Haber Detayı

Odatv’den kaçmaz... AKP grup toplantısındaki ayrıntı... Erdoğan şaşırttı... Konu: Kadir Mısıroğlu polemiği
Güncel odatv.com
12/03/2026 00:41 (3 saat önce)

Odatv’den kaçmaz... AKP grup toplantısındaki ayrıntı... Erdoğan şaşırttı... Konu: Kadir Mısıroğlu polemiği

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, 11 Mart’taki AKP Grup Toplantısı'nda, İstiklal Marşı'nın kabulünün 105'inci yıl dönümünü kutladı ve milli marşımızın yazarı Mehmet Akif Ersoy'u güçlü ifadelerle andı. Erdoğan'ın konuşması Kadir Mısıroğlu'nun Mehmet Akif Ersoy'u hedef aldığı cümleleri akıllara getirdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan grup konuşmasında İstiklal Marşı'nda en beğendiği mısranın "Hakkıdır hür yaşamış bayrağımın hürriyet, Hakkıdır Hakka tapan milletimin istiklal" mısraları olduğunu vurguladı.

Merhum Mehmet Akif Ersoy tarafından kaleme alınan marşın, Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucu yapı taşı ve "milletimizin hürriyet iradesinin manifestosu" olduğunu söyledi.

Erdoğan’ın bu çıkışı İslamcı yazar Kadir Mısıroğlu’nun Mehmet Akif Ersoy’a yönelik eleştirilerini akıllara getirdi.MISIROĞLU'NDAN AKİF'E: NE KORKACAĞIM ULAN!

Mısıroğlu, Akif’i İttihatçı olmasından dolayı hedef aldı.

Akif, İkinci Meşrutiyet sürecinde 2.

Abdülhamid'in tahttan indirilmesi için mücadele etmiş, şiirlerinde sultanı "istibdat" simgesi olarak betimlemişti.Mısıroğlu, İstiklal Marşı’nın "Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak" diye başlamasını da eleştirdi.

Ona göre bir Müslüman "korkmaz" olmalıydı; bunu "Niye korkacağım lan, dünya benden korksun desene" gibi ifadelerle eleştirdi.

Bu, Akif'in marşta Kur'an'dan esinlendiği (Hz.

Peygamber'in mağarada Hz.

Ebubekir'e "Korkma" demesi) bir metafor olsa da, Mısıroğlu bunu beşeri korku bağlamında yorumlayarak yetersiz buldu.AKİF'İN TORUNLARINDAN MISIROĞLU'NA DAVAMısıroğlu’nun 2012'de bir konferansta Akif'e küfür ettiği iddiası büyük tepki çekti.

Mısıroğlu bunu reddetti, montajlı videolarla iftira atıldığını iddia etti.

Akif'in torunları dava açtı, ancak Mısıroğlu'nun özrü üzerine davayı geri çektiler.Bu olay, Mısıroğlu'nun eleştirilerini "yaşına yakışmayan üslup" olarak görenler tarafından da tenkit edildi.Mısıroğlu’na göre Mehmet Akif’in yazdığı Milli Marş Cumhuriyet ideolojisine hizmet eden bir devlet sembolü haline getirildi.MISIROĞLU'NUN KURTULUŞ SAVAŞI'NA YÖNELİK TUTUMUMısıroğlu, Mehmet Akif’in Anadolu’ya geçip vaazlar vererek Milli Mücadele’yi desteklemesine bile tahammül etmedi.

Milli Mücadele’nin Osmanlı’yı kurtarmak yerine yeni bir rejim doğurduğunu Akif’in de bu sürecin destekçisi olduğunu belirtti.Mısıroğlu'nun Mehmet Âkif Ersoy da dâhil olmak üzere Cumhuriyet dönemi kurucu unsurlarına, İstiklal Mücadelesi kahramanlarına ve milli mücadelenin fikri temellerine yönelttiği ölçüsüz eleştiriler, Türkiye'nin önde gelen akademik tarihçileri tarafından ciddi metodolojik eleştirilere ve zaman zaman alay konusu olmaya maruz kalmıştır.İLBER ORTAYLI'NIN MISIROĞLU DEĞERLENDİRMESİ: BİLİMSEL DEĞERİ YOKBu bağlamda, Türkiye'nin uluslararası düzeyde tanınan tarihçilerinden Prof.

Dr.

