Haber Detayı

Kıbrıs fırsatçılığı
Yazarlar hurriyet.com.tr
11/03/2026 05:58 (3 saat önce)

Kıbrıs fırsatçılığı

Tarih, Ortadoğu’daki küçük kıvılcımların çatışmaya, çatışmaların bölgesel savaşlara döndüğü örneklerle dolu.

ABD ve İsrail’in bölgede İran’a açtığı savaş bu bakımdan bizi çok daha fazla ilgilendiriyor.Çünkü böyle zamanlarda eski meseleler tozlu raflardan iner hatta savaşın kıvılcımlarıyla yeniden alev alabilir.Son günlerde Kıbrıs’ın etrafında dönen olaylar da akıllara bu durumu getiriyor.Kıbrıs, Britanya sömürge döneminin böl ve yönet politikasından günümüze kalan dünya çapındaki sorunlarından biri.Aynı politikanın kötü mirasını bugün Filistin’de, Pakistan-Hindistan çatışmasında, Nijerya’da, Falkland’da ve daha birçok yerde görmek mümkün.Britanya, 1960’ta Kıbrıs’ı terk ederken adada Dikelya ve Ağrotur üslerini tutmaya devam etti.

Üs dediğime bakmayın, bu iki askeri bölge büyüklük olarak adanın yüzde 3’ünü kapsıyor.

Bugün halen Birleşik Krallık toprağı olarak kabul ediliyor.İngiltere’nin ABD’ye üslerini kullanma hakkı verdiğini açıkladığı saatlerde İran tarafından Ağrotur’a bir dron saldırısı oldu.Saldırıda yaralanan olmadı, İngiliz Savunma Bakanlığı üste küçük bir hasar meydana geldiğini açıkladı.Ancak o andan itibaren Rum kesimi dikkat çekici şekilde bu olayı mevcut politikalarına tahvil etmek istedi.İngiliz hükümetini kendilerini koruması için önlem almaya davet ettiler.

Üsleri ziyaret eden İngiliz Savunma Bakanı John Healey’e bu konuda sitem ettiler.Avrupa’yı da “desteğe” çağırdılar.Fransa Cumhurbaşkanı Macron - Güney Kıbrıs Rum Yönetimi Lideri Hristodulidis - Yunanistan Başbakanı Miçotakisİngiliz hükümeti adadaki üslere F-35 ve Eurofighter (Typhoon) jetlerini konuşlandırırken iki savaş gemisi de Kıbrıs’a gitmek üzere hazırlıklarına başladı.Bu sırada böyle ortamları çok seven Fransa Cumhurbaşkanı Macron da soluğu Kıbrıs’ta aldı.Burada yaptığı konuşmada “Kıbrıs’ın savunması, ülkeniz, komşunuz, ortağınız ve dostunuz Yunanistan için olduğu kadar Fransa ve dolayısıyla Avrupa Birliği için de son derece önemli bir konudur” dedi.Tabii adanın yarısını oluşturan Türklerden hiç bahsetmedi.

Çok şaşırtıcı değil.Avrupa Birliği, tarihindeki en yanlış kararlarından birini Annan Planı’na “hayır” demesine rağmen Rum kesimini tek taraflı olarak üye yapıp Kıbrıs Türklerini dışarıda bıraktığında almıştı.

Bugün İran’ın dron saldırısı bile söz konusu olduğunda Kıbrıs’a yönelik bu miyopluğun düzelmeyeceği anlaşılıyor.Türkiye’nin KKTC’ye 6 adet F-16 ve hava savunma sistemi konuşlandırması bu çerçevede de okunmalı.Kıbrıs’ta durumdan vazife çıkaranlara, bulanık suda balık avlamaya çalışanlara adadaki Türklerin yalnız olmadığına dair bir mesaj bu.Ancak fotoğrafa daha uzaktan bakınca karşımızdaki manzara biraz ürkütücü.ABD ve İsrail’in İran’a başlattığı saldırı eğer Trump’ın dediği kadar kısa sürede bitmezse Ortadoğu’nun sönümlenen ama çözülemeyen onlarca sorunu tekrar sahaya inebilir.Kıbrıs’a demirleyen İngiliz zırhlısı ve savaş uçağı.BATI’NIN GÖZÜNDEKİ MÜCTEBAAli Hamaney’in öldürülmesinin ardından İran’ın yeni ruhani lideri seçilen Mücteba Hamaney hakkında Batı basınındaki yazılara baktığımda ortaya şöyle bir profil çıkıyor:1- Kısa yoldan “ruhani”: Hem Humeyni hem Ali Hamaney “Ayetullah” iken Mücteba “Hüccet’ül-İslam” (orta düzey bir alim).

