Haber Detayı

İstanbul depremi kaç şiddetinde olacak?
Yaşam takvim.com.tr
13/03/2026 11:45 (5 saat önce)

İstanbul depremi kaç şiddetinde olacak?

Bilim insanlarının son 20 yıllık sismik veriler üzerinde yaptığı analizler, Marmara’daki deprem aktivitesinin Ana Marmara Fay Hattı boyunca İstanbul’a doğru ilerlediğini gösteriyor. Özellikle 23 Nisan 2025’te meydana gelen 6,2 büyüklüğündeki depremi inceleyen araştırmacılar, İstanbul’un güneyindeki kilitli fay segmentinde gerilimin arttığını belirtiyor.

Marmara Denizi çevresinde yürütülen yeni araştırmalar, İstanbul'u etkileyebilecek olası deprem senaryolarına dair önemli bulgular ortaya koyuyor.

Uzmanlara göre, İstanbul'un güneyindeki fay sisteminde dikkat çeken 'sessiz bölgeler' ve olası yönlülük etkisi, kentte hissedilecek sarsıntının şiddetini artırabilir.

Peki beklenen İstanbul depremi yakın mı?

İşte uzman yorumları… BİLİM İNSANLARINDAN KRİTİK UYARI Science dergisinde yayımlanan araştırma Almanya'nın Potsdam kentinde bulunan GFZ Helmholtz Yerbilimleri Merkezi'nden Prof.

Dr.

Patricia Martínez-Garzón'un liderlik ettiği bir ekip tarafından yürütüldü.

Araştırmacılar, fay hattındaki kırılma dinamiklerini ve artçı deprem etkinliğini farklı zaman ölçeklerinde analiz ederek son yaklaşık 15 yıl içinde büyüklüğü 5'in üzerinde olan depremlerin fay boyunca doğuya doğru düzenli biçimde ilerlediğini belirledi.

Bu deprem dizisinin, fayın hem yavaş hareket eden sürünen kesimlerini hem de tamamen kilitli durumdaki bölümlerini etkilediği tespit edildi.

Elde edilen sonuçlar, bölgedeki gerilimin nasıl biriktiğine dair önemli ipuçları sunuyor.

Özellikle İstanbul'a yakın kesimde yer alan ve hala kilitli olduğu düşünülen fay segmentinin, daha büyük bir deprem üretme potansiyeli taşıdığı ifade ediliyor.

Yaklaşık 18 milyon nüfuslu bu büyük metropol açısından risk oluşturabilecek bu durum nedeniyle araştırmacılar, bölgede kesintisiz ve gerçek zamanlı sismik izleme çalışmalarının sürdürülmesinin büyük önem taşıdığını vurguluyor. 2025 TEKİ DEPREM ARAŞTIRMANIN ODAK NOKTASI OLDU Çalışmada özellikle 23 Nisan 2025'te Marmara Denizi'nin altında meydana gelen güçlü deprem ayrıntılı biçimde incelendi.

Bu sarsıntı, bölgede yaklaşık 60 yılı aşkın süredir kaydedilen en güçlü depremlerden biri olarak dikkat çekmişti.

Araştırmacılar, bu olayın ardından gerçekleşen artçı depremleri ve kırılma süreçlerini farklı zaman ölçeklerinde analiz ederek fay hattındaki gerilimin nasıl dağıldığını anlamaya çalıştı.

KİLİTLİ FAY SEGMENTİ İSTANBUL İÇİN RİSK OLUŞTURABİLİR Elde edilen bulgular, Marmara'daki gerilimin zaman içinde doğuya doğru birikmeye devam ettiğini gösteriyor.

Bilim insanları özellikle İstanbul'a yakın olan ve uzun süredir kırılmayan fay bölümünün kilitli durumda olduğuna dikkat çekiyor.

Uzmanlara göre bu segmentte biriken enerji, gelecekte daha büyük bir depremin tetiklenmesine yol açabilir.

Yaklaşık 18 milyon nüfusa sahip İstanbul'un böyle bir senaryoda ciddi risk altında olabileceği ifade ediliyor.

