Haber Detayı
Yeditepe Üniversitesinden "Made in EU" değerlendirmesi
Yeditepe Üniversitesi'nden Prof. Dr. Şule Aydeniz, Avrupa Birliği'nin 'Made in EU' etiketi düzenlemesinin Türk ihracatçıları için önemli fırsatlar sunduğunu açıkladı. Düzenleme, dijital, yeşil ve sosyal dönüşüm süreçlerini tamamlayan şirketlere rekabet avantajı sağlayacak.
Yeditepe Üniversitesi Almanca Uluslararası İşletme Bölümü Bölüm Başkanı, Bilişim ve Yapay Zeka Uygulama ve Araştırma Merkezi Koordinatörü Prof.
Dr.
Şule Aydeniz, Avrupa Birliği'nin (AB) gündeme getirdiği "Made in EU" etiketi düzenlemesinde temel amacın, kıta sanayisinin rekabet gücünü artırmak ve üretimi desteklemek olduğunu belirtti.Üniversiteden yapılan açıklamaya göre, AB'nin gündeme getirdiği etiket, Türk ihracatçıları için Avrupa pazarında yeni bir fırsat potansiyeli taşıyor.Avrupa ile güçlü ticari bağlara sahip Türkiye için söz konusu yeni yaklaşım, üretimden tedarik zincirine kadar birçok alanda önemli değişimleri beraberinde getirme ihtimalini ortaya çıkarıyor.
Etiketi taşıyabilmek için şirketlerin "dijital", "yeşil" ve "sosyal" dönüşümü aynı anda gerçekleştirmesi gerekiyor.Avrupa Komisyonunun bu ay duyurduğu "AB Sanayi Hızlandırıcı Yasa Taslağı" kapsamında gündeme gelen yaklaşım, Gümrük Birliği ilişkisi bulunan ülkelerden gelen ürünlerin belirli şartlar altında AB menşeli kabul edilmesini öngörüyor.Türkiye'nin önemli ihracat pazarı AB'deki gelişmeler, Türk sanayisini doğrudan etkiliyor. 2025'te Türkiye'nin gerçekleştirdiği 273 milyar dolarlık ihracatın yaklaşık 117 milyar dolarını AB ülkeleri oluşturdu.
Taslak düzenlemenin özellikle çelik, çimento, alüminyum, otomotiv ve net-sıfır teknolojileri gibi stratejik sektörlerde uygulanması planlanıyor.
Gerekli görülmesi halinde kimya gibi enerji yoğun sektörlerin de kapsam içine alınabileceği belirtiliyor.Kurallara uymayan şirketlere para cezası uygulanabilecekYaklaşım için gereken dijital dönüşümün önemli başlıklarından birini AB'nin yapay zeka düzenlemesi oluşturuyor. 1 Ağustos 2024'te yürürlüğe giren AB Yapay Zeka Yasası, yapay zekanın güvenli ve şeffaf kullanımını sağlamak amacıyla risk temelli bir yaklaşım getiriyor.Sosyal puanlama sistemleri, manipülatif yapay zeka uygulamaları ve gerçek zamanlı biyometrik tanıma gibi bazı uygulamalar, yasak kapsamına alınıyor.
Kuralların Mayıs 2026'ya kadar tam olarak yürürlüğe girmesi planlanırken, kurallara uymayan şirketlere küresel cirolarının yüzde 7'sine kadar para cezası uygulanabilecek."Üçüz dönüşüm"ün ikinci ayağını ise yeşil dönüşüm oluşturuyor.
Enerji verimliliği, yenilenebilir enerji kullanımı, döngüsel ekonomi uygulamaları ve karbon emisyonlarının azaltılması, Avrupa pazarına erişimde giderek önem kazanıyor."Alman Tedarik Zinciri Yasası, AB Kurumsal Sürdürülebilirlik Raporlama Direktifi, Kurumsal Sürdürülebilirlik Özen Yükümlülüğü Direktifi ve Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması gibi yeni mevzuatlar da şirketlerin üretim süreçlerini doğrudan etkiliyor.Yeni dönemde yalnızca üretim süreçleri değil, sosyal kriterler de öne çıkıyor.
Çalışan hakları, kapsayıcılık, cinsiyet eşitliği ve sosyal sorumluluk projeleri, sürdürülebilir tedarik zincirinin temel unsurları arasında yer alıyor."Türk firmaları Avrupa'daki değer zincirinin önemli parçası"Açıklamada görüşlerine yer verilen Prof.
Dr.
Aydeniz, düzenlemenin temel amacının Avrupa sanayisinin rekabet gücünü artırmak ve üretimi desteklemek olduğunu aktardı.Yeni dönemin anahtarını üçüz dönüşüm olarak tanımlayan Aydeniz, AB'ye ihracat yapan Türk firmalarının, Avrupa'daki değer zincirinin önemli bir parçası olduğunu vurguladı.Aydeniz, "Yeni dönemde şirketlerin dijital, yeşil ve sosyal dönüşüm süreçlerini başlatmış veya ilerletmiş olmaları bekleniyor.
Bu adımları atan firmalar, rekabet avantajını artırabilir." ifadelerini kullandı.Dijital teknolojiler ve yapay zekanın dönüşüm sürecinde şirketler için avantaj sağlayabileceğine dikkati çeken Aydeniz, şunları kaydetti:"Veri analitiği, yapay zeka tabanlı karar destek sistemleri ve dijital izlenebilirlik altyapıları sayesinde firmalar sürdürülebilirlik raporlaması, karbon ayak izi hesaplamaları ve tedarik zinciri yönetiminde etkin çözümler geliştirebilir.
Üniversiteler de bu alanlarda sanayiye teknik ve yönetsel destek sağlayabilir.
Alanlarında hızlı adımlar atan Türk şirketleri, Avrupa pazarında yeni bir rekabet avantajı yakalayabilir ve Made in EU etiketiyle küresel değer zincirinde daha güçlü bir konuma ulaşabilir."