İlber Ortaylı'nın Mısıroğlu'nun tarihsel argümanlarına yönelik değerlendirmeleri, Mısıroğlu'nun "tarih" adı altında ürettiği metinlerin bilimsel değerini anlamak açısından son derece kritik bir öneme sahiptir.Prof.

Dr.

İlber Ortaylı, katıldığı bir ulusal televizyon yayınında (CNN Türk, Hafta Sonu programı), gazeteci Hakan Çelik'in sorularını yanıtlarken, Kadir Mısıroğlu'nu (isim vermeden 'fesli' diyerek doğrudan işaret etmiştir) ve onun temsil ettiği komplocu zihniyetin tarihsel analizlerini çok sert bir dille eleştirmiştir.TÜRK KOMUTANLARINI YOK SAYDIÖzellikle Mısıroğlu'nun, Çanakkale Savaşı'nın gidişatını, kazanılan muazzam askeri zaferi tamamen Alman komutanların varlığına, İngiliz-Alman çekişmesine bağlayan, bu süreçte Türk askerinin direncini, askeri dehasını ve başta 19.

Tümen Komutanı Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere Türk komuta kademesinin belirleyici rolünü küçümseyen, adeta yok sayan yaklaşımı Ortaylı'nın hedefi olmuştur.Ortaylı, bu tarz iddiaları "tamamen cahil, dışarıdan empoze edilmiş, bunların geri kafalarına da uymuş... gelişmemiş beyinlerine uymuş laflar" olarak nitelendirerek bilimsel tarihçilik ile ideolojik safsata arasındaki çizgiyi net bir biçimde çekmiştir.

Ortaylı'nın bu sert eleştirisi, sadece Çanakkale Savaşı özelindeki bir anlaşmazlık değil, Mısıroğlu'nun inşa ettiği tüm tarihsel metodolojiye yöneliktir.

Mısıroğlu'nun yöntemi, akademik tarihçilikten ziyade bir siyasi hırs konusudur.'KIYMETSİZ FİKİRLER'Ortaylı, Mısıroğlu ve benzerlerinin ürettikleri komplo teorilerinin ve efsanelerin "Karadeniz'in dalgalarına bakarak, oturup da kahvede söylenen laflar" seviyesinde olduğunu, ciddiye alınacak bir akademik kıymet taşımadığını açıkça ifade etmiştir.

Mısıroğlu'nun Mehmet Âkif'i hedef alması da tam olarak bu kahvehane düzeyindeki spekülatif, kanıtsız ve düşmanlaştırıcı tarihçiliğin bir yansımasıdır. Âkif, İstiklal Marşı'nı yazarak Cumhuriyet'in kuruluşuna meşruiyet, maneviyat ve toplumsal kabul kazandırdığı için, Mısıroğlu'nun "yıkılması gereken siyasi hedefler" listesinin en üst sıralarında yer almıştır.Tarihsel veriler ve Ortaylı gibi otoritelerin tepkileri göz önüne alındığında, Mısıroğlu'nun Âkif'e yönelik öfkesinin ardında yalnızca basit bir Abdülhamid sevgisinin yatmadığı anlaşılmaktadır.Asıl mesele, Mehmet Âkif'in hayatıyla, ahlakıyla, Anadolu'daki Kurtuluş Savaşı mücadelesiyle (örneğin Kastamonu Nasrullah Camii'ndeki direniş vaazlarıyla) ve ölümsüz eserleriyle, Mısıroğlu'nun kitlelere aşılamaya çalıştığı "Cumhuriyet dönemi tamamen bir yıkımdır ve kurucuları dinden uzaktır" şeklindeki toptancı tezini bozan, çürüten en büyük anti-tez olmasıdır.

AKİF'E HAKARET KELİMELERİYLE SESLENDİDindar, Kur'an mütercimi, hafız ve samimi bir İslamcı olan Âkif'in İstiklal Mücadelesi'ne koşulsuz destek vermesi ve Ankara hükümetiyle birlikte hareket etmesi, Mısıroğlu'nun siyah-beyaz tarih okumasında devasa bir anomali yaratmaktadır.

Bu anomaliyi tarihsel argümanlarla çözemeyen Mısıroğlu, çareyi Âkif'e kişisel hakaretlere varan boyutlarda saldırmakta ve onu "gafil" veya "cahil" ilan etmekte bulmuştur.Mehmet Âkif, hem Kur'an merkezli bir İslam anlayışına sahip muhafazakâr bir aydın, hem de Türkiye Cumhuriyeti'nin varoluş belgesini kaleme alan, cephe cephe dolaşarak Milli Mücadele'yi örgütleyen bir vatanseverdir.