MARMARA'DA TARİHSEL DEPREM DÖNGÜSÜ Ana Marmara Fay Hattı, Avrasya ve Anadolu levhaları arasındaki Kuzey Anadolu Fay Zonu'nun bir parçası olarak Avrupa'nın en tehlikeli fay sistemlerinden biri kabul ediliyor.

Bu hattın Marmara Denizi içindeki bölümü, 1766 yılından bu yana 7 ve üzeri büyüklükte bir deprem üretmeyen tek segment olarak biliniyor.

Tarihsel kayıtlar ise bölgede büyük depremlerin ortalama yaklaşık 250 yıllık aralıklarla meydana geldiğini gösteriyor.

Bu veriler, Marmara'daki sismik döngünün son aşamalarına yaklaşılmış olabileceği ve önümüzdeki dönemde büyük bir kırılmanın yaşanma ihtimalinin giderek arttığına işaret ediyor.

MARMARA FAYI PARÇALARDAN OLUŞUYOR Bilim insanlarının daha önce yaptığı çalışmalar, Ana Marmara Fayı'nın tek parça bir yapıdan oluşmadığını, farklı davranışlar gösteren segmentlere ayrıldığını ortaya koyuyor.

Fayın batı kesiminde 'sürünme bölgesi' olarak adlandırılan bir bölüm bulunuyor.

Bu alanda biriken tektonik enerjinin yaklaşık yarısı büyük depremler üretmeden, fayın yavaş ve sürekli hareketiyle zaman içinde açığa çıkıyor.

Araştırmacılar bu süreci, aynı noktada tekrar tekrar meydana gelen küçük sarsıntıları 'tekrarlayan depremler' olarak adlandırılan olayları inceleyerek tespit etti.

Fay hattı doğuya doğru ilerledikçe, 'geçiş bölgesi' olarak adlandırılan alanda bu sürünme hareketinin giderek zayıfladığı görülüyor.

İstanbul'un hemen güneyinde ise durum daha farklı.

Bu bölümde fay tamamen kilitli durumda bulunuyor.

Sürekli devam eden levha hareketleri ve geçmiş depremlerden aktarılan gerilim nedeniyle burada önemli miktarda enerji birikiyor.

Uzmanlara göre komşu sürünme bölgelerinde enerjinin yavaşça boşalması da, geçiş ve kilitli segmentlerdeki gerilimin daha fazla yoğunlaşmasına neden olabiliyor. 2025 DEPREMİ ARAŞTIRMALARIN ODAĞINA YERLEŞTİ 23 Nisan 2025'te Marmara Bölgesi'nde meydana gelen 6,2 büyüklüğündeki deprem, fayın geçiş segmentinde gerçekleşti ve bilim insanlarının dikkatini yeniden bu bölgeye çekti.

Deprem, Marmara'daki sismik hareketlerin nasıl ilerlediğini anlamak açısından önemli veriler sundu.

Çalışmaya Almanya'daki GFZ Helmholtz Yerbilimleri Merkezi'nden Prof.

Dr.

Patricia Martínez-Garzón liderlik etti.

Araştırma ekibinde Almanya, Türkiye ve ABD'den bilim insanları yer aldı.

Ekibin içinde GFZ'den Prof.

Dr.

Marco Bohnhoff ve Prof.

Dr.

Fabrice Cotton da bulunuyor.

Bilim insanları, Nisan 2025'teki depremi son 20 yılın sismik kayıtlarıyla birlikte inceleyerek daha geniş bir deprem örüntüsünü anlamaya çalıştı.

Özellikle 2025'teki 6,2 büyüklüğündeki deprem ile 2019'da meydana gelen 5,8 büyüklüğündeki Silivri depremi arasındaki bağlantıya dikkat çekildi.

İki depremin merkez üssünün birbirine oldukça yakın olması ve kırılma alanlarının kısmen örtüşmesi, bu ilişkinin araştırılmasını önemli hale getirdi.

SİSMİK AKTİVİTE BATIDAN DOĞUYA DOĞRU YAYILIYOR Bilim insanlarının analizine göre deprem hareketliliği ilk olarak fayın sürünme bölgesinde başladı.

