Haber Detayı

ABD, 2002’de Türkiye’yi Nasıl Kandırmak İstemişti?
Yazarlar cumhuriyet.com.tr
14/03/2026 04:00 (3 saat önce)

ABD, 2002’de Türkiye’yi Nasıl Kandırmak İstemişti?

Gazetemiz Cumhuriyet ile Atılım Üniversitesi’nin işbirliği ile yapılan düzenli etkinliklerin geçen haftaki teması, yeni küresel gelişmelerdi.

Gazetemiz Cumhuriyet ile Atılım Üniversitesi’nin işbirliği ile yapılan düzenli etkinliklerin geçen haftaki teması, yeni küresel gelişmelerdi.

Etkinlikte, doğal olarak ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırıları ele alındı.

Deneyimli emekli Büyükelçi Sermet Atacanlı yaptığı boyutlu değerlendirmesinde, ABD’nin bölgede yarattığı ve milyonların ölümüyle sonuçlanan çatışmaların yapay gerekçelere dayandığını aktarırken dönemin ABD Başkanı George W.

Bush ’un Irak saldırısı öncesi Saddam Hüseyin ’in kitlesel imha silahlarına sahip olduğu yalanını ürettiğinden söz etti.

Etkinliğe dinleyici olarak katılan eski Dışişleri Bakanı Prof.

Dr.

Şükrü Sina Gürel de bir anısı ile bu yalan üretimini, çok çarpıcı bir örnekle somutlaştırdı: “Sanırım 2002 Ağustos ayıydı.

ABD yetkilileri, bir istihbarat grubunu Kuzey Irak’a geçirme istemini dışişleri bakanı olarak bana iletti.

Ben de Türk görevlilerle birlikte gitmeleri koşulunu ileri sürdüm.

ABD grubu, Türk görevlilerle birlikte Irak’ta bulundukları süre içinde ayrı birtakım işler becermeye çalıştılar.

Bir hafta sonra Amerikalılar, ‘İki varil kimyasal bulduk, bunları İncirlik’ten geçirebilir miyiz” dediler.

Ben de, ‘Önce bize bunlardan bir örnek vermeniz gerekiyor ki biz de kendi tahlilimizi yapacağız’ dedim.

Onun üzerine iki varil birden ortadan kayboluverdi.

Söylediklerine göre, meğer varil değilmiş kimyasal, çok küçük bir miktarmış ve bundan örnek vermeleri mümkün değilmiş...

Bunu İncirlik’ten geçirebilirler miymiş... ‘Hayır’ dedik.

Bu olaydan bir ay sonra Birleşmiş Milletler’de ben de konuşmacıydım.

Herhalde orada dönemin ABD Dışişleri Bakanı Colin Powell , ‘İşte Türk dışişleri bakanı da burada, şahidimizdir, Irak’ta kimyasal bulmuştuk, Türkiye üzerinden geçirdik’ diyecek ve bizi yalancı şahit yazacaktı.” Bu anıdan çıkarılacak çok büyük bir ders var: Anadolu topraklarına son günlerde düşen kuşkulu füze parçaları var.

Türkiye her an, çeşitli yalan dolana sapıp bölgeyi kana bulayan ABD yönetiminin yeni bir kötü niyetli hile ve kandırmacaları ile karşı karşıya gelebilir.

Emperyalizm bölgede sıkıştığında Türkiye’yi, başlattığı çirkin çıkar savaşına mutlaka bulaştırmak isteyecektir.

Suriye’de bu bataklığa sürüklenmiş olan Saray düzencileri, bu kez yaşanmışlıklardan ders çıkarmalıdır.

Yok, içeride milyonların oy verdiği muhalefet ile uğraşarak demokrasiden uzaklaşmaya devam edip meşruiyeti Trump ’tan beklerlerse halk sorumlulara gerekli dersi verecektir.

KAMU OĞLU KAMU Akın Gürlek , “Mahkeme salonları siyaset arenası değildir.

Burada siyasi şov yapılamaz.

Mahkeme salonlarında yalnızca yargılama yapılır” demiş.

Ekrem İmamoğlu ve arkadaşları için hazırlanan iddianamede bir “müşteki” (şikâyetçi) var: Adı: Kamu Hukuku.

Kamu oğlu. 1.1.1980 doğumlu.

Kamu oğlu Kamu Hukuku’nu bulabilene aşk olsun...

Akın Gürlek’in adalet bakanı olduğu yerde, mahkeme salonlarında yargılamalar işte böyle yapılıyor.

İlgili Sitenin Haberleri