Haber Detayı
Avrupa’nın utanç verici sessizliği: Trump’ın saldırganlığı ve siyonistlerin bombardımanı karşısında AB etkisiz
Avrupa Birliği, Trump’ın saldırgan savaş politikaları ve işgalci siyonist rejimin Orta Doğu’da yürüttüğü hukuksuz saldırılar karşısında etkisiz kalmakla suçlanırken, Avrupa içinden de Brüksel yönetimine yönelik sert eleştiriler yükseliyor. Uzmanlara göre Avrupa, Washington ve Tel Aviv’in bölgeyi ateşe atan politikaları karşısında sessiz bir izleyiciye dönüşmüş durumda.
Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen bu hafta yaptığı dış politika konuşmasında Avrupa’nın artık eski dünya düzeninin bekçisi olamayacağını ve daha çıkar odaklı bir dış politika izlemek zorunda olduğunu söyledi.
Ancak aynı günlerde ABD ve işgalci siyonist rejimin İran İslam Cumhuriyeti’ne yönelik saldırılarının sürmesi, bu sözlerin Avrupa’nın uluslararası krizler karşısındaki çaresizliğini gözler önüne serdi.
Avrupa başkentleri hareketlense de AB’nin siyasi etkisinin neredeyse sıfır olduğu değerlendiriliyor.
Fransa Akdeniz ve Kızıldeniz’e savaş gemileri gönderirken, Brüksel Orta Doğulu liderlerle acil toplantılar düzenledi ve işgalci siyonist rejim bombardımanları nedeniyle yüz binlerce kişinin yerinden edildiği Lübnan için insani yardım planları açıkladı.
Ancak diplomatik hareketliliğe rağmen Avrupa’nın çağrıları Washington tarafından dikkate alınmadı.
Trump yönetimi bir yandan savaşı neredeyse tamamlanmış olarak nitelendirirken, diğer yandan daha fazla askeri başarı gerektiğini savunarak çelişkili mesajlar verdi.
Avrupa Birliği’nin en büyük sorunlarından biri ise ABD ve işgalci siyonist rejimin saldırıları karşısında ortak bir tutum ortaya koyamaması.
İspanya Başbakanı Pedro Sánchez, işgalci siyonist rejimin bombardımanları ve ABD’nin hukuksuz müdahaleleri karşısında dünya için zararlı ve Avrupa değerlerine aykırı bir sürece ortak olmayacağını açıklayarak sert bir tavır aldı.
Buna karşın Almanya Başbakanı Friedrich Merz ise müttefikleri uluslararası hukuk konusunda eleştirmenin doğru zaman olmadığını savundu.
Bu yaklaşım, Avrupa’nın ABD karşısındaki çekingenliğinin bir göstergesi olarak yorumlandı.
Avrupa’nın İran İslam Cumhuriyeti savaşına verdiği tepki eski AB yetkilileri tarafından da ağır şekilde eleştirildi.
AB’nin Filistin temsilciliğinde görev yapmış bir diplomat, Brüksel’in tutumunu utanç verici olarak nitelendirerek Avrupa’nın ABD ve işgalci siyonist rejimin saldırıları karşısında şaşkın, kenara itilmiş ve bölünmüş bir görüntü verdiğini söyledi.
Analistler de Avrupa’nın kolektif tepkisini en iyi ihtimalle bir fiyasko, en kötü ihtimalle stratejik bir çılgınlık olarak tanımlıyor.
Uzmanlara göre Avrupa liderleri Trump’ı kızdırma korkusuyla savaş hakkında açık ve güçlü bir tutum almaktan kaçınıyor.
Avrupa Dış İlişkiler Konseyi’nden (ECFR) Julien Barnes-Dacey, Avrupalı liderlerin Trump yönetimine karşı son derece çekingen davrandığını belirterek şunları söyledi: “Avrupa şu anda son derece tuhaf bir durumda.
Trump’ı kızdırma korkusuyla savaşın açıkça bir felaket olduğunu söylemekten kaçınıyorlar.
Oysa Avrupa açık şekilde bu savaşı desteklemediğini ilan ederek Trump üzerinde baskı oluşturabilirdi.” Savaş krizi Avrupa içinde başka bir tartışmayı da tetikledi: Avrupa adına dünyada kimin konuştuğu.
Fransa yönetimi, Ursula von der Leyen’in Orta Doğulu liderlerle yürüttüğü diplomasi trafiğini eleştirerek bunun AB’nin dış politika sorumlularının yetkisini gasp etmek anlamına geldiğini savundu.
Fransız Dışişleri Bakanı Jean-Noël Barrot, Avrupa Komisyonu’nun AB anlaşmalarının ruhuna ve kurallarına sıkı şekilde bağlı kalması gerektiğini söyleyerek Brüksel’i uyardı.
Fransız milletvekilleri de von der Leyen’in yürüttüğü telefon diplomasisini görev alanını aşan bir girişim olarak nitelendirdi.
AB içinde bazı siyasetçiler ise Avrupa’nın Trump yönetimi ve işgalci siyonist rejimin saldırıları karşısında uluslararası hukuku savunmakta başarısız olduğunu dile getiriyor.
Sosyalist milletvekili Iratxe García Pérez, büyük güçlerin istedikleri zaman bombalama hakkını kendilerinde görmesinin uluslararası düzeni tamamen yok edeceğini belirtti. “Eğer güçlü devletlerin istediği ülkeyi bombalamasını kabul edersek, uluslararası hukuk ortadan kalkar ve dünya tamamen ‘orman kanununa’ döner” diyen Pérez, Avrupa’nın bu sürece sessiz kalmasının tarihi bir hata olduğunu söyledi.
Uzmanlara göre Avrupa liderleri Trump yönetimiyle açık bir çatışmaya girmekten kaçınarak büyük bir stratejik hata yapıyor.
Brüksel’in amacı Ukrayna konusunda ABD desteğini kaybetmemek olsa da bu yaklaşımın Avrupa’nın küresel çıkarlarını zayıflattığı belirtiliyor.
Analistler, ABD ve ,şgalci siyonist rejimin İran İslam Cumhuriyeti’ne yönelik saldırılarının bölgesel istikrarsızlığı derinleştirdiğini ve enerji fiyatlarını yükselterek küresel krizi büyüttüğünü ifade ediyor.
Avrupa Konseyi Başkanı António Costa ise savaşın şu ana kadar tek kazananının Rusya olduğunu belirterek, Orta Doğu’daki çatışmanın dünya siyasetinde yeni ve tehlikeli bir güç dengesi oluşturabileceği uyarısında bulundu.