Batı Yüksekliği ve Orta Havza olarak bilinen alanlarda 2011 ve 2012 yıllarında 5'ten büyük iki deprem meydana geldi.

Bu sarsıntılar, sürünme segmentinin doğu ucunda yaklaşık 10 ila 15 kilometre uzunluğunda sessiz bir alan bıraktı.

Daha sonra bu sessiz bölge 2019'daki 5,8 büyüklüğündeki Silivri depremiyle yeniden aktif hale geldi.

Bu deprem yaklaşık 10 kilometrelik bir kırılma yarattı ve 2025'teki 6,2 büyüklüğündeki depremin kırılma alanıyla kısmen örtüştü.

Her iki deprem de Orta Havza'daki sürünme bölgesi ile geçiş niteliğindeki Kumburgaz Havzası arasındaki sınırda meydana geldi.

Artçı sarsıntılar ise merkez üssünün çevresinde düzensiz biçimde dağılsa da büyük ölçüde doğuya doğru, Ana Marmara Fay Hattı boyunca yoğunlaştı.

GERİLİM HALA YÜKSEK SEVİYEDE Nisan 2025 depreminden sonra oluşan artçı sarsıntılar, Kumburgaz Havzası ile İstanbul'un güneyindeki kilitli Prens Adaları segmenti arasında yer alan Avcılar açıklarında yaklaşık 15 kilometrelik bir başka sessiz bölgenin doğu sınırında durdu.

Araştırmacılar ayrıca 2025 depreminden sonraki artçı sarsıntıların dağılımının, 2019'daki depremden sonra gözlenen örüntüden farklı olduğunu belirledi.

Küçük ve büyük artçıların oranı, fayın bu kesiminde gerilimin hala yüksek seviyede olduğunu gösteriyor.

Bilim insanlarına göre bu durum, Marmara Fay Hattı'nın bazı bölümlerinde önemli miktarda tektonik enerjinin hala birikmeye devam ettiğine işaret ediyor.

Bu nedenle bölgedeki sismik hareketlerin dikkatle izlenmesi gerektiği vurgulanıyor.

İSTANBUL'A YAKIN FAY SEGMENTİNDE GERİLİM ARTIYOR Bilim insanlarının yaptığı son analizler, Marmara Denizi'ndeki deprem hareketliliğinin giderek İstanbul'a daha yakın fay segmentlerine doğru yaklaştığını ortaya koyuyor.

Özellikle Nisan 2025'e kadar yaşanan deprem dizisi, sismik enerjinin kademeli olarak Ana Marmara Fay Hattı üzerindeki kilitli Prens Adaları segmentine doğru ilerlediğini gösteriyor.

İstanbul'un hemen güneyinde yer alan bu segment, tek başına 7 büyüklüğüne ulaşabilecek bir deprem üretme potansiyeline sahip.

Araştırmanın baş yazarı Prof.

Dr.

Patricia Martínez-Garzón, elde edilen bulguların önemli bir eğilime işaret ettiğini belirterek şunları söyledi: 'Sonuçlarımız, İstanbul'a yakın kilitli fay segmentine doğru ilerleyen kısmi kırılmaların uzun vadeli bir gelişimini ortaya koyuyor.

Bu, büyük bir depremin tam olarak ne zaman olacağını söylemez ancak fayın hangi bölümlerinde gerilimin kritik seviyelere yaklaştığını anlamamıza yardımcı olur.' DEPREM DALGALARININ YÖNÜ HASARI ETKİLEYEBİLİR Deprem tehlikesi açısından bir diğer önemli nokta ise sismik dalgaların yayılma yönü.

Daha önceki araştırmalar, deprem sırasında oluşan dalgaların belirli yönlere doğru daha fazla enerji taşıyabildiğini ve bunun yerleşim yerlerinde oluşabilecek hasarı önemli ölçüde artırabildiğini ortaya koymuştu.

Yeni çalışmada da Nisan 2025'te meydana gelen 6,2 büyüklüğündeki depremin, merkez üssünün doğusunda bulunan ölçüm istasyonlarında daha güçlü yer hareketlerine yol açtığı tespit edildi.

