Haber Detayı
Eğitimde tartışılan başarı
Üniversite öğrencilerinin büyük bölümünün ‘sıfır çekmesi’nin temelinde ne var? Eğer liselerin 4 yıla çıkarılma gerekçeleri doğruysa aşağı yukarı bir yıldır kamuoyunda tartışılan liseler neden tekrar 3 yıla indiriliyor? Zorunlu eğitim çağındaki öğrencilerin ne kadarı örgün eğitim dışındadır?
Liselerin 4 yıl olduğu günümüzde üniversitelerin bazı bölümlerinin de 3 yıla indirileceğinin açıklanmasının yanında, üniversitelerdeki başarı durumunun tartışıldığını da görmekteyiz.
Bu durumla ilgili basında üniversite öğrencilerinin büyük bölümünün ‘sıfır çektiğine’ ilişkin haber ve yorumlar, eğitimde var olan bir soruna, yaraya parmak basmıştır.
Bu konuda ortada çıkan tabloyu değerlendirmek için o tabloyu oluşturan nedenleri irdelemekte yarar var.
Öncelikle yüksek öğretime hazırlık aşamasına dönen lise eğitiminin nitelik yönünden masaya yatırılması gerekir.
LİSELER Lise eğitimi 2005-2006 Eğitim –Öğretim yılından itibaren 7 Haziran 2005 tarih ve 184 sayılı Talim ve Terbiye Kurulu kararıyla kademeli olarak 4 yıla çıkarıldı.
Ancak bu değişiklik o dönemde eğitimin paydaşları tarafından konuşularak yapılmadı.
Bunun gerekçesi neydi?
Bu gerekçe aradan geçen zaman aralığında ortadan kaldırıldı mı?
Eğer liselerin 4 yıla çıkarılma gerekçeleri doğruysa aşağı yukarı bir yıldır kamuoyunda tartışılan liselerin tekrar 3 yıla indirileceği tartışmalarının gerekçesi nereden kaynaklanmaktadır?
EĞİTİMİN İKİ BOYUTU Eğitim kavramı iki yönüyle ele alınmalıdır.
Birinci boyut okul sayısı, derslik sayısı, öğretmen sayısı, öğrenci sayısı vb. nicelikle ilgili verilerdir.
Eğitimin ikinci yönü, nitelikle ilgili boyutudur.
Eğitimin niteliğiyle ilgili veriler elde edilirken öğrencinin kazandığı davranışlara ve ölçme değerlendirme sonucunda ortaya çıkan verilere bakmamız gerekir.
Eğitimde nitelik derken; bireyin (öğrencinin) sosyalleşmesi, duygusal, zihinsel, fiziksel anlamda gelişimi, öğrenciyi yarın yaşayacağı ve değişik alanlarda katkıda bulunacağı topluma ve ailesine uyumlu biçimde hazırlayacağı, kapsayıcı ve fırsat eşitliğini sağlayan süreçten söz ediyoruz.
ÖĞRETMEN, YÖNETİM, ORTAM Bu süreç unutulmamalı ki nitelikli öğretmen, uygun öğrenme ortamları ve bütün paydaşların yönetime katıldığı etkin okul yönetimleriyle sağlanır.
Spor salonları, laboratuvarları, atölyeleri olmayan, sınıftaki öğrenci sayıları normalin üzerine bulunan ve hep tartışılan taşımalı eğitimin olduğu bir ortamda nitelikli eğitimi gerçekleştirmek mümkün müdür?
Eğitim süreci kadar eğitim ortamı da niteliği etkiler.
Birey yaşadığı ortamda şekillenir.
Birey bir yerde yaşadığı yere benzer.
ASGARİ ORTAK BİR GENEL KÜLTÜR Bu bağlamda yazının girişinde söz ettiğimiz, üniversitelerde ortaya çıkan başarısızlık aslında bir gerçeğin dışa vurmasıdır.
Bu gerçek kağıt üzerinde olanla yaşanan arasında ortaya çıkan çelişkidir.
Ortaöğretimin amacı: Madde 28: (1) Bütün öğrencilere ortaöğretim seviyesindeki asgari ortak bir genel kültür vermek süretiyle onlara kişi ve toplum sorunlarını tanımak, çözüm yolları aramak ve yurdun iktisadi, sosyal ve kültürel kalkınmasına katkıda bulunmak bilincini ve gücünü kazandırmak, (2) Öğrencileri, çeşitli program ve okullarla ilgi istidat ve kabiliyetleri ölçüsünde ve doğrultusunda yüksek öğretime veya hem mesleğe hem de yüksek öğretime veya hayata ve iş alanlarına hazırlamaktır.
Tam bu noktada bu amaçla ve bu amaca ulaşma noktasında yaşananlar nelerdir?
Ortaöğretimin bireyleri iş alanlarına hazırlama konusu ayrı bir yazının konusudur ve mutlaka bu alanda sahada çalışmalar yapılmalıdır.
LİSEDE BAŞARI DURUMU Bizim konumuz lise düzeyinde yüksek öğretime geçişte başarı durumu nedir?
Bu soruya vereceğimiz yanıt, üniversiteye devam eden öğrencilerin üniversitede aldıkları notların da açıklaması olacaktır.
Elimizdeki veriler ortaöğretimden yükseköğretime geçişte sınava girenlerin bir aynasıdır.
Bu konuda sizinle paylaşacağımız veriler, 2025 YKS verileridir.
Bu veriler bize durumun vahim olduğunu göstermektedir.
