Haber Detayı

ABD-İsrail'in saldırıları ve İran misillemelerinin Körfez güvenliğine yansımaları
Güncel haberler.com
11/03/2026 11:39 (1 saat önce)

ABD-İsrail'in saldırıları ve İran misillemelerinin Körfez güvenliğine yansımaları

Ankara Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Dr. Öğretim Üyesi Betül Doğan Akkaş, ABD ve İsrail'in İran'a yönelik saldırılarının ardından İran'ın Körfez ülkelerine yönelen saldırılarının ne anlama geldiğini AA Analiz için kaleme aldı.

Ankara Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Dr.

Öğretim Üyesi Betül Doğan Akkaş, ABD ve İsrail'in İran'a yönelik saldırılarının ardından İran'ın Körfez ülkelerine yönelen saldırılarının ne anlama geldiğini AA Analiz için kaleme aldı.***ABD-İsrail ve İran arasında 28 Şubat'ta başlayan savaş sonrası Tahran, Körfez ülkelerini hedef almaya başladı.

Körfez'in güvenliği artırmaya yönelik en temel adımı olan ABD üslerine sahip olmak, daha fazla güvensizlik üreten bir güvenlik paradoksu haline geldi.

Körfez'in söylemi "bu bizim savaşımız değil" ve "bu savaşı biz seçmedik" ekseninde olsa da ABD'nin İran'la savaşı, monarşilerin güvensizliklerinin bölgesel politikada nasıl araçsallaştırıldığını gösterdi.Diğer bir deyişle İran, ABD'nin işbirliği içinde olduğu Körfez Arap Ülkeleri İşbirliği Konseyi (KİK) ülkelerinin bu savaştaki maliyetini artırarak, Washington'a dolaylı bir zarar veriyor.

ABD de koruması altındaki KİK ülkelerinin jeopolitik konumlarının asıl güvenlik zafiyeti doğuran unsur olduğunu ve bu süreçte saldırgan tavrını durdurmadığı sürece Körfez'in istikrara kavuşamayacağını gösteriyor.

İran, kendi güvenliğinin KİK güvenliğine bağlı olduğunu ve bu bağlamda "Şii jeopolitiğinin" önemini çok kıvrak bir şekilde gösterdi.Sürecin siyasi analizine ek olarak geçen sürede saldırıların operasyonel akışını ve hedefleri tanımlamak öncelikli önem arz ediyor.Saldırıların operasyonel akışı ve hedefleriSon bir hafta içinde İran'ın Körfez ülkelerine yönelik saldırılarının ölçeği oldukça yüksek seviyelere ulaştı.

Operasyonel akışa dair ilk not olarak belirtmek gerekir ki İran 7 gün içinde Körfez ülkelerine 2 bin 519'dan fazla füze ve dron saldırısı gerçekleştirdi. [1] Buna karşılık İran'ın İsrail'e karşı yürüttüğü 12 günlük savaşta yaklaşık 1500 saldırı gerçekleşmişti.İkinci olarak, 28 Şubat'tan bu yana İran'ın saldırı stratejilerinde belli değişiklikler oldu.

Tahran başlangıçta daha fazla balistik füze kullanırken, zamanla balistik füze kullanımını azalttı ve dron saldırılarını yoğunlaştırdı.Üçüncü olarak, İran'ın temel iddiası Körfez topraklarındaki ABD askeri üslerini hedef almak olsa da saldırıların sivil altyapı ve enerji tesislerini de etkilediği görülüyor.Örneğin Suudi Arabistan'da saldırıların yüzde 40'ı Prens Sultan Hava Üssü ve çevresine yapılırken, yüzde 33'ü enerji tesislerine, yüzde 10'u Riyad'ı da içine alacak şekilde diplomatik bölgelere ve yüzde 16'sı diğer hedeflere yoğunlaşmış durumda. [2] Bu operasyonel akışı, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Kuveyt, Bahreyn ve Katar'da da görüyoruz.

Bu nedenle İran'ın en temel üç hedefini ekonomik maliyeti de yüksek olan, askeri üsler, havalimanları ve enerji altyapısını da içine alacak şekilde sivil alanlar ve ABD büyükelçilikleri olarak sıralayabiliriz.Dördüncü olarak, her ne kadar Körfez ülkeleri çok yoğun saldırı dalgasını büyük ölçüde durdurmayı başarsa da saldırılar yalnızca askeri değil aynı zamanda ekonomik baskı oluşturma amacı taşıyor.

Bu durum, Körfez'in bölgenin çatışmalarından uzak ve tamamen güvenli siyasi yapısına ciddi zarar verdi.

Ayrıca saldırıların büyük bölümünün gece saatlerinde gerçekleşmesi, operasyonların hava savunma sistemlerini zorlayacak şekilde planlandığına işaret ediyor.IISS'in raporuna göre, Körfez ülkelerinde saldırıları engelleme oranları ülkeden ülkeye değişiyor.

