Haber Detayı
Türklerin kriz anındaki 10 klasik davranışı
Kriz dediğimiz şey; deprem olur, elektrik kesilir, bir haber çıkar… Ama Türk toplumunun kriz karşısındaki davranışları neredeyse evrensel bir refleks gibidir. Yıllardır değişmez. İşte kriz anlarında Türkler'in klasikleşmiş davranışları: 'Bir şey olmaz ya' okulu: Kriz ne kadar büyük olursa olsun ilk…
Kriz dediğimiz şey; deprem olur, elektrik kesilir, bir haber çıkar...
Ama Türk toplumunun kriz karşısındaki davranışları neredeyse evrensel bir refleks gibidir.
Yıllardır değişmez.
İşte kriz anlarında Türkler'in klasikleşmiş davranışları: 'Bir şey olmaz ya' okulu: Kriz ne kadar büyük olursa olsun ilk çıkan yorum budur.
Birileri panik yaparken mutlaka biri sakin bir sesle şöyle der: 'Abartmayın ya, bir şey olmaz.' Bu kişi genelde olayın büyüklüğünü anlamamıştır ama moral vermek için konuşur.
Bazen gerçekten işe yarar, bazen de herkesin sinirini bozar.
Anında uzman üreten toplum: Türkiye'de kriz demek aynı zamanda yeni uzmanların doğması demektir.
Normalde oto yıkamacı olan bir arkadaşınız bir anda şöyle konuşabilir: 'Jeopolitik olarak bakarsak bu olayın arkasında büyük bir denge politikası var.' Kimse nereden öğrendiğini sormaz.
Çünkü kriz anında herkes biraz uzman olur.
WhatsApp üniversitesi açılır: Kriz haberleri resmi kanallardan gelmeden önce genelde WhatsApp gruplarında yayılır.
Mesajların başlangıcı çoğu zaman aynıdır: 'Arkadaşlar bu bilgi çok gizli ama...' Mesajın sonunda ise şu yazı olur: 'Bir arkadaşımın dayısı devlet dairesinde çalışıyor.' Bu noktada herkes mesajı ciddiye alır ama kimse kaynağı tam olarak bilmez.
Çay kriz yönetim sistemi: Türkler için çay sadece içecek değildir; aynı zamanda kriz yönetim aracıdır.
Bir sorun çıktığında hemen şu cümle kurulur: 'Gel bir çay içelim, konuşuruz.' Çay içildikten sonra problem çözülmese bile herkesin morali biraz düzelir.
Çünkü Türkiye'de çay içilen ortamda tartışmalar bile daha yumuşak olur.
Komplo teorisi bölümü: Kriz ortaya çıktığında komplo teorileri de ortaya çıkar.
Bir süre sonra mutlaka şu cümle duyulur: 'Bu işte kesin dış güçler var.' Bu teori bazen kahvehanelerde, bazen sosyal medyada, bazen de aile sofralarında detaylandırılır.
Olayın boyutu büyüdükçe teoriler de büyür. 'Ben demiştim' ekibi: Kriz çıktıktan sonra ortaya çıkan özel bir grup vardır.
Bu kişiler gururla şöyle der: 'Ben bunu aylar önce söylemiştim.' Kimse o konuşmayı hatırlamaz ama kişi çok emin görünür.
Kahvehane strateji kurulu: Kahvehaneler kriz zamanlarında adeta gayriresmi düşünce kuruluşu haline gelir.
Masada dört kişi oturur ve dünya meselelerini tartışır.
Biri harita çizer, biri askerliğini anlatır, biri siyasi yorum yapar.
Toplantının sonunda genelde şu sonuç çıkar: 'Bana bıraksalar iki günde çözerim.' Mizah makinesi çalışmaya başlar: Türkler'in kriz karşısındaki en güçlü savunması mizahtır.
Olay daha yeni olmuşken bile sosyal medyada espriler başlar.
Mizah bazen insanların stresini azaltır, bazen de olayın absürtlüğünü ortaya çıkarır.
Hayat devam eder: En ilginç taraf ise şudur: Ne olursa olsun günlük hayat bir şekilde devam eder.
Kriz konuşulurken bile biri mutlaka şöyle der: 'Tamam da akşam ne yiyelim?' Ve hayat kaldığı yerden devam eder.