Haber Detayı
Yeşilçam’a özgü cinsiyet değiştirme
Yeşilçam’a özgü cinsiyet değiştirme
Yeşilçam’da yapımcılar zorda kaldığı zamanlarda nadiren de olsa kimi yöntemlere başvurmak zorunda kalıyorlardı.
Bu yöntemlerden biri de yeniden çevrimlerde “cinsiyetlerin yer değiştirmesi” idi.
Bu yönteme göre ilk çevrimdeki filmde kadının oynadığı rolü erkek, erkeğin oynadığı rolü kadın üstleniyordu.
Bu değişim yalnızca baş karakterlerle sınırlı olmayıp yan karakterlere de uygulanarak filmin farklı algılanması sağlanıyordu.
Böylece melodramların olmazsa olmazı olan fakir-zengin şablonu değişmiyor, yalnızca erkek ya da kadın oyuncunun yoksulla zengin olma durumları değişime uğruyordu.
Bu yöntemin kullanılması çoğunlukla bölge işletmecilerinin oyuncu odaklı tekliflerinden ya da zorda kalan senaristlerin, aceleci yapımcı isteklerini karşılamalarındaki zamansızlıktan kaynaklanıyordu.
Oyuncuların bu türden cinsiyet değiştirme yöntemi Hülya Koçyiğit’in 1965 yılında Göksel Arsoy’la birlikte oynadığı Yıldızların Altında filminde de uygulanmıştır.
Yönetmen Ülkü Erakalın 1964 yılında Türkan Şoray’la Cüneyt Arkın’ın oynadıkları Gözleri Ömre Bedel filminin senaryosundan yola çıkarak yaptığı Yıldızların Altında filminde Cüneyt Arkın’ın rolünü Hülya Koçyiğit’e, Türkan Şoray’ınkini ise Göksel Arsoy’a oynatmıştır.
Ayrıca bu değişim yan rollerdeki oyuncularda da yinelenmiştir.
İbrahim Türk, “Senaryo: Bülent Oran” kitabında bu cinsiyet değiştirmeyi Yönetmen Ülkü Erakalın’ın ağzından şöyle anlatır: “Yıldızların Altında filmini 1965’te çektim.
Filmin hem yapımcısı hem de oyuncusu olan Göksel Arsoy bütün imkanlarını kullandı.
Kadın oyuncu Hülya Koçyiğit’ti.
İşin ilginci, bu filmde Türkan Şoray’la ve Cüneyt Arkın’la daha önce yaptığım Gözleri Ömre Bedel’in (1964) konusunu tekrar çekmiştim ben.
İlk hikayedeki bir vurguyu aldım, onun üzerinde Bülent (Oran) ile çalıştım.
Ama kimse bilmez.
Belki Bülent de bilmez.
Yıllar sonra itiraf etmeli artık.
Tipleri değiştirdim.
İlk filmdeki Türkan’ın rolünü ikinci filmde erkeğe verdim.
Erkeğinkinin yerine de Hülya oynadı.
Ama tipler cinsiyet değiştirince hikâye de başka oluyor.
O dönmede böyle şeyler genelde yapılıyor.
Bunlar, tamamen işletmecilerden gelen taleplerle bulunan zekâ oyunlarıydı.
Ticari zekâ…” Yıldızların Altında filminin senaristi Bülent Oran ikinci çevrimlerin bu türden değişime uğramalarının bir etik durum yaratabilmesinden daha çok gerekliliğine inanarak Yeşilçam’da ilk düşünülen şeyin filmin iş yapması olduğu gerçeğine yaslanıp “Ben kendimce bir senaryonun yalnızca gişesini düşünerek hareket ederim.
Bir senaryocunun işini sürdürebilmesi, yazdıklarının kasada yaptığı toplama bağlı.
Bu nedenle tehlikeli bir oyuna girmektense yeniden çevirmeye kadar her çıkar yolu denemek zorunda kalıyoruz.
Çünkü Yeşilçam’ın kendine özgü bir yasası vardır.
Acımasızdır.
Ya kendi çarkının içine alır ya da çabuk atar.” der.
Elbette ki sinema ortamımızda sözü edilen cinsiyet değiştirme bu filmle sınırlı değildir.
Yeşilçam’ın başı ne zaman sıkıntıya girse bu ve buna benzer çarelere başvurur.
Bu cinsiyet değiştirmenin bir nedeni de parası ödenmiş senaristlerin işi zamanında teslim etmeyip biraz çaresizlikten birazın da ötesinde zaman darlığında bu yönteme başvurmalarıdır.
Sinema tarihimiz incelendiğinde hemen hemen her dönemde az sayıda da olsa bu tür olaylara rastlamak mümkün olmaktadır.
Yeşilçam’ın yılda 200 ile 300 arasında film ürettiği dönemlerde elbette ki bunlara özgün senaryo üretmek de pek mümkün değildir.
Biraz yabancı film uyarması, biraz edebiyat derken iş buralara kadar gelmiş senaryolar da zaman cinsiyet değiştirerek ters yüz edilmişlerdir.
Bülent Oran’ın da dediği gibi, “Yeşilçam’ın kendine özgü bir yasası vardır.
Yalnızca gişeyi düşünür…”