olarak savaş suçu işleyen devletlerdir.

İran, Türkiye ve Mısır’la birlikte, hele İsrail kurulduktan sonra, bölgede bir denge unsurudur.

Bu denge, özellikle Sünni Arap ülkeleri için önemlidir.

Son günlerde İran’a atfedilen ancak İsrail ve ABD tarafından yapıldığı anlaşılan Suudi Arabistan ve Körfez ülkelerine, Azerbaycan’a, GKRY’ye yönelik saldırılar, İran ve Türkiye etkisizleştirildiğinde Ortadoğu’nun nasıl bir yayılmacı, emperyalist tehditle karşı karşıya kalabileceğinin göstergesidir.

TÜRKİYE NEDEN SIRADA?

Mossad-CIA operasyonlarıyla Körfez ülkelerinde, Türkiye’de, Azerbaycan’da düşman olarak gösterilen İran, dağıtılması gereken bir ülkedir.

Bunu Trump söylemektedir.

Amaç Ortadoğu’yu ABD ve İsrail planları çerçevesinde yeniden şekillendirmektir.

Bunun için İran’dan sonra Türkiye de dağıtılmalıdır.

Nitekim bir süredir, İran’dan sonra sıranın Türkiye’de olduğu, başta ABD ve İsrail basınında, Türkiye’nin neredeyse yarısına yakınını Büyük Kürdistan’ın bir parçası olarak gösteren Sevr haritalarıyla anlatılmaktadır.

TÜRKİYE’Yİ BEKLEYEN TEHLİKE Uzayacağı görülen savaşın sıkıntıya sokacağı ABD ve İsrail’in, savaştan galip çıkabilmek için her yolu deneyecekleri anlaşılıyor.

Savaşın Türkiye’ye ekonomik maliyeti bir yana, ABD’nin Güney Kıbrıs’a (GKRY) yerleşmesi; Yunanistan’ın savaşı fırsat bilip GKRY’ye uçak ve savaş gemisi göndermesi; GKRY’nin NATO üyeliğinin yine gündeme gelmesi; “Doğu Akdeniz’deki NATO unsurları (!) tarafından tespit edilip düşürülen İran (!) balistik mühimmatı!” ve bu konunun sorulduğu ABD bakanının “bu saldırı NATO Antlaşması’nın 5. maddesini işletmeyi gerektirmez” sözleri, tehlikeyi açıkça gösteriyor.

Bu güvenlik tehditlerine, Irak, Suriye ve İran’daki ayrılıkçı Kürt hareketinin, Türkiye’yi de içine alacak biçimde devreye sokulması güçlü olasılığı da eklenmelidir.

Türkiye, İran savaşı nedeniyle artan güvenlik tehditleri ile karşı karşıyadır.

Bu tehditler İran’dan değil müttefiklerimizin ve NATO’nun yaklaşımından, tutumundan kaynaklanmaktadır.

Öte yandan İran, laiklikten, demokrasiden uzak, bağnaz, din temelli devlet yönetiminin bir ülkeyi nasıl zayıflattığının ve tehditlere, saldırılara açık hale getirdiğinin en çarpıcı örneğidir.

Türkiye savaşın dışında kalmalı, İran’ın dağıtılmasına karşı çıkmalıdır.

Türkiye’nin bir an önce, seçim yoluyla, antiemperyalist, laik, demokratik, sosyal hukuk devleti niteliklerine dönmesi, tehditlerle başa çıkmanın ilk koşuludur.

İlgili Sitenin Haberleri