Haber Detayı

Tottenham'da dev kriz! Takım küme düşme hattında oyuncuların tavrı pes dedirtti
Spor takvim.com.tr
12/03/2026 18:59 (1 saat önce)

Tottenham'da dev kriz! Takım küme düşme hattında oyuncuların tavrı pes dedirtti

Tottenham Hotspur’da sezon giderek daha karanlık bir tabloya dönüşüyor. İngiliz ekibi, 144 yıllık kulüp tarihinde ilk kez üst üste altı resmi maçtan yenilgiyle ayrıldı. Premier Lig’de küme düşme hattının yalnızca bir puan üzerinde bulunan Londra temsilcisi, Şampiyonlar Ligi son 16 turu ilk maçında Atletico Madrid karşısında aldığı 5-2’lik ağır yenilgiyle Avrupa’da da duvara dayandı. Şimdi gözler Liverpool maçına çevrilmiş durumda ancak takımın görüntüsü, umut vermekten çok uzak. Oyuncular ise farklı bir dünyada gibi "Düşersek düşelim" diyor.

Sahadaki görüntü, Tottenham'ın yalnızca formsuz değil, aynı zamanda yönünü kaybetmiş bir takım haline geldiğini ortaya koyuyor.

Oyuncular özgüvenini yitirmiş, oyunun kırılma anlarında çözüm üretemeyen ve yaşanan çöküşü durduracak reaksiyonu veremeyen bir görüntü çiziyor.

Liverpool karşısında alınacak olumlu bir sonuç, sezonun geri kalanı için küçük de olsa bir çıkış kapısı olabilir.

Ancak mevcut tablo, bunun kolay olmayacağını açık biçimde gösteriyor.

SAHADA GÜVEN KAYBI DERİNLEŞTİ Tottenham'ın en büyük sorunlarından biri, tecrübeli isimlerin sorumluluk almakta zorlanması oldu.

Cristian Romero, bu yıl içinde gördüğü kartlar ve saha dışına taşan çıkışlarıyla takımın yükünü hafifletmek yerine baskıyı artırdı.

Micky van de Ven'in Crystal Palace maçında gördüğü kırmızı kart sonrası takımın birkaç dakika içinde dağılıp üç gol yemesi, savunmadaki kırılgan yapının en net örneklerinden biri oldu.

Atletico Madrid karşısında David Hancko'ya yaptığı sert müdahale sonrası oyunda kalması ise yeni bir tartışma yarattı.

Guglielmo Vicario'nun dengesiz kaleciliği, Pedro Porro'nun tedirgin görüntüsü ve orta sahadaki sakatlık sorunları da Tottenham'ın dengesini tamamen bozdu.

James Maddison ile Dejan Kulusevski'nin uzun süreli diz sakatlıkları nedeniyle sezon boyunca sahadan uzak kalması, hücum organizasyonunu da doğrudan etkiledi.

Takım içinde yalnızca formsuzluk değil, aynı zamanda ciddi bir gerginlik birikimi de hissediliyor.

SOYUNMA ODASINDA ÇATLAK BÜYÜDÜ Tottenham'daki kriz yalnızca saha içinde yaşanmıyor.

Soyunma odasında da ciddi rahatsızlıkların oluştuğu görülüyor.

Takımın kötü gidişini durdurmak isteyen bazı futbolcuların, yeterince motive olmadığını düşündükleri takım arkadaşlarından memnun olmadığı konuşuluyor.

Bu huzursuzluk, kulübün içinde bulunduğu kırılgan yapıyı daha da tehlikeli hale getiriyor.

En dikkat çeken iddialardan biri ise bir oyuncunun takım arkadaşlarına, yaz aylarında kulüpten ayrılacağını düşündüğü için küme düşme ihtimalini çok da önemsemediğini söylemesi oldu.

Bu cümle, Tottenham'daki ruh halini özetleyen en çarpıcı ayrıntılardan biri olarak öne çıktı.

Londra ekibi, sezonu kontrol etmek yerine sürüklenen bir takıma dönüşmüş durumda.

LİDERLİK EKSİKLİĞİ EN BÜYÜK YARA Kulüp içinde en çok dile getirilen sorunlardan biri liderlik boşluğu.

Tottenham'ın son dönemde kadrosuna katamadığı isimler arasında Eberechi Eze, Antoine Semenyo ve Morgan Gibbs-White bulunurken, Andy Robertson transferinin kaçmasının ayrı bir kayıp olduğu düşünülüyor.

Robertson'un yalnızca sol bek rotasyonu için değil, aynı zamanda saha içi karakteri ve soyunma odası etkisiyle de çok önemli bir figür olabileceği değerlendiriliyor.

Bu eksiklik, eski futbolcuların yorumlarında da öne çıkıyor.

Steven Caulker, Ledley King ve Jose Fonte gibi figürlerin değerine dikkat çekerek formun geçici olduğunu, davranış ve tavrın ise bir takımı ayakta tuttuğunu vurguluyor.

