Haber Detayı

Sessizce yıkılan ülke: Lübnan'ın çığlığı... 100 bin kişi yollara düştü...
Dünya odatv.com
11/03/2026 14:08 (1 saat önce)

Sessizce yıkılan ülke: Lübnan'ın çığlığı... 100 bin kişi yollara düştü...

28 Şubat'tan bu yana Lübnan, bölgedeki gerilimlerin gölgesinde feda edilen bir kare gibi. Binlerce sivil evsiz kaldı, antik miraslar yok oldu. Hizbullah-Lübnan ilişkisi ise bir "devlet içinde devlet" klişesinden öte ülkenin savunmasını sağlayan kader birliği olarak öne çıkmaya başladı.

Dünya günlerdir nefesini tutmuş, 28 Şubat'ta fitili ateşlenen o büyük "hesaplaşmayı" izliyor.

Gazete manşetleri, televizyonların son dakika bantları hep aynı kelimelerle yankılanıyor: İsrail, ABD, İran...

Stratejik hamleler, nükleer tesis tartışmaları ve siber savaş senaryoları arasında, devasa bir jeopolitik satranç maçını izler gibiyiz...Ancak bu büyük gürültünün arasında, hemen yanı başımızda yükselen feryatları duymakta zorlanıyoruz.

Küresel güçlerin hamlelerini analiz ederken, o hamlelerin altında ezilen insan ruhunu ve kadim bir coğrafyanın yok oluşunu gözden kaçırıyoruz.RAKAMLARIN SOĞUK YÜZÜ VE SICAK GÖZYAŞLARISadece dün akşamdan bir kesit alalım.

Bizler Tahran'daki patlamaların piyasa etkilerini konuşurken, İsrail Hava Kuvvetleri, Lübnan'ın üzerine ateş yağdırdı.

Bilanço? 30 ölü, 31 yaralı.

Zelaya'dan Hoş'a, Kana'dan Şehabiye'ye kadar koca bir coğrafya alevler içinde.Bu rakamlar ajans bültenlerinde birer istatistik gibi durabilir; ancak o enkazların altında kalanlar sadece askeri hedefler değil.

Coya Belediye Başkanı Fevzi Fevvaz gibi halkına hizmet etmeye çalışan sivil idareciler, evini ve çocuklarını korumaya çalışan anne ve babalar...Lübnan'da durum artık bir "sınır çatışması" eşiğini çoktan aştı.

Son 24 saatte 100 binden fazla insan evini terk etti.

Barınma merkezleri doldu taştı; insanlar sokaklarda, araçlarında sabahlıyor. 2 Mart'tan bu yana ölü sayısı maalesef 500'ü geçmiş durumda.TARİH BOMBALANIRKEN İZLEMEKDaha da acısı, sadece bugünümüz değil, geçmişimiz de hedefte.

Sur (Tyre) kentindeki antik hipodromun çevresine düşen bombalar, bölgenin kadim hafızasını, UNESCO miraslarını ve insanlığın ortak geçmişini siliyor.

Dünya, İran ile yaşanacak o "Büyük Savaş"ın korkusuyla o kadar meşgul ki, Lübnan'ın bir devlet olarak çöküşünü canlı yayında izliyor ama görmüyor.Lübnan bugün, küresel güçlerin oyun alanında "feda edilen kare" muamelesi görüyor.

Tahran'daki bir siber saldırı dünya borsalarını sarsarken, Lübnan üzerine yağan fosfor bombası iddiaları gazete sayfalarının alt köşelerinde kaybolup gidiyor.HİZBULLAH: DEVLET İÇİNDE DEVLET Mİ, YOKSA BİR KADER BİRLİĞİ Mİ?Lübnan üzerine yapılan tartışmalarda en çok duyduğumuz kavram: "Devlet içinde devlet"Ancak sahadaki gerçek, bu klişeden çok daha karmaşık ve derin.

Palestine Chronicle'ın da vurguladığı gibi; Hizbullah ve Lübnan Devleti arasındaki ilişki bir rekabetten ziyade, ulusal bir zorunluluktan doğan kader birliği.

Bu ilişkiyi Palestine Chronicle üç temel sütunda anlatıyor:Zayıflığı Güce Dönüştüren Simbiyoz: Lübnan Devleti, kısıtlı askeri imkânları nedeniyle egemenliğini korumakta zorlanıyor.

Direniş (Hizbullah), devletin dolduramadığı bu savunma boşluğunu halkın iradesiyle kapatıyor.

Yani bir alternatif değil, kırılgan egemenliğin çelik zırhı görevini görüyor.Meşruiyetin Çifte Yüzü: Resmi ordu ile halkın direnişi, Lübnan’ın İsrail tehdidine karşı sunduğu yegâne gerçekçi savunma doktrini olan "Ordu-Halk-Direniş" üçlemesini oluşturuyor.

Biri olmadan diğerinin ayakta kalması neredeyse imkânsız.Bağımsızlığın Teminatı: Savunma kabiliyeti olmayan bir devletin tam bağımsızlığı sadece kâğıt üzerinde kalır.

Direniş, bu bağımsızlığın fiziki teminatı olarak konumlanıyor.Sonuç olarak; Lübnan ve Hizbullah ilişkisini birbirini kemiren iki yapı olarak görmek stratejik bir yanılgıdır.

Karşımızda, dış tehditlere karşı birbirini besleyen tekil bir savunma organizması var.Orçun AkOdatv.com

İlgili Sitenin Haberleri