Bu ikili yapı, Mısıroğlu'nun kurguladığı "Cumhuriyet, İslam'a karşı dış güçlerle birleşerek kurulmuştur" tezini temelden çökertmektedir.MISIROĞLU'NA GÖRE MEHMET AKİF CAHİLMİŞAkif'in İslamcı kimliğine saldıramayan (çünkü Akif'in dindarlığı ve ahlakı dönemin tüm şahitleriyle sabittir), onu din dışı ilan edemeyen Mısıroğlu, taktiksel bir manevrayla onu "Siyasi olarak cahil, Abdülhamid'e düşman, İttihatçılara maşa olmuş bir ahmak" konumuna indirgemeye çalışmıştır.Kadir Mısıroğlu'nun Mehmet Âkif Ersoy'a yönelik sistematik, polemikçi eleştirileri ve bariz sevgisizliği, şahsi bir husumetin veya edebi bir tartışmanın çok ötesinde, Türk muhafazakâr-İslamcı düşünce tarihindeki derin bir ontolojik ve epistemolojik yarılmanın doğal ürünüdür.Bu tarihsel yarılmanın bir tarafında, İslam dünyasının çöküşünü durdurmak için meşveret, hukuk, akılcılık, bilim ve şahsiyet inşasını savunan, mutlakıyetçi istibdadı reddeden, halkı özne olmaya çağıran Mehmet Âkif Ersoy'un vatansever görüşleri durmaktadır.

MİSTİK, DOGMATİK, KOMPLO TEORİSYENİDiğer tarafta ise imparatorluğun yıkılışından doğan yenilmişlik ve travma psikolojisinin yarattığı bir reaksiyonla, otoriter bir yöneticiyi (II.

Abdülhamid) İslam'ın yeryüzündeki son kalkanı olarak efsaneleştiren, tarihsel olayları rasyonaliteden ziyade mistik, dogmatik ve komplo teorisyenliğine dayanan bir çerçevede okuyan Kadir Mısıroğlu'nun "Gelenekselci-Neo Osmanlıcı" çizgisi bulunmaktadır.YILDIZDAKİ BAYKUŞMısıroğlu'nun Âkif nefreti, ontolojik olarak Âkif'in "Yıldız'daki Baykuş" şiirinde padişaha "zalim", "kafes ardında hanımlar gibi saklı" ve "korkak" gibi çok ağır ifadelerle saldırmasına dayanmaktadır.

Mısıroğlu'nun ve beslendiği Büyük Doğu geleneğinin mutlaklaştırdığı Abdülhamid miti, ona yönelik en ufak bir eleştiriyi dahi "dinden ve vatandan çıkma" olarak algılayan tehlikeli, reaksiyoner bir dogmatizm üretmiştir.

Prof.

Dr.

İlber Ortaylı gibi akademik otoritelerin de güçlü biçimde vurguladığı üzere , Mısıroğlu'nun tarihçilik anlayışı belgeye, nesnel nedenselliğe ve dönemin karmaşık koşullarına değil; tamamen bugünün ideolojik ihtiyaçlarına ve “hainler" söylemine dayanmaktadır.

Çanakkale gibi muazzam bir milli zaferi kahvehane üslubuyla sırf Almanlara bağlayan, Türk ordusunu ve komutanlarını hiçe sayan bu zihniyet, İstiklal Marşı şairini de cahillik ve basiretsizlikle suçlama cüretini aynı bilim dışı metotla kendinde bulmaktadır.

Sonuç olarak Kadir Mısıroğlu'nun Mehmet Âkif Ersoy'a yönelik eleştirileri hakikatin arandığı akademik bir tarih tartışması bağlamında değerlendirilemez.

Bu durum, Türkiye'de dini referanslı siyasetin kendi içinde meşruiyet sağlamak ve geçmişi bir ideolojik silah olarak kullanmak için verilen en kaba, en polemikçi tezahürüdür.

Nesnel tarihsel hakikat ise; Âkif'in kendi döneminin zor şartlarında aklın, meşrutiyetin, hürriyetin ve ahlakın yanında duran bağımsız, şahsiyetli bir vatansever olduğu; Mısıroğlu'nun ise bu zengin mirası popülist, sığ ve kutuplaştırıcı bir tarzla kendi siyasi ajandası uğruna tüketmeye çalışan bir demagog olduğudur...Odatv.com

İlgili Sitenin Haberleri