Haber Detayı

Başarılara doymadık, doymuyoruz, doyamadık…
Neşe doster gercekgundem.com
12/03/2026 06:00 (4 saat önce)

Başarılara doymadık, doymuyoruz, doyamadık…

CB diyor ki; “Tarım ve hayvancılıkta çok başarılı olduğumuzu, üretimde dünya sıralamasının başlarında yer aldığımızı biliyoruz. Örneğin tarım hasılasında Avrupa birincisi, dünya 7.'siyiz. Sebze üretiminde dünya 3.'süyüz. Meyve üretiminde dünya 4.'süyüz. 21 ayrı bitkisel üründe dünyada ilk üçteyiz. Çiğ sütte dünya 9.'suyuz. Sığır etinde dünyada ilk 10 arasında, Avrupa’da birinciyiz. Tavuk etinde dünyada ilk 10’da, Avrupa’da zirvedeyiz.”

Son zamanlarda duyduğum en iç açan, gurur veren, onurlandıran, insanın ayağını yerden kesen, umutsuzluğu ve çaresizliği bir anda ortadan kaldıran bu açıklama sadece beni değil tüm toplumu çok mutlu etti!De!

De’si; Tüm bu müjdeli haber ve açıklamalar çarşıya, pazara, mutfağa, markete neden yansımıyor?Niçin Dünya ve Avrupa birinciliklerimiz evde, mutfakta, sokakta hissedilmiyor?Neden çocuklarımız boş beslenme çantalarıyla okula giderken, anne ve babalar çarşı pazardan içi boş filelerle boynu bükük dönüyor?Niçin 5 milyon aile (yaklaşık 20 milyon kişi) devletten aldığı sosyal yardımla ayakta kalmaya çalışıyor?Neden dünyanın 126 ülkesinden milyonlarca dolarlık tarım ürünü satın alıyoruz?Niçin enflasyon bir türlü düşmüyor, gıda fiyatları yükseliyor, zamlar dur durak bilmiyor?Neden 2022 yılında sadece tekstil sektöründe 10 bin fabrika kepenk indiriyor?Tüm bu soruların net bir yanıtı olmalı ki; Dünya ve Avrupa birinciliklerimizle gurur duymayı ulusça sürdürelim.

Dosta düşmana karşı; “Bakın biz neymişiz!” diyebilelim…Maliye Bakanı diyor ki; “2025 yılında ülke olarak yüzde 3.6 büyüdük.

Kişi başına milli gelirimiz 18 bin 40 dolara yükseldi.” Bundan daha güzel bir haber olabilir mi?

İyi de; emekli, asgari ücretli, memur, neden yararlanamıyor bu büyüme ve artıştan?MEB diyor ki; “Bizden önce okullarda tuvalet yoktu!” Nasıl yani dedirten bu açıklamaya yazacak bir şey bulamadım…Dünya ve Avrupa derecelerimizden sonra diğer konulara geçelim.Mesela unutulmaması ve öğretilmesi gereken onca konu varken neden onlara değinen yok?Neden yönetim yıllar içinde 20 bin köy okulunu kapattı, öğrencileri taşımalı eğitime mecbur ve muhtaç bıraktı?

Temkinli, tedbirli ve ihtiyatlı davranmak yöneticilerin asli görevleri değil mi?

Niçin ilgililer sağlık kliniklerinin sayısını 11 binden 4 bine indirdi?

Eğitim ve sağlık umurlarında olmadığı için mi?

Yoksa köyü kente taşıyarak kentin sorunlarını artırmak, köylüyü üretimden koparmak için mi?

Ya da sofradaki ekmeği küçültmek için mi?

Veya emeği görünür kılmak yerine görünmez kılmak için mi?Tüm bu soruların net bir yanıt olmalı değil mi?Neden dünyada geri kalmış ülkelere rol model olarak gösterilen Köy Enstitüleri modeli unutuldu ve asla hatırlanmıyor?Niçin kalkınan köyleri ve muhtaç olmadan yaşayacak köylüleri düşünmek varken işi zora sokmak, sıkıntılı süreçlere neden olacak dayatmalar tercih ediliyor?

Destek vererek, katkı vağlayarak, cazip hale getirerek göçün önüne geçmek varken köyü ve köylüyü sıkıntıya sokmak niye?Tüm bunlardan sonra insanın aklına şu soru geliyor!

Amaç ne, niyet ne?Tabii ki halkın özgür iradesiyle yaptığı seçimler var, bazı pişmanlıklar var, yer yer ciddi kayıplar var, insanı sarsan olaylar var, beklenmeyen ve acımasız vefasızlıklar var, sözlerin tutulmaması var.

Var da var…Yine bazı sessizliklerin konuşmaktan daha etkili olduğu gerçeği var.

Bazı açıklama ve sözlerin öncü olacağı gibi örnekler var…Mesela; Ardahan Kadın Futbol takımında oynayan 14 yaşındaki öğrencinin; “Hayvanlarımız vardı ama babam benim hayvanlarla değil, hayallerimle ilgilenmemi istedi.” şeklindeki sözleri gibi…Ya da Bingöllü Hediye’nin; “Bir zamanlar televizyonlarda gördüğüm piyanonun şimdi başındayım.

Kendime İdil Biret ablamı örnek aldım.” açıklaması gibi… Yine Siirtli Kader’in, “İyi bir keman ustası olacağım.

Tıpkı Suna Kan gibi” şeklindeki sözleri gibi…Yine ve yeniden bizim mahalleye dönersek!

Ülkemizde kadınların işgücüne katılım oranı yüzde 36.7.

Bu oranla Küresel Cinsiyet Uçurumu Endeksine göre ülkemiz 147 ülke içinde 127. sırada yer alıyor.

Bu sonuç bir bakıma kadın emeğinin görünmez kılınması değil midir?

Ya da kadınları her alanda ve anlamda dışlamak değilse nedir?2025 yılında erkekler 300 kadını öldürdüler.

Yaklaşık aynı sayıda kadın da şüpheli şekilde ölerek hayata veda etti.

Demem o ki şiddet iklimi evlerden sonra neden bu kadar taban buldu ve sıradanlaşarak okul önlerine, sınıf içlerine kadar girebildi?Çekmeköy'de sınıfta öldürülen Fatma Nur Çelik öğretmenin suçu neydi?

Zeytinburnu sahilinde ölü bulunan anne- kızın kaderi ve kederi, erkek egemen bakışı ne kadar etkiledi?

Yönetim öğretmenleri korumak için hangi önlemleri alıyor, ya da alacak, veya almayı planlıyor?

Sokaktaki kadını şiddetten korumak için yetkili zevat ne önerecek?

Duyan var mı?Özetle demem o ki; Bu sorulara acilen yanıt bekleniyor bir!

Yardıma muhtaç, mecbur, mahkûm olanların sayısı artıyor iki.

Umut ve sevinç giderek azalıyor, acı ağır basıyor üç!

Biz kadınların yerli yersiz müdahaleye değil, topyekün mücadeleye ihtiyacımız var dört!

Yetkili zevat gözünü 4 değil, 8 açmalı beş!

Kadınların sabrı, cesareti, kararlılığı unutulmasın altı…

İlgili Sitenin Haberleri