Bu durum, dini otoritesinin sorgulanmasına neden olabilir.2- Perde arkasındaki güç: Yıllarca babasının ofisinde “bekçilik” yaptı.

Babasına kimlerin ulaşacağını ve hangi bilgilerin gideceğini kontrol ederek fiili bir güç odağı haline geldi.3- Derin devlet yanında: Devrim Muhafızları ve Besic milisleri üzerinde çok güçlü bir nüfuza sahip. 2009’dan itibaren Besic’in yönetiminde ve istihbarat birimlerinin personel atamalarında kilit rol oynuyor.4- Ultra muhafazakâr çizgi: Siyasi olarak Paydari gibi en sertlik yanlısı gruplarla ilişkili.

Batı ile müzakereye karşı çıkan, çatışmacı ve köktendinci bir ideolojiye sahip.5- Nükleer silah yanlısı: Nükleer silah sahibi olma konusunda babasından daha istekli ve bu yöndeki dini engellerin (fetvaların) esnetilmesi için baskı yapıyor.6- Kamusal sessizlik: Onlarca yıl boyunca neredeyse hiç halka açık konuşma yapmadı, medyadan uzak durdu.

Gücünü hitabetle değil, bürokratik ve askeri ağlar üzerinden yönetti.7- Ekonomik kontrol: İran’daki dini vakıflar ve yarı-devlet holdingleri üzerinde kayıt dışı bir denetime sahip olduğu, rejimin finansal ağlarını kontrol ettiği söyleniyor.STARMER’IN HUGH GRANT ÇIKIŞIGeçen hafta İngiltere bile Trump’la aynı sayfada değil demiştim.

İran’daki saldırının başında “uluslararası hukuku” gerekçe göstererek destek vermeyen Starmer, Trump’ı kızdırdı.İngiltere birkaç gün sonra üslerinin ABD tarafından “savunma amaçlı” kullanılmasına izin verdi.

Buna rağmen Trump, “Kazandığımız savaşa destek vermesen de olur.

Yaptığını unutmayacağız” dedi. (Fakat bir yandan da Amerikan B-52 uçaklarının İngiltere Fairford’a konuşlandığı ortaya çıktı)Starmer ise Meclis’te “Irak savaşında hata yaptık, aynı hatayı tekrarlamayalım” diyerek kendini savundu.İngiltere’nin Irak savaşı sırasındaki Başbakanı Tony Blair de Starmer’ı eleştirip “En başından itibaren müttefikimizi desteklemeliydik” dedi.İngiltere Başbakanı Starmerİlginçtir, Starmer ortada kalmış görünse de Trump’a biraz kafa tutunca bir anda anketlerde 7 puanlık bir sıçrama yaptı.

İngiliz basını bunu 2003 yapımı Aşk Her Yerde (Love Actually) filmine benzetti.

Filmde İngiliz Başbakanı rolündeki Hugh Grant, zorba bir Amerikan Başkanı’na kameralar önünde kafa tutarak popülaritesini artırıyor.Ancak film bir romantik komedi olduğu için Hugh Grant’ın şapşallığı dışında siyasi olarak bir yere varmıyor.

Korkarım ki Starmer’ın çıkışının nihai sonucu da benzer şekilde olacak.Aşk Her Yerde filminde İngiliz Başbakanı rolündeki Hugh GrantESKİMEYEN ŞARKIAjda Pekkan “Petrol” şarkısıyla İran Devrimi’nden bir yıl sonra 1980’de Eurovision’a katılmış.Dönemin enerji krizi içinde Ortadoğu’nun durumunu anlatan bu enteresan eser ancak 15’inci olabilmiş.Aradan geçen zamanda fosil yakıtların ne dünyada ne de piyasalarda geleceği kaldığı düşünülüyordu.

Artık yarı iletkenlerin, kriptoların, yapay zekâların dünyasındaydık.Gelgelelim Trump’ın tek hamlesiyle 46 yıl sonra eski oyuna geri döndük.Trump, Jimmy Carter’ın 1980’de yaptığı hatayı aynen tekrarladı.Petrolün varili 120 dolara yükselince şimdi “Savaş yakında bitebilir” diyerek köprüden önce son çıkışı arıyor.Carter döneminin koşulları bizim “Petrol” şarkısına ilham verdi.Jüri değerini bilmese de zaman Eurovision’u değil, Ajda Pekkan’ın Ortadoğu vizyonunu haklı çıkarttı.

İlgili Sitenin Haberleri

TACO Yazarlar hurriyet.com.tr
3 saat önce

TACO