Haber Detayı
İlber Ortaylı dini inancı ne, Müslüman mı, Ateist mi?
Türkiye'nin önde gelen tarihçilerinden biri olan İlber Ortaylı'nın dini inancı zaman zaman kamuoyunda merak konusu oluyor. "İlber Ortaylı Müslüman mı, ateist mi?" sorusu özellikle sosyal medyada ve arama motorlarında sıkça araştırılıyor.
Tarihçi ve akademisyen İlber Ortaylı'nın dini inancı son yıllarda internet kullanıcılarının en çok aradığı konular arasında yer alıyor. "İlber Ortaylı Müslüman mı, ateist mi?" sorusu gündemdeki yerini korurken, ünlü tarihçinin geçmişte yaptığı açıklamalar ve din hakkındaki görüşleri yeniden gündeme geliyor.
Peki İlber Ortaylı'nın dini inancı ne, kendisini nasıl tanımlıyor?
İşte merak edilen detaylar.
İLBER ORTAYLI KİMDİR?
İlber Ortaylı, 21 Mayıs 1947 tarihinde Avusturya Bregenz'de bir göçmen kampında Kırım Tatarı bir ailenin çocuğu olarak doğmuştur.Annesi Şefika Hanım, babası Kemal Ortaylı'dır. 1949 yılında 2 yaşındayken ailesiyle birlikte İstanbul'a taşındılar.
Sonra taşındıkları Ankara'da etlik ilkokulunda okudu.
Almanca öğrenmesi için kaydettirildiği İstanbul Avusturya Lisesi'nde hazırlık ve ortaokul birinci sınıfı okuduktan sonra Ankara Atatürk Lisesi'ne geçti.
Atatürk Lisesi'nden 1965 yılında mezun oldu.
Annesi, Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi Rus Dili ve Edebiyatı Bölümü'nde görev alan İlber Ortaylı, Rusça'yı, Rusya tarihini ve edebiyatını annesinden öğrendi.Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi (1969) ile Ankara Üniversitesi Dil Tarih Coğrafya Fakültesi Tarih Bölümü'nü bitirdi.
Viyana Üniversitesi Slavistik ve Orientalistik Bölümü'nde öğrenim gördü.
Chicago Üniversitesi'nde master çalışmasını Prof.
Halil İnalcık ile yaptı. "Tanzimat Sonrası Mahalli İdareler" adlı tezi ile 1974 yılında doktor, "Osmanlı İmparatorluğu'nda Alman Nüfuzu" adlı çalışmasıyla 1979 yılında doçent oldu. 1982 yılında devletin akademik politikalarına tepki olarak görevinden istifa etti.Viyana, Berlin, Paris, Princeton, Moskova'da misafir profesör olarak ders verdi, Roma, Sofya, Cambridge, Oxford ve Tunus üniversitelerinde seminerler ve konferanslar verdi.
Yerli ve yabancı bilimsel dergilerde Osmanlı tarihinin 16. ve 19. yüzyılı ve Rusya tarihiye ilgili makaleler yayınladı. 1989'da Türkiye'ye dönerek profesör oldu.1989-2002 yılları arasında Siyasal Bilgiler Fakültesi'nde İdare Tarihi Bilim Dalı Başkanı olarak görev yapmış, 2002 yılında Galatasaray Üniversitesi Hukuk Fakültesi Hukuk Tarihi anabilim dalı başkanı olmuştur..
İki yıl sonra da Bilkent Üniversitesi'ne konuk öğretim üyesi olarak görev yaptı.
Galatasaray Üniversitesi Senato üyesidir.
Ayrıca İlke Eğitim ve Sağlık Vakfı Kapadokya Meslek Yüksekokulu Mütevelli Heyeti üyesidir.2004 yılında TRT 2'de başlayıp TRT Türk'te hafta sonları yayınlanan "İlber Ortaylı ile" adlı belgeseli sundu.2009 Yılında NTV'de "İlber Ortaylı ile Tarih Dersleri" adlı bir program yaptı. 2011 yılında Bloomberg HT kanalında da "İlber Ortaylı ile Zaman Kaybolmaz" adlı bir program yaptı.Topkapı Sarayı Müzesi'nin 2005-2012 yılları arasında başkanlığını yaptı. 2012 yılında yaş haddinden emekli oldu.
Halen Milli Saraylar Bilim Kurulu Başkanı'dır.İlber Ortaylı, Uluslararası Osmanlı Etüdleri Komitesi Başkan yardımcısı ve Avrupa İran Tetkikleri Cemiyeti üyesidir.İlber Ortaylı; Türkçe; ileri seviyede Almanca, Fransızca, İngilizce, İtalyanca ve Rusça; orta seviyede Kırım Tatarca, Slovakça, Romence, Sırpça, Hırvatça, Boşnakça, Arapça, Farsça, Latince, İbranice, Antik Yunanca ve Yunanca bilmektedir.5 Kasım 2012 - 11 Mart 2013 tarihleri arasında gazeteci-yazar Mehmet Barlas ile beraber "Her Zaman" isimli bir tarih programı yaptı.1981 yılında Mersin eski Senatörü Dr.
