Haber Detayı
Sigortacıları Takip Et, Gerçeğe Ulaş
Dünyanın en dürüst aynası nedir bilir misiniz? Ne diplomatların süslü nutukları ne de generallerin parlatılmış madalyaları... Gerçek, Londra’daki o loş ofislerde, kahvesini yudumlarken veri analizi yapan sigorta aktüerlerinin kaleminin ucundadır. Eğer bir yerde işlerin gerçekten sarpa sarıp sarmadığını anlamak istiyorsanız, savaş muhabirlerine değil, sigorta şirketlerinin risk primlerine bakacaksınız.
Hürmüz Boğazı’nda sular ısınırken, İran’ın "tanker geçişini kapatırım" restiyle birlikte küresel ekonominin sinir uçları zıplamaya başladı.
Ama asıl hikaye boğazdaki savaş gemilerinde değil, sigorta poliçelerinde yazılıyor.
Dünyanın en "uyanık" iş kolu olan sigortacılık, henüz ortada patlamış tek bir top yokken riskin kokusunu aldı bile.Lloyd’s’tan Günümüze Değişmeyen Kural17’inci yüzyılda 1688’de Edward Lloyd’un Londra’daki kahvehanesinde temelleri atılan bu sistem, yüzyıllardır tek bir prensiple çalışır: Riski paraya çevir, parayı riske atma.
Sigortacılar, kapitalizmin en erken uyarı sistemidir.
Onlar için jeopolitik krizler birer trajik olay değil, birer matematiksel değişimdir.Şimdilerde gördüğümüz tablo ise oldukça net: Sigorta şirketleri, Hürmüz’den geçecek gemiler için "savaş tazminatı" maddelerini birer birer askıya alıyor ya da primleri arşa çıkarıyor.
Neden mi?
Çünkü o devasa şirketler biliyor ki, işler Pentagon’un veya Beyaz Saray’ın televizyon ekranlarında anlattığı gibi "tıkır tıkır" gitmiyor.
Eğer Amerikan donanması bölgeye tam hakim olsaydı ve risk kontrol edilebilir seviyede kalsaydı, sigortacılar bu kâr marjını kaçırmaz, "biz buradayız" derlerdi.
Ama şimdi masadan kalkıyorlar.
Bu da demek oluyor ki; sahada işler karışık, belirsizlik yüksek ve o meşhur "Amerikan güvencesi" artık poliçeleri kurtarmaya yetmiyor.Küçük Bir Öneri: "Yankee" Sigorta A.Ş.Madem Amerikan yönetimi bölgenin güvenli olduğunu, navigasyon özgürlüğünün kendi korumaları altında tıkır tıkır işlediğini iddia ediyor, o zaman benim ufak bir teklifim var: Neden bu tankerleri Amerikan devlet destekli sigorta şirketleri sigortalamıyor?Düşünsenize, ne kadar şık bir hareket olurdu!
Madem "her şey kontrol altında", madem "İran sadece gürültü yapıyor", o zaman Amerikan hazinesi bu gemilere birer poliçe kesiversin.
Hem bölgedeki müttefiklerine güven verirler hem de "Bakın, biz risk görmüyoruz" mesajını dünyaya ilan ederler.
Lloyd’s korkup kaçarken, Sam amca ortaya çıkıp "Ben kefilim" dese ya?Kapitalizmin Fıtratında Olmayan Şey.Tabii, bu önerimin bir "kara mizah" olduğunu hepimiz biliyoruz.
Çünkü kapitalizmin ve onun öz evladı olan sigortacılığın fıtratında bir gerçek vardır: Hiç kimse, kaybedeceği kesin olan bir kumarda kasa olmaz.Amerikan sigorta devlerinin bu riski üstlenmesini beklemek, bir kurdun vejetaryen olmasını beklemekle eşdeğerdir.
Serbest piyasanın en sert kuralı şudur: Bayraklar değişir, liderler değişir ama kâr-zarar hesabı asla değişmez.
Eğer sigortacı "savaş tazminatını ödemem" diyorsa, o savaş kaybediliyor ya da en azından yönetilemiyor demektir.Sonuç olarak; Hürmüz Boğazı’ndaki tankerlerin rotası değil, sigorta poliçelerinin satır araları bize gerçeği söylüyor.
Batı’nın askeri hegemonyası, sigorta şirketlerinin "risk analizi" duvarına toslamış durumda.
Ve emin olun, o duvarda çatlak varsa, hiçbir hamasi nutuk o sızıntıyı durdurmaya yetmez.