Bunun nedeni ise deprem sırasında oluşan kısa fakat yüksek enerjili sismik dalgalar.

Bilim insanlarının 'doğu yönlü kırılma eğilimi' olarak adlandırdığı bu durum, Marmara'daki önceki depremlerden elde edilen verilerle de uyum gösteriyor.

İSTANBUL İÇİN OLASI SENARYOLAR Araştırmaya göre, gelecekte meydana gelebilecek orta veya büyük ölçekli bir deprem İstanbul'un batısında başlayıp doğuya doğru ilerlerse, yönlülük etkisi nedeniyle şehirde hissedilen sarsıntının şiddeti artabilir.

Eğer deprem doğrudan İstanbul'un güneyindeki fay segmentinde başlarsa yön etkisi daha sınırlı olabilir.

Ancak kent fay hattına çok yakın olduğu için yine de güçlü yer hareketleri meydana gelmesi beklenebilir.

AVCILAR AÇIKLARINDA 'SESSİZ BÖLGE' DİKKAT ÇEKİYOR Araştırmacılar, son deprem dizisinin ardından Avcılar açıklarında dikkat çeken bir sismik boşluk oluştuğunu belirtiyor.

Kumburgaz Havzası ile kilitli Prens Adaları segmenti arasında yer alan bu alanın yaklaşık 15 ila 20 kilometre uzunluğunda olduğu ve düşük sismik aktivite gösterdiği ifade ediliyor. 2019 yılında meydana gelen 5,8 büyüklüğündeki deprem dizisinin de benzer şekilde sakin bir bölgede başlamış olması nedeniyle, bu sessiz segmentin gelecekteki orta ya da büyük bir deprem için potansiyel bir nokta olabileceği değerlendiriliyor.

Çalışmanın ortak yazarlarından Prof.

Dr.

Marco Bohnhoff da bu olasılığa dikkat çekerek şöyle konuştu: 'İstanbul'un hemen güneyinde, tamamen kilitli olan Prens Adaları segmentinin batısında veya doğrudan üzerinde bir sonraki önemli depremin meydana gelmesi muhtemel görünüyor.

Bu, 6 büyüklüğünde bir deprem olabilir ya da daha büyük bir kırılmayı tetikleyen bir öncü sarsıntı da olabilir.

GERÇEK ZAMANLI İZLEME HAYATİ ÖNEME SAHİP Bilim insanlarına göre Marmara'daki fay hattında meydana gelebilecek büyük bir depremin batıdan doğuya doğru ilerlemesi durumunda, yönlülük etkisi İstanbul'da hissedilen sarsıntının daha da güçlenmesine yol açabilir.

Bu nedenle araştırmacılar, Marmara Denizi'nin altındaki fay sisteminin sürekli ve ayrıntılı biçimde izlenmesi gerektiğini vurguluyor.

Bu kapsamda Almanya'daki GFZ ile Türkiye Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) tarafından ortaklaşa yürütülen GONAF gözlemevi kapsamında yeni sondaj istasyonlarının kurulması planlanıyor.

Ayrıca SAFATOR Helmholtz Altyapı projesi çerçevesinde fiber optik deniz altı algılama sistemleri ile kalıcı okyanus tabanı sismik ve jeodezik istasyonlarının kurulması üzerinde çalışmalar sürüyor.

ERKEN UYARI HAYAT KURTARABİLİR Uzmanlara göre daha gelişmiş izleme sistemleri, sismik hareketlerdeki değişimleri çok daha hızlı tespit etmeyi mümkün kılacak.

Böylece deprem sırasında erken uyarı sistemleri sayesinde kritik altyapıların otomatik olarak kapatılması ve acil güvenlik önlemlerinin devreye alınması sağlanabilecek.

Bilim insanları, depremden sadece saniyeler veya dakikalar önce verilecek bir uyarının bile can kayıplarını azaltmak ve hayati sistemleri korumak açısından büyük önem taşıdığına dikkat çekiyor. (Takvim Foto Arşiv, AA, Scitech Daily)

İlgili Sitenin Haberleri