Caulker'a göre gerçek liderlik bağırıp çağırmak değil, her gün örnek olmak, standartları korumak ve zor dönemde takımı toparlayabilmek anlamına geliyor.

KÜME DÜŞME PSİKOLOJİSİ TAKIMI SARSTI Danny Higginbotham da Tottenham'ın yalnızca oyun değil, zihniyet krizi yaşadığını savunuyor.

Sezona ilk altı hedefiyle başlayan bir oyuncu grubunun şimdi ligde kalma savaşı vermek zorunda olduğunu, bunun da kolay bir psikolojik dönüşüm olmadığını söylüyor.

Ona göre sorun, bu kadronun büyük bölümünün daha önce böyle bir baskıyla hiç yüzleşmemiş olması.

Bu durum, takımın maç içindeki kırılganlığını daha da artırıyor.

Oyuncular kötü giden anlarda ne yapacaklarını bilmiyor, bir hata sonrası zincirleme biçimde düşüşe geçiyor.

Tottenham kadrosunun bireysel kalite açısından güçlü olduğu kabul edilse de, takım olma refleksinin büyük ölçüde kaybolduğu görülüyor.

TUDOR'UN SERT DİLİ RİSK YARATTI Geçici teknik direktör Igor Tudor, göreve geldiğinden bu yana üçlü savunma düzenini korudu ancak oyuncu rolleri üzerinde sık sık değişiklik yaptı.

Joao Palhinha'nın savunmaya çekilmesi, Conor Gallagher'ın farklı bölgelerde kullanılması ve Archie Gray'in yer değişiklikleri, takımda istenen istikrarı yaratmadı.

Daha önemlisi, Tudor'un kamuoyu önündeki sert açıklamaları soyunma odasında yeni bir baskı unsuru haline geldi.

Tudor'un bazı oyuncuları açık biçimde eleştirmesi, kısa vadede sarsıcı bir mesaj verdi ancak sonuç üretmeyince bu strateji ters tepme riski taşımaya başladı.

Steven Caulker bu yaklaşımın bazen işe yarayabileceğini kabul ediyor ancak elde sonuç yokken böyle bir dili sürdürmenin teknik adamı soyunma odasında yalnız bırakabileceğini söylüyor.

Atletico Madrid karşısında alınan ağır yenilgi, bu yöntemin en azından şimdilik karşılık bulmadığını gösterdi.

SPOR PSİKOLOĞUNDAN ÇARPICI UYARI Spor psikoloğu Dan Abrahams, böylesi kırılgan dönemlerde oyuncuların hatalarına değil, özgüvenlerine odaklanılması gerektiğini vurguluyor.

Ona göre herkes korku, şüphe ve baskı hissederken koçluğun en önemli görevi, oyuncuya neyi doğru yaptığını hatırlatmak ve yeniden güven kazandırmak.

Tottenham'daki mevcut atmosfer ise bunun tam tersini yansıtıyor.

Abrahams, büyük kulüplerin alt sıralara yaklaştığında ortamın kısa sürede felakete dönüşebileceğini ve modern futbolun yarattığı sosyal medya baskısının oyuncular üzerindeki etkisinin çok büyük olduğunu belirtiyor.

Bu nedenle Tottenham'daki kriz yalnızca taktik ya da fiziksel değil, aynı zamanda çok ciddi bir zihinsel çöküşe de işaret ediyor.

TARAFTARLA OYUNCU ARASINDA KOPUKLUK VAR Sezon boyunca oyuncular ile tribünler arasındaki bağ da giderek zayıfladı.

Chelsea yenilgisi sonrası bazı futbolcuların taraftarı selamlamadan tünele yönelmesi, kaleci Vicario'nun hata sonrası yuhalanması ve Bournemouth maçından sonra yaşanan gerginlik, ilişkiyi daha da sertleştirdi.

Takımın 1977'den bu yana ilk kez küme düşme tehlikesiyle karşı karşıya olması, tribünlerdeki öfkeyi büyüttü.

Van de Ven'in artık sosyal medyaya bakmadığını söylemesi de bu baskının boyutunu ortaya koydu.

Hollandalı savunmacının yaşanan tabloyu 'kıyamet senaryosu' olarak tanımlaması, kulüpteki ruh halinin ne kadar karanlık bir noktaya geldiğini gösterdi.

LIVERPOOL MAÇI SON ŞANS HİSSİ YARATIYOR Tottenham şimdi Liverpool karşısına, sadece puan almak için değil, dağılmak üzere olan yapıyı bir arada tutmak için çıkacak.

Şampiyonlar Ligi'nde Atletico Madrid karşısında alınan ağır darbe, takımın kalan sezonuna da gölge düşürdü.

Birkaç hafta önce Avrupa hedefi konuşan takım, şimdi 49 yıl sonra ilk kez küme düşme utancıyla yüzleşme korkusu yaşıyor.

İlgili Sitenin Haberleri