Örneğin BAE, balistik füzeler ve insansız hava araçlarına (İHA) karşı yaklaşık yüzde 93'lük bir önleme oranı bildirdi. [3] Ayrıca ülke topraklarına fırlatılan 8 seyir füzesinin tamamını da engellemeyi başardı.Katar'ın genel önleme oranı ise yüzde 89 fakat özellikle füze saldırılarını engellemede yüzde 97 gibi oldukça yüksek bir başarı göstermiş durumdalar.

Ancak İHA'lara karşı önleme oranı yüzde 72 ile görece daha düşük.

Bunun yanı sıra Katar, İran'a ait iki adet Su-24 savaş uçağını da etkisiz hale getirdiğini açıkladı.Bahreyn'in performansı ise BAE ve Katar'ın biraz gerisinde kalsa da Manama'nın İran'a coğrafi yakınlığı ve oldukça küçük toprak alanı bu noktada not edilmeli.

Buna rağmen, ülkenin saldırıları genel önleme oranı yüzde 76, füzelere karşı yüzde 86 iken, İHA'lara karşı yüzde 71 seviyesinde.

Kuveyt, Umman ve Suudi Arabistan için yeterli veri bulunmadığından önleme oranlarına ilişkin net bilgiler mevcut değil.Körfez güvenliğinde kalıcı ve yüksek maliyetGelinen noktada, taraflardan gelen karmaşık mesajlar ve devam eden çok boyutlu saldırılar Körfez güvenliğinde kalıcı ve yüksek maliyetli sonuçlar doğuracak gibi duruyor.

Örneğin, ABD'nin İran'ın Keşm Adası'ndaki su arıtma tesisini vurması üzerine, yeni hedef Körfez ülkelerindeki su arıtma tesisleri olabilir. [4-5] İkinci kritik örnek, Hürmüz Boğazı'nın kapanması ve enerji tesislerinin vurulmasıyla Körfez'in en temel dış politika ve ekonomi unsurlarının temelden zarar görmüş olmasıdır.

İran, Hürmüz Boğazı üzerindeki hakimiyetini belli deniz unsurlarını hedef alıp diğerlerini almayarak gösteriyor ve lojistik anlamda ciddi bir güvensizlik oluşturuyor.

Uzun süreli enerji transferi anlaşmaları ile ekonomik refahını garantileyen KİK ülkeleri için bu ciddi bir siyasal ekonomik problemi temsil ediyor.Üçüncü örnek, İran'ın içinde bulunduğu geçiş sürecinden dolayı, Tahran'dan gelen siyasi mesajların karmaşık ve birbiriyle çatışan formda olmasıdır.

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan'ın komşu ülkelerden özür dileyerek saldırıları durduracağını açıklamasının ardından, rejimin askeri kanatlarından Devrim Muhafızları Ordusu'ndan bölgede bulunan ABD üslerinin hala hedef alınabileceği uyarısı geldi.

Ardından İran Parlamentosu, bölgede ABD üslerine ev sahipliği yapan ülkelerin barış içinde olmayacağını belirtti.

Bu bölünmüş ve çelişen ifadeler çatışmayı yeniden zor bir denkleme sokabilir.

İran bir yandan Körfez ülkelerini, kendi topraklarındaki ABD üslerinin İran'a karşı kullanılmasına izin vermemeleri konusunda teşvik etme çabasında iken bir yandan da belki füze kapasitesi zayıfladığı için belki de bir diyalog zemini açmak için tavır değiştiriyor ama bu iç politikada bütün aktörler tarafından kabul edilmiyor.Sonuç olarak, İran'daki belirsiz ve parçalı siyasi süreç, Körfez'in yüksek maliyetli ve kalıcı saldırılara maruz kalması ve ABD'nin Şii jeopolitiğini göz ardı ederek saldırılarını sürdürmesi, önümüzdeki dönemde hem bölgesel tansiyonu yükselten hem de ekonomik riskleri artıran temel dinamikler olarak öne çıkabilir.[1] https://x.com/ibrahimjalalye/status/2030299135614632345's=46[2] https://x.com/ibrahimjalalye/status/2030299135614632345's=46[3] https://www.iiss.org/online-analysis/data-visualisation/cumulative-confirmed-missile-uav-and-fighter-jet-interceptions-by-the-gcc-states/,[4] https://www.sabah.com.tr/dunya/iran-disisleri-bakani-arakciden-abdnin-deniz-suyu-aritma-tesisi-saldirisina-tepki-7538562[5] https://x.com/hamidrezaaz/status/2030426863143673971's=46[Dr.

Betül Doğan Akkaş, Ankara Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesidir.]Makalelerdeki fikirler yazarına aittir ve Anadolu Ajansının editoryal politikasını yansıtmayabilir.

İlgili Sitenin Haberleri