Haber Detayı

İç cepheyi güçlendiren destan
Yazarlar cumhuriyet.com.tr
13/03/2026 04:00 (1 saat önce)

İç cepheyi güçlendiren destan

İran’a da sıçrayan sıcak savaş, Türkiye’nin “Ortadoğu Bataklığı”na girmesinin ne denli sakıncalı olduğunu, İktidara bir kez daha anımsatmış görünüyor.

İran’a da sıçrayan sıcak savaş, Türkiye’nin “Ortadoğu Bataklığı”na girmesinin ne denli sakıncalı olduğunu, İktidara bir kez daha anımsatmış görünüyor.

İşin ilginç tarafı, bütün uyarılara karşın İktidarın ısrarla Suriye’deki iç savaşa taraf olması...

Şehitlerimize ilave olarak savaşın bütün ekonomik, mali ve insani bedelini “sığınmacılar” üzerinden de öderken...

Sıcak savaşın yayılması üzerine, “İç cephenin tahkim edilmesini” istemesidir. *** İktidarın “Tahkim” sözcüğü “güçlendirme” anlamında kullandığı açıktır; istediği şey “İç cephenin güçlendirilmesidir!” Bu sözün kökeni de Atatürk’e kadar gider: “Asıl olan iç cephedir.

Bu cephe bütün memleketin, bütün milletin meydana getirdiği cephedir.

Görünürdeki cephe, doğrudan doğruya ordunun düşman karşısındaki silahlı cephesidir.

Bu cephe mağlup olabilir; fakat hiçbir zaman bir memleketi yok edemez.

Önemli olan, memleketi temelinden yıkan iç cephenin çökmesidir.” *** 3 Mart’ta Bahçeli şunları söylemiş: “İç cephenin önemi, milli birlik ve dayanışmanın değeri zannederim çok daha iyi anlaşılmış ve açıklığa kavuşmuştur.” 4 Mart’ta Erdoğan şunları söylemiş: “‘İç cepheyi tahkim etmeliyiz’ sözümüzün değeri bugünlerde daha iyi anlaşılıyor.” *** Bu ifadeler üzerine, ülkemizi de tehdit eden bu savaş sırasında “İç cepheyi güçlendirmek için” İktidar neler yapmış diye baktım: 1) DEM Partili belediye başkanlarına ilave olarak CHP’li belediye başkanlarını da görevden almaya başlamış, bir bölümünü de hapse atmış. 2) “Terörsüz Türkiye” sloganı ile bir süreç başlatmış; bu süreçte, PKK göstermelik olarak güya silah bırakmış ama hemen, hem ülkemizin “uluslararası tapu senedi” niteliğinde olan Lozan’ı hem 1924 Anayasası’nı hem de Üniter Cumhuriyet yapısını tartışmaya açmış; İktidar da Türk-KürtArap birlikteliği ve bu birlikteliğin siyasal yapı önerileriyle bunların bir kısmına destek vermiş. 3) Merdan Yanardağ ve Enver Aysever gibi gazetecileri hapse atmış. 4) Ayrıca, Merdan Yanardağ ’ın kurduğu ve yönettiği, benim de 8 yıl boyunca kendisiyle birlikte haftada beş gün her akşam, “18 Dakika” adlı yaklaşık bir saatlik program yaptığım TELE1’e el koymuş, böylece sayıları zaten üç olan “gerçekçi” yayın yapan ve gerçekçi yayın yaptıkları için “muhalif” diye etiketlenen kanallardan geride kalan ikisine de gözdağı vermiş. 5) Kamuoyu araştırmalarına göre Cumhurbaşkanı seçimini kazanacağı görülen başarılı İstanbul Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu ’nu hem “Suç örgütü lideri” hem de “Casus” diye suçlayarak hapse atmış, Cumhurbaşkanı olamaması için üniversite diplomasını iptal etmiş. 6) Ana Muhalefet Partisi CHP’nin kurumsal kimliğine ve varlığına tehdit oluşturan davalar açmış. 7) Daha çok inşaat ve daha çok maden arama izni vermiş. 8) Halkın geçim sıkıntısını en üst düzeye çıkarmış. 9) Emeklileri iyice yoksulluğa mahkûm etmiş.

Bütün bunlar bana “İç cepheyi güçlendirme” adımları gibi değil, tam tersine, “İç cepheyi zayıflatan” adımlar olarak göründü. “Bu nasıl iş?” diye düşünürken birdenbire 3 bin 900 sayfalık muhteşem “Destanı” atladığımı fark ettim ve kendimden utandım: Üstelik geçen Pazartesi günü başlayan duruşmalar ile bu “Destan” adeta zorla gözümüze sokuluyordu.

Müthiş bir “Destandı” bu metin: Aynı anda üç ayrı yerde birden bulunabilen, parti içinde liderlik yarışı yapma ve partiyi ele geçirme suçu işleyen, aynı anda casusluk da yapan kötülere karşı girişilen epik bir mücadele “Destanı”. “Gılgamış” ve “Dede Korkut” destanları bile “mış”, “miş” ve “duydum”lar ile süslenmiş bu “İç cepheyi güçlendirme Destanı” yanında çocuk oyuncağı kalırdı. 21.

Yüzyıl Türkiye’sini tarihe mal eden bu “Destanı” kaleme alanları kutluyorum.

İlgili Sitenin Haberleri