Ders bazında ele aldığımızda: TYT (Temel Yetenek Testleri) ortalamaları : Türkçe (40): 21.71, Sosyal (20): 9.72, Matematik (40): 6.65, Fen (20): 4.61 AYT (Alan Yetenek Testler) Ortalamaları: Matematik (40): 6.86, Fizik (14): 2.51, Kimya (13): 1.85, Biyoloji (13) 2.58, Türk Dili ve Edebiyatı (24): 6.38, Felsefe (12): 1.71, Tarih/coğrafya alt testler 1-2.5 arası.
TAKDİRNAME İMZALAMAKTAN YORGUN DÜŞEN MÜDÜRLER Yukarıdaki gerçeklerle okullarda her dönem sonu karneyle birlikte verilen teşekkür ve takdir arasında dağlar kadar fark var.
Teşekkür alabilmek için bir öğrencinin dönemdeki not ortalamasının 100 üzerinden 70, takdir alabilmek için not ortalamasının 85 ve üstü olması gerekir.
Okul müdürleri karne günü bu belgeleri imzalamak için yorgun düşmektedir.
Okullarda teşekkür ve takdir belgesi almayan öğrenci çok az sayıdadır.
Okulda kağıt üzerinde çok başarılı gözüken öğrenciler, tartışılabilecek yanları olsa bile bu sistemde en doğru bir sıralama sınavı olan TYT ve AYT sınavlarında adeta dökülmektedir.
AYT ve TYT sınavlarında sorulan sorular, okulda işlenen konulardır.
Aynı sorularla okulda takdir ve teşekkür alıyor ama TYT ve AYT’de deyim yerindeyse yerlerde sürünüyor öğrenci.
O zaman bunun nedenleri ne olabilir?
ÖĞRENCİLERİ TEMBELLİĞE İTME!
Bu nedenlerin kanımca en önemlisi, okullarda yapılan ölçme – değerlendirme uygulamasında aranmalıdır.
Sınavlar yapılırken alt düzeydeki öğrencileri, tembelliğe itmeyecek aksine onları üst düzey öğrencilerin düzeyine yaklaştıracak, onları çalıştıracak bir yol izlenmelidir.
Örneğin 10 soru soracağımız bir sınavda, 2 sorunun derste olan tüm öğrencilerin, 2 sorunun dersi ilgiyle dinleyenlerin, 2 sorunun sınavdan önce sınava çalışma gereği duyanların, 2 sorunun sınav kaygısı taşıyıp planlı ve düzenli çalışanların ve konu tekrarı yapanların, son 2 sorunun da bütün bunların ötesinde bireysel yeteneğini ve zekasını kullanıp yanıtlanabilecek nitelikte sorular olmasına dikkat edilmelidir.
ORTAK SINAV DÜZEYİN ALTINDA Ortaokul ve liselerde 9 Eylül 2023 tarihinde yayınlanarak yürürlüğe giren Ölçme ve Değerlendirme Yönetmeliği doğrultusunda ortak sınavların planlanması ve uygulanması süreci devam etmektedir.
Bu sürecin artıları ve eksileri olduğunu düşünüyorum.
Bu üzerinde konuşulması gereken bir ölçme- değerlendirme konusudur.
Ortak sınavların bir bölümü ders bazında, Türkiye genelinde ya da il genelinde yapılmaktadır.
Bu sınavlardaki soruların zorluk derecesi, öğrenci düzeyinin çok altında.
TABELAYLA OKUL DEĞİŞMEZ Sonuç olarak; eğitim süresinin ne kadar olacağı, okul türlerinin nasıl belirleneceği (okul tabelalarının değişmesiyle okul türleri değişmiyor) ve eğitimin niteliği, uzmanların ve eğitim paydaşlarının bilimsel bir temelde, ülkemizin ihtiyaçlarının dikkate alınarak yapılacak çalışmalarla belirlenecek çok önemli ve değerli bir süreçtir.
Eğitim, günlük siyasi beklentilere kurban edilmemelidir.
Eğitim, ülkenin gerçekleri, ülkenin değerleri dikkate alınarak üretim odaklı, kamusal ve bilimsel bir anlayışla geleceğimize yön vermelidir. (*)Eğitimci / Eğitim İş İstanbul 4 Nolu Şube Eski Başkanı. 4+4+4 UYGULANDI MI? 2013 yılında 4+4+4 diye bilinen ve bugün uygulanan sisteme geçildi.
Bu sistemde eğitimin zorunlu olarak 12 yıla çıkarıldığı söylendi.
Aradan geçen zaman içerisinde bu eğitim–öğretim süreci tam olarak uygulanabildi mi?
Zorunlu eğitim çağındaki öğrencilerin ne kadarı örgün eğitim dışındadır?
Bu sorunun cevabı MEB tarafından kamuoyuyla paylaşılmalıdır.
Bugün zoru nlu eğitim gerçekten 12 yıl mıdır?
Ortaokul ve türü ne olursa olsun liselerde okulda olması gereken öğrencilerin ne kadarı örgün eğitim dışındadır?
Bu sorular yanıtlarını aramaktadır.
Amaç ne olmalı?
Eğitimde amaç, alt düzeydeki öğrencileri üst düzeye çıkarmak olmalıdır.
Yalnız şu anda bu sınavların niteliği üst düzeydeki öğrencileri aşağıya doğru çekmektedir.
Buna çok dikkat etmemiz gerekir.
Buna dikkat edilmese ne olur?
Karne günü takdir ve teşekkür enflasyonu yaşarız.
Bu eğitimde çok başarılı olduğumuz anlamına gelmez.
Başarılı olsaydık ÖSYM’nin 2025 verileriyle karşılaşmazdık.