Talip Özdolay'ın kızı Ayşe Özdolay ile evlendi ve bu evlilikten Tuna adında bir kızı oldu.
Daha sonra 1999 yılında eşinden boşandı.Ortaylı, bilgisayar ve İnternet kullanmayı sevmemektedir.
Herhangi bir sosyal medya sitesinde adına açılmış hesapların hiçbiri kendisinin değildir.[13] İlber Ortaylı'nın ayrıca çocukluğundan beri büyük bir tutku ve özenle biriktirdiği minyatür otomobillerden oluşan büyük bir koleksiyonu vardır.
İLBER ORTAYLI DİNİ İNANCI NE?
İlber Ortaylı'nın dini inancı hakkında açıklaması bulunmuyor.
Ancak bir röportajında İslamiyet ile ilgili şu açıklamayı yapmıştı: "İslam ezeli ve ebedi bir dindir.
İnsan yaratılıştan itibaren İslamdır" Ortaylı röportajında şu ifadeleri kullandı:Cahiliye tabiri doğrudan doğruya bir dini tabirdir.
Bir inanç meselesidir.
Allah'ın birliğine, vahdetine inanan insanların kendilerinden evvelki tarihe cahiliye adını vermeleri normaldir.
Çünkü bu panteistlik çok tanrılı bir dindir.
Buralarda hükmeden.
Ve bunun çok yaygın olduğunun üzerinde tartışmıyoruz.
Devirleri üzerinde tartışıyoruz.
Başka bir görüş de vardır.
Vahdet fikri insanlarda hep vardı.
Tek tanrıcı dinler.
Zaman zaman gerilemeler görüldü.
Mesela eski Mısır dininde öbür dünyayla ilgili itikad, muhakeme, kıyamet vesaire gibi kavramların çok teferruatlı ve yaygın şekilde yer aldığını görürsünüz.
Bu ne zaman nasıl yerleşti?
Bunu tarih ilmi henüz tespit edebilmiş değil tam sıhhatiyle.
Böyle bir görüş de var.
Mesela İslam ezeli ve ebedi bir dindir.
İnsanlar yaratılıştan itibaren İslam'dır.
Bizim İslamiyet'in zuhurundan bahsettiğimiz göldür.
Yani Peygamberimizin, Resul-i Ekrem'in bunu bize tebliğ etmesinden, açıklamasından itibaren.
Ama bu demek değil ki İslam orada doğdu, var oldu.
Dolayısıyla bu gibi münakaşalara girmeden evvel ki bunlar ahiret sualini teşkil eder, literatürde biz laflar fakat bunsuz da olmuyor düşünce.
Bir şeyin üzerinde kesin durmamız gerekir.
Böyle efendime söyleyeyim işte totem dönemi, ondan sonra politeist dönem, çoktanrı din dönem, nihayet monoteist dönem diye Fransız pozitivist sosyolojisinin getirdiği bir tasnifin tarihle pek bağdaşmadığı ve vakaları çok güzel aydınlatamadığı açıktır.
Onun için bunun üzerinde ayrıca duracağız.
Fakat burada cahiliye dediğimiz hakikaten İslam dininin açıklanmasından evvel insanların yaşayışında, toplum kurumlarındaki bir takım adetlerin Böyle adlandırılmasıdır.
Yoksa bizim anladığımız anlamda cahil değil.
Yani insanlar o zaman da okuma yazma biliyorlar.
İnsanlar o zaman da taş eserler, metal eşya veriyorlar.
Ve insanlar o zaman da medeniyetin en önemli vasfı olan başka toplumlarla bir şekilde temas ediyorlar.
Yani bir şekilde adam hakkında temas ediyorlar.
O malları kullanıyorlar, gidiyorlar oraya, geliyorlar oraya, etkileniyorlar.
Ve o cahiliye dediğimiz toplumda Arapların yan yana yaşadıklarının arasında Hıristiyanlar var, Yahudiler var tabii.
Ve daha önemlisi bizim bugün Hanif dediğimiz bir tür tek Tanrı'ya inanan insanlar var.
Allah'tan korkanlar.
Bu hep olmuş.
Mesela Roma döneminde de Yahudilerin yanında Yahudi olmayan yani anadan babadan öyle geçmeyen biliyorsunuz Yahudilik çok kavmi bir dindir.
Ama tıpkı Yahudi şeriatını tatbik eden ve kendilerine Allah'tan korkanlar adını veren bir grup var.
Sünnet oluyorlar, oruç tutuyorlar, işte bir takım temizlik kurallarına.
Yani her zaman Orta Doğu'da böyle bir grup var.
Bunlar çok önemli bir grup bu.
Bunların üzerinde durmamız gerekir.
Bir kere bu var.
İkincisi çok özellikle üzerinde durmamız gereken bir şey bu medeniyeti anlamadan İslamiyet'in doğduğu toprakları değerlendirmemiz de mümkün değil.